‘alışveriş’ olarak etiketlenmiş yazılar

Melankolia ve Ben Tümevarım Sen Gevher

Cumartesi, 05 Temmuz 2008

Bir yağmur damlası düştüğü zaman penceremize… Gidilesi uzaklar gözümüzün önündeyken, kırılan ışıkla beraber, daha da uzaklaşan bir kaç damla umut eskitiriz penceremizde… Her gün ekmekle beslediğim güvercinler için ekmekleri ıslatmama gerek kalmadı. Ben ekmekleri koydum, onlar ıslandılar. Lakin ne güvercinler geliyordu, ne de umutlar yitiyordu… Onca umudun arasına güvercinlerin gelme umudunu da ekledim, ve her damlada biraz daha eskittiğim, yittiğim bir hayata adadım… İnsanlar telaşla bir yerlere yetişmeye çalışırken sürekli bu kavurucu sıcaklıkta, pencerelerde keyiflenenleri de gördüm… Bir hayat telaşına düşmüş insanlar, ne yapacaklarını bilmeksizin sanki ve şuursuzca koşarlarken soruyorlar mıydı acaba kendinerine ; “Yağmurda koşan mı, yürüyen mi ıslanır?” diye. Ve her defasında “koşan” olmasına rağmen cevap, hep koşmayı mı seçiyorlardı? (more…)

Ortaoyunu

Çarşamba, 11 Haziran 2008

ORTAOYUNU

1.ORTAOYUNUN KAYNAĞI
Orta Oyunu’nun, “Meydan oyunu” ve “Kol Oyunu” dan geçerek varmış olduğu son şekil; konuları, oyunların dramatik yapısı, oyun tarzı, komik unsûrları ve tipleri ile Karagöz’ün Perde’den meydan’a inmiş şeklinden ibârettir. Şükrü Elçin de Ortaoyununu aynı şekilde “Meddahın çok sanatkârlı şekli veya Karagöz’ün perdeden yere inmiş nev’i” olarak tanımlamaktadır. Meddah’ın çok sanatkârlı bir şekilde veya Karagöz’ün perdeden yere indirilmiş hali olarak tarif edebileceğimiz Ortaoyunun Türkiye’de eski kol oyunlarının temsili bir karakter alması ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. (more…)

Bırakın Işığınız Yayılsın

Pazar, 01 Haziran 2008

Uzaklarda küçük bir kasabada genç bir adam kendi işini kurdu – bu, iki caddenin köşesinde bir perakendeciydi. Adam dürüst ve dost canlısıydı, insanlar onu seviyorlardı. Ondan alışveriş yapıyor ve arkadaşlarına onu tavsiye ediyorlardı. Adam bir yıl içinde, bir dükkandan, Amerika’nın bir ucundan diğerine uzanan bir zincir yarattı.

Bir gün hastalanıp hastaneye kaldırıldı. Doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı. Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara bir görev verdi: “İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketin başına geçecek. Hanginizin bunu hakettiğine karar vermek için, her birinize birer dolar vereceğim. Şimdi gidip bu dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız, ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı.”

Çocuklar bu kadar başarılı bir şirketi yönetme fırsatı karşısında heyecana kapıldılar. Üçü de şehre gidip parasını harcadı. Akşam geri döndüklerinde babaları sordu: “Birinci çocuğum, bir dolarınla ne yaptın?

Çocuk cevap verdi: “Arkadaşımın çiftliğine gittim, bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım. Sonra odadan dışarı çıktı, saman balyalarını getirdi, açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yeri indi ve babanın söylediği gibi, odayı bir uçtan öbürüne kadar dolduramadı. (more…)

Bir Cimrinin Günlüğü

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

15 Temmuz 2003

Ohh be en sonunda ben de günlük tutmaya karar verdim. Bugün benim doğum günüm ve annem bana doğum günü hediyesi olarak bu günlüğü yani seni verdi günlük. Neymiş efendim cimrilik derdimi senin sayende aşacakmışım. Yav bir kere benim cimrilik sorunum yok ki anlatamıyorum hiç kimseye . Sadece biraz tutumluyum hepsi bu. Ne yani paramı her şeye harcayınca daha mı iyi olacakmışım. Para harcanmadıkça güzeldir günlük bunu böyle bil. Bakınca ona yeşil yeşil oooff offf. Efkarlandım be günlük. Bak günlük bundan böyle bütün her şeyi sana anlatacağım böylece benim cimri olmadığıma sende karar vereceksin. Kimse inanmıyor zaten cimri olmadığıma , kimse dinlemiyor zati. Bulmuşum seni anlatayımda derdimi kurtulayım kederlerimden. Bu arada sana kendimi de tanıtayım günlük. Biliyorum saçmalıyorum sen cansızsın bişey anlamazsın dediklerimden ama ben günlüklerdeki moda konuşmalara uyacağım ve seninle her şeyi varmışsın gibi konuşacağım. (more…)

Kendine İyi Bak Deme !..

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

Kendine iyi bak bir “veda” degil “elveda” cümlesidir çogu zaman.
O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde…
Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacagım.
Olamayacagım. Istesem de istemesem de.
Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve
benden sonra da mutlu olmanı istiyorum.
Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.
Kendine iyi bak. (more…)

Bekleyenler İçin

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

Üniversiteli delikanli Kolejli kiza bir voleybol macinda rastladi. Okul salonundaydi mac. Tribün ,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasinda, sahanin cizgisi vardi sadece.. O kadar yakindilar.. Delikanli, bu tatli, bu güzel, bu dünyalar sirini kizi ilk defa görüyordu takimda.. Hoslandigini, fena halde hoslandigini hissetti. Az sonra bir seyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maci degil, o güzel kizi izledigini.. Kiz servis atarken hemen önunden gecti. Göz göze geldiler.. Kiz gülümsedi.. Delikanli, cok popülerdi o yillarda.. Kiz onu tanimis olmaliydi. Kim bilir, belki kiz da ondan hoslanmisti.. Belkide delikanli öyle olmasini istedigi icin ona öyle gelmisti.. Set degisip, takim karsiya gidince, delikanlida yerini degistirdi, o da karsiya gitti.. (more…)

Askıda Bir Kahve

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

Ünlü İtalyan sinema sanatçısı Vittorio de Sica bir TV röportajında anlatıyor :

İtalya’ da Napoli’ nin kenar mahallelerinden birinde, bir Cafe-Bar da, espressolarimizi içiyoruz.İçeri giren müşterilerden biri, barmene “due caffee, uno sospeso” (iki kahve, biri askıda) diyor, iki kahve parası veriyor, bir kahve içip gidiyor, barmen de tezgahın üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt asıyor.
(more…)

Affetmezsin Beni

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

Sen böyle davrandığın sürece kanar bu yara… Kabuk tutmaz, kök salar içimize, derinlerimize doğru… O mükemmel duygu özlem bile aşağılık bir hal alır bilinçlerde ve özlemekten utanır oluruz artık… Gecenin bir yarısı telefon çalar… Bilinmez kimin aradığı, bilinmeyecektir de… Tahmin edilir mi dersin… Edilirsin dersin ki çalar telefon… Özlemi yüz kızartıcı kılar ve sen ancak orda yaşarsın… Bilinen gerçekler yalanın dipsiz uçurumunda diplere doğru sürüklenir bu saatlerde… Rutubetli bir odadaki vicdan azabını duyarım… Bu rutubetli odada sakladığın yalan kıldığın gerçekler mesafe uzadıkça daha çok saklanacağına aksi gibi yaralar seni… Senin yaralandığın yetmez sanki, senin bu yaranı hep kaşıyacak oluşun, hep kanatacak ve benim özgürlüğümü tutsak kılacak oluşun yetmez sanki… (more…)

Bana Yetti Bir Gün

Çarşamba, 28 Mayıs 2008

Yine içeriğini anlayamadığım bir kavram olmaktan çıkmayan, hayatıma mıh gibi kazınan.. Neyin zamanı diyerek başlamalardan sıkıldım.. Sevmenin alışmanın anlamanın nasıl zamanı olur ki? Benim hayatımda siyah beyaz kadar belirgin olmak zorunda her şey.. Bir anda karar vermek güç ama gerek alt yapının oluşumu gerekse devamı için önce özveri.. Zaman kimseyi kimseye kabullendiremiyor. Şöyle upuzun bir gezinti yaptığımda geçmişimde kalan zamanlarıma ne kadar da haklı olduğumu bir kez daha anlamamak güç değil. Salt sevişlerim salt dostluklarım (more…)


30 sorgu. 0.897 Saniyede Olustu.