‘belki’ olarak etiketlenmiş yazılar

Çocuk Olasım Var

Salı, 02 Eylül 2008

Saatlerce uyumamak.Hem de sabaha kadar. Güzel bir duygu. Ötesinde biraz da yorucu. Şimdi saain 07:00 olmasını bekle sonra dışarı çık,gazete al ve haberler… Kim bilir yine nerl var gündem de.. Sonra sabah 10:00 gibi uyu.Akşam kalk işinin başına geç. Sonra sabahla ve yine gazete ve gündem. Günler devamlı böyle geçer mi bilmem ama dur deme vakti belki de geldi. Aslında memnun olmasına memnunum da bunların tek müsebbibi yine benim. İnsan bir şeylerin peşinde hayat boyu. Son günlerde bunu daha iyi gözlemliyebiliyorum. Bugün ilk defa İzmirime yağmur yağdı. Özlenilen duygulardan da bir tanesiydi tabii. Bir çok malzeme çıkar ya uağmurdan, bende çıkardım ve meyvesini de aldım. Saat kaç oldu hala şimşekler çakıyor gökyüzünde. Kimileri gelip,gök gürültüsünden korkuyorum.Uyuyamadım dese de hak vereceksin. Erkek değil hiçbiri. Narin, ince, kırılgan, kaprisli ve çocuk… (more…)

Medine’nin Gülü ve Bir Şerh

Cumartesi, 23 Ağustos 2008

Andım yine Seni her şey yâdımdan silindi,
Hayâlin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serâp olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Seni her şey yâdımdan silindi.
Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Rûhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam.
Anlasam, vuslata ne zaman ferman gelecek?.
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek.. (more…)

Canım Uzakları Çekti

Cumartesi, 16 Ağustos 2008

Bugünlerde içimdeki kendini bilmezlik karşı konulamaz derecede artıyor. Kalbimin hızlı atmasına engel olamıyor ve gitgide artan mide ağrısına bide karın ağrısı eşlik ediyor. Hasta falan da değilim hani. Çok şeyden kırılmaya meyilli olan sancılı bir kalp artık kırmaya da başladı birilerini farkında olmadan. Büyüyordum, kırgınlıklarıma yenileri ekleniyorken hayat da altta kalmıyordu hani.Ben kırıldıkça başka bir sancı saplıyordu bedenime. Bedenim büyüdükçe içimde sol tarafta sıkışmış ve haddini bilmez bir şekilde hızlı hızlı atan kalbim göğüs kafesime yaklaşıyor ve artık sözde dinlemiyor.Bendeki kendini bilmezlik ondaki vurdumduymazlık, yok yok bu böyle olmuyor.

Bir beden muhasebesini en iyi Ajda nın sözleri özetliyor;

“Kimler geldi hayatımdan kimler geçti
Hiçbirisi hasretini gidermedi
En güzeli senin kadar sevilmedi
Kimler geldi kimler geçti “

(more…)

Bana Kalacak Bir Yer Bulun…

Pazar, 27 Temmuz 2008

Bana kalacak bir yer bulun.
Bu şehrin her bir yerinde onu aramaktan yorgun düştü bedenim.
Kimlere sormadım ki.
Ya da onu bulun getirin bana.
Ama gelişi farklı olmalı..
Ama önce kollarımdan tutun,düşmek üzereyim düşlerimin üzerine.
Yorgun düştü bedenim bir aşk rolünü oynamaktan.
Bir şey dememiştim,herhangi bir şey söylememiştim ki…
Ama gitti işte.
Kayboldu ortadan.
Şarkılarımız,türkülerimiz vardı. (more…)

Yol Arkadaşım Nerdesin..? Ben Sana Küsüm Aslında

Cuma, 25 Temmuz 2008

Bazen tek bir cümle…..her şeyi anlamaya yetiyor.Yeni bir düşüncenin aslında hep beynimizde olan tonlarca kelimenin dışa vurumu bazen ne kadar kolay oluyor.Aniden radyoyu açarsınız evet en sevdiğiniz parçadır orda çalan.Ama bugüne kadar hiç böyle olmamışsınızdır.Hiç bu duygularla kalmadınız. Beklenmedik şeyler hep beklenmedik zamanlarda gelir…bu yüzden her an bir şey olacakmış gibiyim. Elime aldığım bir kitabın sadece tek bir kelimesiyle bazen uzunca yazılar yazabiliyorum. Hiç beğenmediğim bir müzikte oturup gözlerim kuruyuncaya kadar ağlayabiliyorum, hiç bakmadığım duvarda ki tabloya saatlerce dalabiliyorum. İnsan bazen kendini bile tanımlayamıyor… içindeki acıyı bilemiyor adlandıramıyor. İçinde bazen o kadar şiddetli şeyler oluyor ki….kavga mı,savaş mı bilemiyor insan. (more…)

Git

Çarşamba, 23 Temmuz 2008

Gelişinle beni ben yaptığın gibi
Gidişinle bitir içimdeki sevda yangınını
Kendimi buldum gözlerinde
Hesapsız sevdim seni, yalın ayak sevdim
Umudumla sevdim seni, yarınımla
Kavgamda büyüttüm içimdeki aşkı
Gecelerin amansız çıkmazlarında tanıdım
Gündüzlerin sıcağıyla unuturum belki
Kendimden kattım hep
Bu sevdayla büyüttüm kendimi (more…)

Dünde Kalan

Pazar, 20 Temmuz 2008

Zaman geçiyordu
ve hiç bir şeyin farkına varamıyorduk.
Beklediklerimiz gelmiyor
sevdiklerimiz sevmiyordu.
Bir telefon sesine
hasret kaldığımız oldu
çoğu zaman…
Hiç değilse bi yanlış numara arasaydı …Konuşabilseydim birileriyle…
Yanlışlıkla çevrilen bi telefon sesi bozsaydı evimdeki sessizliği..
Bir yerden taşınır gibiyim.
Sanki geride
çok şey bırakmışım benden kalan.. (more…)

Orta Şekerli Düşler

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Önümdeki yol, sonuna kadar gitmediğim sürece,
bana geçmişin yansıttıkların dan fazlasını vaat etmeyecekti
Biliyordum.
Yine de bir umuttu beklide içimde ısrarla büyütmeye çalıştığım…
Bilmiyordum ne kahvenin yansımaları nede bir telvenin beni anlatabileceğini
Boş bir bakıştı sadece, biri çıkacaktı, işte sen buradasın telvelerin arasında ne kararmış ne aydınlanmış
Çelişkiler içinde olduğun yerde…
Bir şeyler arıyordum umutsuzca bir umut peşinde bir aydınlık görebilirdim belki
Görebilseydim inanabilir miydim? Bilmiyorum…
(more…)

Keşke İnsanlar Bu Kadar Etobur Olmasaydı

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Biyoloji şöyle der;canlılar olarak insanlar, hayvanlar ve bitkiler. Tam olarak öyle dediğinide hatırlamıyorum ama öyle kabul edersek de yanlış olmaz sanırım.Bitkiler zaten zararsız canlılar hiç sesleri çıkmaz bu yüzden çok severim.Hayvanlar onlar gibi değildirler biraz daha dikkatli olmamız gerek şu sıralar. Çünkü şu sıralar neredeyse insanlardan sonra en ölümcül ve sinsi o gruptan geliyor. Normal olarakta onlarda kendi aralarında ikiye hatta üçe ayrılıyorlar; etobur, otobor ve hem etobur hem otobor olanlar.Kendi ihtiyaçlarına göre yiyecek ararlar. Hayat zaten hep böyledir zaten bir ekosistem içindeyiz hepimiz.Ama üreticimiyiz,tüketicimiyiz bilinmez. Ve en en en enlerin en üstünde yatanlar insanlar… Ne sinsi ve hepsi etebordur. Tüm insanlar etoburdur hiçbiri ottan hoşlanmaz. (more…)

40 sorgu. 3.186 Saniyede Olustu.