Boğuluyorum
Burası büyük, vurdumduymaz bir şehir…
Ben bu şehirde sensiz yaşayamam…
Bu şehirde her sabahı birlikte karşılamalıydık.
Bu şehrin her yerinde, herkesin içinde elele dolaşmalıydık…
Girmediğimiz sokak kalmamalıydı…
Bakışlara aldırmadan, sokağın ortasında sımsıkı sarılmalıydık…
Denize bakarken, martılara ekmek atıp,
dudak payı bırakılmış demli bir çayı yudumlamalıydık…
Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saat yaşamalıydık…
Oysa şimdi bu şehirde sen yoksun…Beni karanlıklar sarar…
Ben bu şehirde sensiz yaşayamam…Gitmeliyim bu şehirden…
Bu şehir boğuyor beni…Sesler bir uğultu gibi yükselir bu şehirden…
Üstüme üstüme geliyor tüm kalabalıklar…
Kalabalığın ortasında çaresiz ve yılgınım…
Bu şehir boğuyor beni…Bu şehirde kendim olamıyorum artık…
Tükendim, her gün bu şehirde kendimi ve seni aramaktan.
Her sokağı, her yolu çıkmaz olmuş bu kentten gitmeliyim…
Bu şehrin yüreği sende atmıyorsa,
sana kan taşıyacak bir damar olamıyorsam ben,
alıp başımı gitmeliyim bu şehirden…
İnsan bir şehir olamıyorsa senin içinde yaşadığın ve
bu şehir senin gözlerinden yapılmamışsa eğer,
artık yaşamamalı burada çekip gitmeli…
Biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz…
Yıkılmış bir şehirdir artık burası…
Tıpkı yüreğim gibi, içinde baykuşlar öter…
Yarim, boğuluyorum…Beni boğan bu kentten gitmeliyim…
yaşamam için kendime senin gözlerinden yapılmış
yeni bir şehir bulmalıyım..
YOKSA ÖLECEĞİM!!!

















