Kördüğüm
Cumartesi, 09 Ağustos 2008I.
Bitti.
başlamadan bitti
başlayıpta bitirdiğim çoğu şey gibi,
temelsizdi.
Bitti.
inançsızlığın kurbanı olan
her sevgi gibi
istemeden bitirildi.
(more…)
I.
Bitti.
başlamadan bitti
başlayıpta bitirdiğim çoğu şey gibi,
temelsizdi.
Bitti.
inançsızlığın kurbanı olan
her sevgi gibi
istemeden bitirildi.
(more…)
Susuz şehrimde canıma su katana ithafla….
Gülüm, gül yüzlüm, yarınlarım… Sana bir ömür vaadediyorum. Beni ben yapan bu ömrü sana adıyorum. Ve saatin kaç olduğunu bilmeden seni düşünüyorum yine. Zaman kavramı yok artık gecelerimde. Gündüzlerimi sorma hiç. Her dertten ötürü sana sığınıyorum. Sesine saklıyorum hayatın çilesini. Bana kalan senden başkası değil. Sevgimi anlatmaya yetmiyor lügatımdaki kelimeler. Seni nasıl istediğimi anlatamıyor. Ve ben boşver işliğe inat yaşıyorum senle hayatı doyasıya, hiç ölmemecesine. Kaderime inat yırtıyorum geceleri. Ve bir sigara daha yakıyorum sahipsiz gecelere. Bir yudum daha alıyorum elimdeki alkolden. Bir anda gözlerin gelip duruyor gecelerimde. Yarınıma umut oluyor. Geleceğim diyorum sonra, geleceğim diyorum sana. Ve bembeyaz düşler kaplıyor bir anda etrafımı. Bir garip heyecan kaplıyor bedenimi… (more…)
Koca şehrin tek durağıydı geldiğin.
Koca şehrin tek bir “zindanı” vardı sana hapsedildiğim…
Kaç kaldırım taşı saydım bir ay iki günde.
Kaç kez arşınladım yolları;
sensiz tutsaklığımdan senli zindanıma varan seferde.
Çıkar iki günden bir ayı
Kaldın işte elimde…
(more…)
Neden biter ki herşey en sevilen yerinde… 
Daha tamamlanmayan bi aşkın izleri var her yürekte…
Yarım kalan aşkların ,
yarım bırakanların
ve yarım bırakılanların kalpleri var
paramparça,ıslak ve titreyen…
Neden hatırlanır ki her yağmur yağdığında en sevilen…
“Yağmur Islak Mazeretler Yükledi Büyüyen Yangınıma”der şarkı sözleri…
“Ben Sana Yanarken Şimdi Sen Kimbilir Nerelerde üşüyorsun”
diye eşlik eder şairin dizeleri
Neden üşür ki insan ayrıldığında sevdiğinden (more…)
Ayrılık ne biliyormusun..? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne tren bileti ceplerimizde, nede turna katarı gökyüzünde… Ayrılık; Sadece unutulmaktır !..
Kötü İnsan, karanlık insan… Dünya; Çıkardığı basit bir ses kaba bir hece bile hakim ve güçlü olmaktır onun için. Bu duygularla bir derinlik kazandığını sanar. Bu yüzden düşünmek bulutlardan haz almak kadar uzak, gereksiz ve boştur. Büyük babalarından ona kalan miras sadece tükenmektir. Her hareketine hikmetler kazandıran budala aynalar karşısında küçümsemenin bencilliği ile bakar kendisine… Onların inandığı tek şey yalandır. Onlar ancak yüksekte olunca yaşadıklarını anlarlar. Yalnızlık derin uykularına gelen ve hiç göremediği bir duygu olmuştur her zaman. Bİr ütopyası yoktur zaten ne olduğunuda bilemez. Kullandığı eşyalar bile ondan daha uzun ömürlüdür. (more…)
Bak yine burada olan aşık hüznüm, beraberiz yine en acısından. Umutla bakan gözler artık yok. Her acı ayrı bir hüznü belirler… Gülüm demeye kıyar oldum artık yaşanan hayâsız sevdalara… gel artık gülüm bak burada kalakaldım yapayalnız… Seni öyle özledim ki yarınlarımızı… Yazın gülen güneş gibiydin bana. Hayatıma katılan anlam gibi. Şimdi sensizim ıslak gecelerde. Hayatımın anlamı kalmamış gibi dolaşıyorum sokaklarda sessiz sessiz. Acıma bir katkısı yok amansız şarkıların. Kendime ayırdığım tüm zamanlar senin yokluğuna yanmakla geçiyor. Hayatın çıkmaz sokaklarına dalıyorum çıkamıyorum bir süre de… Artık heyecanı yok yarınların. Kurtardığım hayatların anlamı yok gibi… Sensizlik bir ağır yük gibi çöktü omzuma. Adreslerde seni aradım, sokaklarda seni, ağaçlarda seni, gökyüzünde seni. Seviyordum ben seni bir şairin dizelerini sevdiği gibi, bir aşığın sazını sevdiği gibi. (more…)
Sıfır dediğimde, 2007 yılında, Gökhan Yorgancıgil yönetmeliğinde çekilmiş, içinde psikoloji, sembolik, masal ve gizemi bir arada bulunduran; ayni zamanda bilimle mistisizmin karşı karşıya geldiği, yer yer aynı safa geçtiği bir tür dram filmi. Senaryo, gerçek bir hikâyeden esinlenerek Sekans Senaryo Grubu tarafından kaleme alınmış. Oktay Kaynarca, Damla Tokel, Görkem Yelten ve Hazım Körmükcü gibi tanıdık isimler kendilerine tam da oturan rollerde canlandırıyorlar karakterleri. Aslı (D. Tokel), Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisidir. İçine kapanık, az konuşan, sade giyimli, yani tutuk; fakültedeki ve çevresindeki herkesten ayrı olduğu belli olan (çizimleriyle örneğin), hocalarının gözünde önemli olan, çok ta kendi halinde bir kızdır. (more…)
İçimde öyle bir derin hasret var ki tarifini yapamadığım. Her an sanki bir başka ecel alıp götürecekmiş gibi geliyor bazen. Öyle sıcak gözler var ki ömrümün ufuklarında, öyle derin bakıyorlar ki kimi zaman öleceğimi hissediyorum…. Derin bakışlar demişken aklıma geldin yine hüzünlü bir akşamüstü. Sessizce dağılırken alkol denizinde güneşin batışı gibi tepkisiz, etkisiz bir alacakaranlık çöktü bile omuzlarımın üstüne… Bazen içinden çıkamıyorum. Bazen de kendimi alamıyorum. Öyle bir hale geldi ki yüreğimdeki yangının amansız durakları kifayetsiz akşamların sabahına vurdum bile yarınları… Çaresiz bakışlarımın umarsız akşamlarında tanımışım sensiz günlerin çilesini. Bir bakmışım içindeyim senin olan yüreğin. Hayâsız bir sevinç kaplamış içimi. Haklı bir sevinç. Uçar adım inmişim merdivenlerden. Günümün anlamı olmamış, nefesimin anlamı olmamış ne gam… Gerçek olan nedir. Sana olan yangınım mı yoksa yangınımın sebebimi… İçim öyle kıpır kıpır ki senle anlamı nedir bilmiyorum. Sevda yaşamak istiyorum aşk yaşamak… Her şeyi gölgede bırakacak bana kendimi bile unutturacak aşk… İçimi dökmek istiyorum sonra sana. (more…)
Büyük yolun sonunda ne var? Gerçekler mi; yalanlar mı hayal kırıklığı mı; ne oluyor oralarda yolun bitim noktasında… Yol ayrımında hangi yöne gitmelim, sağım mı daha güvenilir yok yok sol tarafım hangi tarafa gitmeli… Hangi yol doğru yol, bunu hiçkimse neden bilemiyor.? Düşe düşe gidiyoruz o yollarda. Aniden yanımızdan kimin geçeceğinin bile kestiremiyoruz. Halbuki herkesle aynı anda yola çıkmıştık. Bizmi yolu bilemedik yoksa onlar mı kestirmeyi seçti. Şimdi ne desek o kadar maanasız ki hayat aslında tozlu mu tozlu taşlı mı taşlı iknceli mi işkenceli bir yol. Kimi en küçük taşta yere düşerken kimi neden hemen toparlanır bilmiyorum. Hayat bir de öyle acımasız ki hiç birşeyi aldırmıyor. Bazen yere düşersiniz heryeriniz kanrevan içinde ama en yakınınız bile yanınızdan tozu dumana katarak geçer; hiçbir yaranıza acınıza bakmadan. Aslında hep derler ya sağ gözün sol göze faydası yok işte bunuda anlıyoruz. Nekadar acıyor şimdi yaralarınız değil mi? Üstelik kimsede yok buralarda oralarda hayat kötü bir şaka belki de her an biri gelip ensenizden çıkarabilir. HİÇBİR GÖZYAŞIDA PARA ETMEZ ORALARDA BİKERE YAŞANIR HAYAT BU YÜZDEN NASIL YAŞAMALI VE HANGİ YOLU SEÇMELİSİZ. İsterseniz Buradan Buyurun