Bir Hayat Daha Olmalı
Gitmek ve kalmak üstüne yazı yazasım gelmiyor. Gitmek ve kalmak çok acı bana bu gece… Sabahın ilk ışıklarını beklerken ve güneş bir dağın eteğinde parıltısını müjdelerken, ben bütün güneşlerimi saçtım. Kendimde bulamadığım bir ışık parıltısını aradığım ıraklar, şimdi ta içime işledi. Bir yerlerimde bugün sabah olmakta ve işte dünya uyanırken, seni özledim… Mayıs, bir başka terkediyor benim mevsimimi, ben nisanda kaldım… Üşüyemiyorum işte, ben ne kadar bir mevsimin içinde yaşarsam yaşayayım, içimde bir nisan göz kırpıyor mayıslarıma, yapamıyorum.
Gonca gonca yapraklaşıyorum gözlerinde, dört yanımda bahar esintileri, dört yanım dört yaprak… Tanrının yarattığı, senin yeşerttiğin dördüncü yapraklarım filizleniyor sol yanımda. Tomurcuk tomurcuk bir sevda, ılık ılık esen rüzgara bırakıyor kendini… Ben ne kadar çabalarsam çabalayayım, toprak ana bırakmıyor köklerimi. Seninle suluyorum işte diplerimi… Yeşerdikçe yeşeresi bir sevda belki bu ama, her baharın ardı yaza, kışa bağlanıyor. Bir atkı en fazla, bir mevsim giyilebiliyor…
Mucize denen büyü var mı, yoksa insan mı mucizeleştiriyor sevdalarını?
Bu sol yanımda çırpınan bahar mı, yoksa hayat mı titretiyor bütün kışlarımı?
Şimdi bir dünya uyanıyor yavaş yavaş.
Fırından sıcak ekmek kokusu burnuma doluyor. Her nedense ve iyiki bu sabah bütün hücrelerim sana dair yaşıyor. Bir ekmek tazeliğinde, ve sıcaklığında gönlümün ekmek misali, ve bölünce işte kalbimi ikiye, içinden buram buram ekmek kokuyor… Sana dair çarpan her sevda, taze kalıyor. Anladım ki bir insan sevmekle nefes alıyor…
Her nefesim ekmek ekmek içime dolarken, ben dalga dalga silüetlerini silerken gecenin, tohum tohum ekilirken sevgim buram buram toprağa, filiz filiz coşarken bir sevdaya, özledim sadece…
Ya git, ya da git…
Meselenin bu kadar basitleştiği bir hayat benimkisi…
Seçeneksiz bir test, kör bir düğüm…
Şimdi gün ağardı işte, neredesin güneş?
Ben seni beklerken, nedir bu pus. Her pusta pusulanmış bir kasım penceremde yükseliyor. Bütün baharlarıma soğuk vuruyor, dudakları soğuktan çatlıyor, ellerine yırtık bir eldiven giyiyor, ama en iyi işte “o” atkı ısıtıyor…
Bir sevda bir yandan çekiştiriyor, bir dost diğer yandan yaralarını bir eczaneye soruyor, bir atkı enseni sımsıcak sarıyor, ve insan mayısta da kadir kıymet anlıyor…
Anladım ki dostluktur daimi olan, dosttur seni uğurlayan. İşte bu yüzden değerini bilmek gerekiyor. Bir kış insanın içini kemiriyor, yaz vuruyor sonra bütün acıları eritiyor, sonbahar yaprak yaprak içine işliyor, ama işte bahar kalan bir dost her daim bulunabiliyor.
Bütün baharlarıma,
Bütün dostlarıma,
Bütün sevdalarıma,
Bütün acılarıma,
Selam olsun…
Not : Resimdeki;
İzmir Alsancak Kıbrıs Şehitlerinin Köşenindeki Ihlamur Satan Dünyanın En İyi Kalpli İnsanıdır.


















Temmuz 31st, 2008 - 10:15
“Mucize denen büyü var mı, yoksa insan mı mucizeleştiriyor sevdalarını?”
bugünlerde mucizeye ya tesadüf diyoruz yada kader…
ve artık bu günlerde ekmek kokusunu almayalı bi hayli oldu…
istanbulun sokaklarında ıhlamur satan pek yok ufacık elleriyle uzatılan mendilleri var çocukların
ya da arabaların olmayan lekelerini silmek için suyla karıştırılmış bi cam sil ve kirli bezleri var
ve onların içindeki öfke herkese
sadece gelmişine geçmişlerine söverek teselli etselerde kendilerini bi hayat daha olmalı …yaza kışa ve tüm baharlara inat…