Ekleyen : Kalem Kurusu
Tarih : 31 Mayıs 2008
Kategoriler : Denemeler
Yorum Sayısı : 0
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.

Sen böyle davrandığın sürece kanar bu yara… Kabuk tutmaz, kök salar içimize, derinlerimize doğru… O mükemmel duygu özlem bile aşağılık bir hal alır bilinçlerde ve özlemekten utanır oluruz artık… Gecenin bir yarısı telefon çalar… Bilinmez kimin aradığı, bilinmeyecektir de… Tahmin edilir mi dersin… Edilirsin dersin ki çalar telefon… Özlemi yüz kızartıcı kılar ve sen ancak orda yaşarsın… Bilinen gerçekler yalanın dipsiz uçurumunda diplere doğru sürüklenir bu saatlerde… Rutubetli bir odadaki vicdan azabını duyarım… Bu rutubetli odada sakladığın yalan kıldığın gerçekler mesafe uzadıkça daha çok saklanacağına aksi gibi yaralar seni… Senin yaralandığın yetmez sanki, senin bu yaranı hep kaşıyacak oluşun, hep kanatacak ve benim özgürlüğümü tutsak kılacak oluşun yetmez sanki… Yetmez ki beni de yaralarsın gecenin bir vakti…
Bildiğim o şarkıyı tekrar hatırlatmanın bir anlamı yoktur halbuki… O şarkıyı hele ben her fırsatta aynı şimdi olduğu gibi saatlerce söylerken hiçbir anlamı yoktur…Tekrar etmek o kaçamadığımız kahrolası kısır döngülere dönmektir bizim için… Başkalarının mutluluklarını daimi kılmaya çabalarken kendimizi yoktan saymamızdır… Bu yüzden kiracı olduğunu sandığın bir kalpten taşınamadın işte… Büyük konuşma derdin bana hep…. Büyük lokma ye büyük söz söyleme… Yazık ki söylediklerini yerine getiremeyen sensin bu sefer… Ve yine yazık ki sanki ben söylediğim yerine getirememişim gibi yanıyor canım yine… Birbirimize bu şekilde haksızlık etmeye nereye kadar devam edeceğiz bilmiyorum… Sana hiç olmamış ve hiç olmayacak kozlarımı göstermekten ne zaman vazgeçeceğim bunu da… Ama Hatırlar mısın bilmem… Hatta hatırla istersen… Herkese yalan söylediğimi söyledim ben sana… içimdeki kıpırdanan bir çocuğun varlığını haykırdım sessiz mısralarda… Yapabileceğimin en iyisini yaptım… Sana jurnalledim kendimi… Dedim ki “şimdilik git… Ben her zaman olduğum gibi buradayım… Seni bekliyorum… Hiç uzaklaşmadan… Sensiz bir adım bile atmadan… Hatta nefes almadan belki… Seni bekliyorum dedim…”
O aradaki katar katar uzayan mesafe zamanla bu sözümü tutmamı engelledi benim…. Yada kısa bir süre içindeki engelleyecektir… Bu ne demektir bilir misin?
Bitti benim sevgim…. Tükendim… Tükendim ben ve yenildim… Sana, zamana, doğaya, hayata kadere gururuma yenildim…Yenilgimin sebeplerini bilirsin mutlak, teslimiyetimin manasını da… Teslimiyetim bile bir çok şeyi anlatmaya yetmelidir sana….Tüm bunlara karşın şimdi yaptığım yine aynı… O mükemmel gururumun hakim olduğu tutsak bir bedende yaşıyorum artık… O içimden geldiği gibi davranan, o deli çocuktan eser kalmadı… derken… Çıkıyorsun karşıma… Herşey yine allak bullak… Herşey yine sil baştan…

Bu kez değil artık… Bu kez değil kelimesi kadar ağır başka hiçbir hakaret yok varlığımı köreltecek ama yinede… Bu kez değil… Bu kez yapabileceğim en büyük iyilik jurnalcilik sadece… Zannettiğin gibi en temiz leke benimkisi değil… fikrimdeki ile zannettiğin aynı değil… İyi duy bunu… Yeni bir kısır döngüye giremeyecek kadar realistim artık… Ve seni gururuma gebe bırakmak istemeyecek kadar çok seviyor diğer yanım… Değişti bir şeyler… bir şeyler kontrolümden çıktı artık… Ve rüzgarın savurduğu yönlere ilerliyorum ben… bir gün tekrar rüzgara yön verecek kuvvetim olursa benim… Temiz lekelerimi çamura bulayacağım ben… Paylaşılacak tek bir yenilgimiz kaldı sadece… Çamurlama beni sevgimi… Senden bir kez olsun duyamadığım o bir çift sözü ne kadar çok kişiden duyabilirim diye düşünüyorum günlerdir… Ve şimdi ne kadar çok kişiden duyduğuma inanamazsın… Bu sözü duyabilmek için tahmin edemezsin neler yaptığımı… Güvenme bana…
Benim ben olduğum günler çok eskilerde kaldı… Artık incitemezsin beni… İncitirsen affedemem…
Güvenme bana…
Seni çok incitirim…. Ve daha acısı Hiçbir zaman affetmezsin beni…

Kenan BİLİCİ