Devrik Cümle
Adı konamayan suskunluların sevinç bozma sahnesine dönmesiydi yalnızlık, hiçbir şey bilmediğini bilmek, bilmediğine fütursuzca yürümek bilge susmuydu, arkası revan günlerin kanrevan boşluğunda boğazıma doladım kinimi… Aşk yalnız yaratılmamıştı cana, karaya çalan düşlerin hüzün sıtması onda hep vardı… Zihnime ilişen biçarelikten sıyrılamadım İleyha, kapımı kapadığım acının, boşluğunda içime ve sahipliği yapacağını hesaba katamadım…
Aklıma sus, dilime pas, kaleme yas… Terk etmek yiğitliği korkaklığa salmaktı, şimdi hangimiz en cesurun en korkağıyız İleyha…
Yalana batan cümlelerden günahın şerbetini içtim, şimdilerde karın ağrısı sancılardır dürüstlüğüm… Bir kaçıştır aslında his mayınlı arazilerde içime sinen sessizlikte susları patlatamadan terkine adımlamak, dil günaha düşen her sözün acısıyla kelimelerin sacı olur, asırlık an’lar gözlerden dökülen yaşların bir çığ yangını gibi büyümesini tasvir edemez, suskunluğun ketum yüzünde yalan bir kanıta depreşir anılar… Kirpiklerimin ıslaklığında büyüdü çölüm ileyha, en çok sele giden yanımız en çorak yanımız oldu…
Aşk’ı hengamelerde yitirdim tuza bastığım yüreğimi, aklımı sürüp namluya dilimi süngü edip an içinde yıllarca alfabemle savaştım… Şehrin geçtiği her sokağından topladım suretimi, kimine tükürdüm kimine tutundum… Yaramda törpüye gelmedi, pas tutmuş ağrılarım, adının gülünde sardım ilmeği boynuma, sehpamı yüzüne kurdum, kanımla yıkadılar şehri, ilk’in içinde bir son’la “sen” dedi soluğum, ilmeğim iyice yağlandı…
Neden içimdeki mevsimleri bozar eylül yüklü susun?…
ileyha!, farkında mısın ölü bir canı taşımaktan yorgunsun… İçimi usul usul kemiren bir kurt oldu kalemim adına yasak düştüm nüshama den vuran yüzümden ürktüm… Esrarına saklandığın İstanbul eleverdi seni, çocuk gibi baktın içine devrilen hüzün yüklü gemilerin ardından, gözlerin sendeleyince yaşamın alnında sessiz harflerinle konuşup suskunluğun en oktavlı yerinden yırtıldın… Şakaklarıma dayanan bir cümle yığınında kumda elmas arar gibi yıllarca sen’i aradım, kapısına köle oldum suskunluğun, aklıma bulanan sularda yüzünü gördüm, kan kaybı oldu heybesinde sözü biten yaşamım… Yaşadıklarını dilenen bir çocuk oldun ileyha, ciğerini kartallara yem ettin, mümkünü yok kimsesizliklerin…
Aklıma deli gömleği giydirdim, ölümün ensesinde seyrüsefer yüzünün değdiği sokaklara göçtüm… Sözler zihnin çemberinde kıvılcıma benzin döker, son sözdeki küçük harfli elveda deyişler kavurur alevi…aşk, hakikatın buynuna binen sütten çıkmış ak kaşık oldu yalanında, pas tutan yanların aşk oldu İleyha, kangrene kestiler dilini, çoğulundan tekiline düştün yaşamın, öznesini yitirmiş bir sevi kaldı kirpiklerinde, bakışın ağlayışın uçurumlarında sürçtü, usulca kaydın katre katre damladın esmer gecenin koynuna…
Ölmek de bir doğma eylemi değil midir ileyha? Şimdi bütün intiharlarını kuşan ve gel, gel ve öl bana!…
Kara kefeni giyen gecenin tenini gördüm aşkın aynasına yansıdı yüzün kendimi sende gördüm….
_________________________________________________________________________________________
Not : Siz hiç hayalini kurduğunuz ve geleceğine inandığınız bir sevgili’nin gelmesi için dua’lar ettinizmi? Mektuplar yazdınızmı? Ben bazı mektuplarımda adını “umay” koydum bazılarında ise “ileyha”… Meğer adı Gevher‘miş yüreğime gelişiyle öğrendim… Cancazım, sevgilim… Seni bilmeden önce dilerken rabbimden, aslında seni çok iyi tanıyordum ve geleceğini biliyordum… Tesadüs değil bu aşk, sen gönlüme nakşedilmişsin!.. Seviyorum Seni…







Şubat 28th, 2008 - 02:50
Ölmekte bir doğma eylemi değilmidir, bütün intiharlarını kuşan ve gel, gel öl bana
Temmuz 8th, 2008 - 02:52
Mutluluklar diliyorum:)