Oyun Zaten Bitmişti
Salı, 11 Kasım 2008Sana göre sen çıktın oyundan bana göre oyun zaten bitmişti bitirmiştin.
Ama sen çıktın oyundan mızıkçılık yaparak.
Üstelik giderken oyuncaklarınıda topladın ve geriye kalan herşeyi dağıtarak gittin.
Oyunum bozulmuş oyuncağım kırılmış ağlayarak kalakaldım orada.
Yeni oyunlar kurmadım kendime, yeni arkadaşlar edinmedim, yeni oyuncaklarımda yok.
Ben oyuna kaldığı yerden devam ediyorum kırık oyuncaklarımla. Giderken aldıklarını düşünmüyorum.Dağıttıklarınıda topladım.
Sadece elimde unuttukların var.Onlarla oyunum sürüyor sen görmesende sen bilmesende.
Şimdi sadece bir mevsimlik yaşanamayan dilsiz bir aşk var.
Sonbaharın serinliği yavaş yavaş içine işlerken terkedilen aşk. Şiiri çalınmış bir aşk.
Keşke aşkı bırakıp öyle gitseydin.
Yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi…
Suskunluğunla yaraladın beni.
Kırılgınlığın kızgınlıkların kaldı üzerimde.
Sen kalan kelimelerini ördün ince ince, söyledin içindekileri, sessizce olsa da haykırdın.
Benimse artık cümlelerim yok, kelimelerimi de terk ettim.Son sözüm.
Bir ihtimal daha gelişini bekliyorum…
Ebru Bulut
Bazen tek bir cümle…..her şeyi anlamaya yetiyor.Yeni bir düşüncenin aslında hep beynimizde olan tonlarca kelimenin dışa vurumu bazen ne kadar kolay oluyor.Aniden radyoyu açarsınız evet en sevdiğiniz parçadır orda çalan.Ama bugüne kadar hiç böyle olmamışsınızdır.Hiç bu duygularla kalmadınız. Beklenmedik şeyler hep beklenmedik zamanlarda gelir…bu yüzden her an bir şey olacakmış gibiyim. Elime aldığım bir kitabın sadece tek bir kelimesiyle bazen uzunca yazılar yazabiliyorum. Hiç beğenmediğim bir müzikte oturup gözlerim kuruyuncaya kadar ağlayabiliyorum, hiç bakmadığım duvarda ki tabloya saatlerce dalabiliyorum. İnsan bazen kendini bile tanımlayamıyor… içindeki acıyı bilemiyor adlandıramıyor. İçinde bazen o kadar şiddetli şeyler oluyor ki….kavga mı,savaş mı bilemiyor insan.
Sıfır dediğimde, 2007 yılında, Gökhan Yorgancıgil yönetmeliğinde çekilmiş, içinde psikoloji, sembolik, masal ve gizemi bir arada bulunduran; ayni zamanda bilimle mistisizmin karşı karşıya geldiği, yer yer aynı safa geçtiği bir tür dram filmi. Senaryo, gerçek bir hikâyeden esinlenerek Sekans Senaryo Grubu tarafından kaleme alınmış. Oktay Kaynarca, Damla Tokel, Görkem Yelten ve Hazım Körmükcü gibi tanıdık isimler kendilerine tam da oturan rollerde canlandırıyorlar karakterleri. Aslı (D. Tokel), Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisidir. İçine kapanık, az konuşan, sade giyimli, yani tutuk; fakültedeki ve çevresindeki herkesten ayrı olduğu belli olan (çizimleriyle örneğin), hocalarının gözünde önemli olan, çok ta kendi halinde bir kızdır. 





