Savaş
Gergin tuttuğu okunu yanağının üstündeki bir noktadan saldı. Ok ice bir ıslık çalarak havada ilerledi ve hedefi vurdu. Miğferin kurtamadığı hedef ufak bir kan gölünün ortasına düştü.
Etrafına bakındı. Her yerde kan ve çelik vardı. Elleri kana bulanmıştı. Savaşın dehşetini yaşıyordu. Eline ilk kılıç aldığı günkü gibi hisseti kendini birden. Burnu koku almıyordu, elleri yayı hissetmiyordu, gözü görmüyordu, konuşamıyordu tek yapabildiği öldürmekti. İşte ilk savaşının dehşeti Adnul’u böylesine dehşete düşürmüştü.
Yan tarafında bir gece önce kadeh tokuşturduğu adam kanlar içerisinde yatıyor, kanlı elini Adnul’a bükük bir şekilde uzatmış biraz su için yalvarıyordu. Adnul acımasızca adama baktı. Adam acı çekiyordu. Evet ölecekti, ama bu saatler sürebilirdi. Adnul hançeri çekerek adamın acısını sonlandırmaya karar verdi. Tam adamın yanına gitmişti kokulu bir barbar tarafından yakalanarak yere yapıştırıldı. Adam Adnul’un üstünde duruyor kılıcına dokunmadan onu yumrukluyordu. Adnulun yapacağı hiç birşey yoktu…
Ölümü kabulenircesine çırpınmayı bırakmışken adam birden taş gibi Adnul’un üstüne düşü verdi. Ayağa kalkıp baktığında adamın sırtında kabzasında mütefik ordunun işrareti bulunuyordu. Adnul ağır barbarı yana iterek kurtarıcısına bakındı. Göremeyince yayını alarak beline bağlı olan sadağından bir ok almak uzandı lakin sadağı boşalmıştı.
Her okçu gibi belinin sol tarafında ki kısa kılıcı çekerek savaşın ortasına atladı…
Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu ama ona saatler gibi geliyordu. Durmaksızın kan ve çelik etrafta uçuşuyordu. Saatlerce belkide günlerce savaştıktan sonra etraf biraz durulmuştu. Yer yer bazıları ellerinde ki mızraklarla yerde can çekişen adamları öldürüyor yada sedyeler ile taşıyorlardı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken batı olduğunu tahmin ettiği bir yönden deri bir boru sesi geldi. Elini batmakta olan güneşe karşı siper ederek o tarafa baktı. Ama güneş tüm görüşünü engelliyordu.
Kolunki bir yaraya yerde bulduğu kanlı bez parçasını sararak yayını ve sadağını yere fırlattı. Yere saplanmış uzun çelik kılıçardan birini kaparak batıya doğru koşuşturan ufak bölüğe katıldı. Bunun bir keşif kolu olduğu çok belliydi ama onun amacı biryerlerden tanıdık gelen boru sesini bulmaktı…



















