‘bebek’ olarak etiketlenmiş yazılar

Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin

Pazar, 29 Haziran 2008

Sen Allah’tan huzur istersin dualarında ve sana huzur değilde huzura ulaşman için bir secenek verilir, diyordu bir kitapta… Aslında tamda kitapta söylendiği gibi, mutluluk isteriz ve mutlu olmamız için bir fırsat verilir bize… Örneğini şu şekilde açıklayım dilerseniz; Adam fısıldadı, “Tanrım konuş benimle” ve bir kuş cıvıldadı ağaçta ama adam duymadı. Sonra adam bağırdı”Tanrım konuş benimle!” Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı ama adam dinlemedi onu. Adam etrafına bakındı ve “Tanrım seni görmeme izin ver” dedi. Ve bir yıldız parıldadı gökyüzünde. Ama adam farkına varmadı. (more…)

Annemle Aramızdaki Bağ

Cuma, 06 Haziran 2008

Annemle aramızda, hiç konuşmadan sessizce kurduğumuz bir iletişim bağı vardır.
Bundan on dört yıl önce, annemden… en iyi arkadaşımdan… en yakın dostumda 800 mil uzakta, Indiana, Evansville’de yaşıyordum.
Bir sabah, sessiz sessiz düşünürken, birdenbire annemi arayıp, nasıl olduğunu sormam gerektiği duygusuna kapıldım. Önce biraz tereddüt ettim.
Annem dördüncü sınıf öğretmeni olduğu için, sabahın 5:15’inde onu aramak, onun günlük programını aksatabilir ve onu derse geç bırakabilirdi. Ama içimden bir ses annemi hemen aramamı söyledi. Annemle üç dakika kadar konuştuk ve bana iyi olduğunu söyledi.

Aynı gün daha sonraki saatlerde telefonum çaldı. Annemdi, bana sabahki telefonumun hayatını kurtardığını söyledi. Annemin işe gittiği yolda çok büyük, zincirleme bir kaza olmuş ve eğer annemi üç dakika kadar daha geç arasaymışım, annemin de o kazada yaralanması ya da ölmesi kaçınılmaz olacakmış.

Bundan sekiz yıl önce, ilk çocuğuma hamile kaldığımı anladım. Bebek 15 Mart’ta dünyaya gelecekti. Doktora bu tarihin benim tahminimden çok erken olduğunu söyledim. Bebek benim tahminlerime göre 29 Mart ile 3 Nisan arasında doğacaktı, çünkü o süre annemin bahar tatiliydi ve bebek doğduğu zaman annemin yanımda olmasını istiyordum. Doktor gülümseyerek tahmini tarihin mart ayı ortası olduğu konusunda ısrar etti. Bense sadece gülümsedim. Reid 30 Mart’ta dünyaya geldi. Annem ise 21 Mart’ta yanıma geldi.

Altı yıl önce tekrar hamile kaldım. Doktor bebeğin mart ayı sonuna doğru doğacağını söyledi. Ben, bu kez daha önce doğacağını, - tahmin ettiğiniz gibi – annemin tatilinin bu kez mart ayı başına rastladığını iddia ettim. Doktorla birbirimize bakıp gülümsedik. Breanne Mart’ın 8’ınde dünyaya geldi.

Bundan iki buçuk yıl önce, annem kansere yakalandı. Zamanla tüm enerjisini, iştahını ve konuşma yeteneğini yitirdi. Annemle Kuzey Carolina’da hafta sonunda birlikte olduktan sonra, Ortabatı’ya dönmem gerekiyordu. Annemin yatağının yanında diz çöktüm, elini tuttum ve ona, “Anneciğim, tekrar gelmemi ister misin?” diye sordum. Başını evet anlamında sallarken, gözlerini araladı.
(more…)

Bir Cimrinin Günlüğü

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

15 Temmuz 2003

Ohh be en sonunda ben de günlük tutmaya karar verdim. Bugün benim doğum günüm ve annem bana doğum günü hediyesi olarak bu günlüğü yani seni verdi günlük. Neymiş efendim cimrilik derdimi senin sayende aşacakmışım. Yav bir kere benim cimrilik sorunum yok ki anlatamıyorum hiç kimseye . Sadece biraz tutumluyum hepsi bu. Ne yani paramı her şeye harcayınca daha mı iyi olacakmışım. Para harcanmadıkça güzeldir günlük bunu böyle bil. Bakınca ona yeşil yeşil oooff offf. Efkarlandım be günlük. Bak günlük bundan böyle bütün her şeyi sana anlatacağım böylece benim cimri olmadığıma sende karar vereceksin. Kimse inanmıyor zaten cimri olmadığıma , kimse dinlemiyor zati. Bulmuşum seni anlatayımda derdimi kurtulayım kederlerimden. Bu arada sana kendimi de tanıtayım günlük. Biliyorum saçmalıyorum sen cansızsın bişey anlamazsın dediklerimden ama ben günlüklerdeki moda konuşmalara uyacağım ve seninle her şeyi varmışsın gibi konuşacağım. (more…)

Kendine İyi Bak Deme !..

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

Kendine iyi bak bir “veda” degil “elveda” cümlesidir çogu zaman.
O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde…
Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacagım.
Olamayacagım. Istesem de istemesem de.
Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve
benden sonra da mutlu olmanı istiyorum.
Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.
Kendine iyi bak. (more…)

Bekleyenler İçin

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

Üniversiteli delikanli Kolejli kiza bir voleybol macinda rastladi. Okul salonundaydi mac. Tribün ,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasinda, sahanin cizgisi vardi sadece.. O kadar yakindilar.. Delikanli, bu tatli, bu güzel, bu dünyalar sirini kizi ilk defa görüyordu takimda.. Hoslandigini, fena halde hoslandigini hissetti. Az sonra bir seyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maci degil, o güzel kizi izledigini.. Kiz servis atarken hemen önunden gecti. Göz göze geldiler.. Kiz gülümsedi.. Delikanli, cok popülerdi o yillarda.. Kiz onu tanimis olmaliydi. Kim bilir, belki kiz da ondan hoslanmisti.. Belkide delikanli öyle olmasini istedigi icin ona öyle gelmisti.. Set degisip, takim karsiya gidince, delikanlida yerini degistirdi, o da karsiya gitti.. (more…)

Askıda Bir Kahve

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

Ünlü İtalyan sinema sanatçısı Vittorio de Sica bir TV röportajında anlatıyor :

İtalya’ da Napoli’ nin kenar mahallelerinden birinde, bir Cafe-Bar da, espressolarimizi içiyoruz.İçeri giren müşterilerden biri, barmene “due caffee, uno sospeso” (iki kahve, biri askıda) diyor, iki kahve parası veriyor, bir kahve içip gidiyor, barmen de tezgahın üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt asıyor.
(more…)

Affetmezsin Beni

Cumartesi, 31 Mayıs 2008

Sen böyle davrandığın sürece kanar bu yara… Kabuk tutmaz, kök salar içimize, derinlerimize doğru… O mükemmel duygu özlem bile aşağılık bir hal alır bilinçlerde ve özlemekten utanır oluruz artık… Gecenin bir yarısı telefon çalar… Bilinmez kimin aradığı, bilinmeyecektir de… Tahmin edilir mi dersin… Edilirsin dersin ki çalar telefon… Özlemi yüz kızartıcı kılar ve sen ancak orda yaşarsın… Bilinen gerçekler yalanın dipsiz uçurumunda diplere doğru sürüklenir bu saatlerde… Rutubetli bir odadaki vicdan azabını duyarım… Bu rutubetli odada sakladığın yalan kıldığın gerçekler mesafe uzadıkça daha çok saklanacağına aksi gibi yaralar seni… Senin yaralandığın yetmez sanki, senin bu yaranı hep kaşıyacak oluşun, hep kanatacak ve benim özgürlüğümü tutsak kılacak oluşun yetmez sanki… (more…)

Bana Yetti Bir Gün

Çarşamba, 28 Mayıs 2008

Yine içeriğini anlayamadığım bir kavram olmaktan çıkmayan, hayatıma mıh gibi kazınan.. Neyin zamanı diyerek başlamalardan sıkıldım.. Sevmenin alışmanın anlamanın nasıl zamanı olur ki? Benim hayatımda siyah beyaz kadar belirgin olmak zorunda her şey.. Bir anda karar vermek güç ama gerek alt yapının oluşumu gerekse devamı için önce özveri.. Zaman kimseyi kimseye kabullendiremiyor. Şöyle upuzun bir gezinti yaptığımda geçmişimde kalan zamanlarıma ne kadar da haklı olduğumu bir kez daha anlamamak güç değil. Salt sevişlerim salt dostluklarım (more…)

Bence Aşk

Pazar, 25 Mayıs 2008

İnsanlığın varoluşundan beri nice düşünürler, yazar-çizerler, sinemacılar aşkı anlamaya ve anlatmaya çalışmışlar; hepsi de kendince farklı yollar ve yöntemlerle.

Niye âşıklar gelmiş geçmiş, bazıları dillere düşmüş, kimimin adi hiç duyulmamış; kimi aşklar dizelere yansımış, bazen dillerden düşmeyen bir şarkı olmuş, bazen milyonların beğenisini kazanan bir tasvir, bir tablo, bir sahnede yer alarak iç çektirmiş izleyenlere.

Herkes kendince yaşıyor aşkı..
(more…)

34 sorgu. 3.904 Saniyede Olustu.