‘armağan’ olarak etiketlenmiş yazılar

Bu Kadar Sevebilirmisin

Pazar, 22 Haziran 2008

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra… Okullarını bitirince hemen evlendiler. (more…)

Küçük Bilgemisiniz

Cumartesi, 21 Haziran 2008

Gecenin zifiri karanlığı üzerime çöküyordu.Nedenini bilmediğim sessizliklere gömülüyordum… Oysa,bittiğimi sandığım sokak başlarından hayata yeni yollar aralayan meçhul bilge oluyordum…  Yürüdüğüm,engebeli bir hayattan ibaret kaldırım taşlarıydı… Toplamaya başladığım artık tek bir şey var: Gözlerimin, kaldırım taşlarında bıraktığı ayak izleri…Karanlık bir gündüzün, görmeyen gözleri üstüne düşüyordu yüreğim…Gözyaşlarım, çoktandır tadını unutmaya başladığım yeni acılarla geliyordu…Çocuk oluyordum… Bilmediğim bir dilin, yeni başlangıçlarıma tebessüm olacağını hiç tahmin edemiyordum… Evet,gülümser bir yüreğim oluyordu…  Büyüdükçe,bazı acılardan sevgi duyulabileceğini de öğreniniz…
Tebessüm,henüz beş yaşında bir çocuktu. (more…)

Armağan

Salı, 15 Nisan 2008

Elimde Jules Verne’in bilim kurgu klasiklerinden bir kitap var, postayla gönderilen kitabın ambalajı yerde, ayaklarımın dibinde. Kitabın ilk sayfasında, “Matt’e, Büyükbaban Loren, San Francisco” yazılı. 75 yaşındaki babam, 9 yaşındaki oğluma neden 511 sayfalık bir kitap gönderir? Armağanın düşünceli bir seçim olmaması beni rahatsız ediyor alelacele ve özensiz seçilmiş bir armağan. Fakat belki de babamın dokuz yaşındaki bir çocuğun nelerden hoşlanacağını tahmin etmesini ummak haksızlık olabilir. O zaman geçen ilkbaharda San Francisco’ya gidişimizi anımsıyorum. Babam Matt’i elinden tutup, hareket halindeki tramvaya atlayıp, caddedeki bir bozuk parayı göstermişti. (more…)