Ekleyen : Barış Akbalı
Tarih : 22 Kasım 2007
Kategoriler : Nesirler
Yorum Sayısı : 1
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.

Aynaya baktığım zaman sadece yüzüme bakmıyorum.
Bazen öylesine derin şeyler görüyorum ki,
kendimden ve yaşadıklarımdan korkuyorum.
Yaşam hiç bir zaman anlayamadığımız bir hızla ve biçimle akıp gidiyor.
Biz ise ortaya getirilen ve
hükümleştirilen kurallarla yaşamaya çalışıyoruz.
Peki bizi hayata bağlayan ne?
Neden her zorluktan sonra bile ölümden delicesine korkuyoruz?
Neden bazı şeyleri terk edemiyoruz?
Biz farkında olmadan bağlanıyoruz.
Hem de yaşamın en sağlam ipleriyle.
Ne hissedersek hissedelim ya da neye üzülürsek üzülelim,
içimizde var olmayı arzulayan bir şey var.
Daima bir şeylere bağlıyız ve bunları hep görmezden geliyoruz.
Oysa ki yaşam bize değerli olan her şeyi sağlıyor.
Bizim tek yaptığımız bağlanmak istediklerimizi çoğu zaman
yanlış seçmek. Eğer sevmeyi düşünüyorsanız,
ileride bağlanmayı da düşüneceksiniz.
Ama unutmayın ki bağlanmak bir insanın yapacağı en zor şeydir.
Çünkü, bir parçanız bağlandığınıza aittir.
Hep onu düşünür ve hep onu özlersiniz.
Yaptığınız ve yapmak istediğiniz her şeye onun gözünden bakarsınız.
Her kelimenizde ve her soluğunuzda onun harfleri ve
onun heyecanı vardır.
Artık siz her şeyinizi feda edebileceğiniz
bir şeyle karşılaşmışsınızdır.
Eğer bunu doğru şeye yaparsanız,
işte o zaman hayatın anlamı sizin için bunu yapamayanlardan
çok daha fazla artacaktır. Şunu bilelim ki,
bağlılık sorumluluk ister ve
her insan fark etmese de bir şeye veya birine bağlıdır.
Ondan kopması ne kadar zorsa, bağlanması da o kadar zordur!