‘Bilgisayar’ olarak etiketlenmiş yazılar

İnternet

Salı, 26 Ağustos 2008

Saat gene gecenin bir yarısı ve ben gene bilgisayarımın başındayım. En sevdiğim arkadaşım internetle birlikteyim.

İnternet üzerinde istediğiniz kimliğe bürünebilirsiniz. Çünkü kimse birbirini tanımadığından herkes yalan söyler, sizin yalanlarınızın onun yalanlarını yansıtmaların korktukları için anlasalar bile birşey demezler. Hergün forum, messenger, facebook gibi yozlaşmış ortamlarda yeni insanlarla tanışıyorum. Hepsini olmadığım birşey olduğuma ikna ediyorum. Benimle konuşuyorlar. Bende onlarla konuşuyorum. Yalan söylüyorum. Lisede okul müdürünün bir lafı aklıma geliyor, “Birkaç yıl sonra manyak gibi makinelerle konuşağız herhalde” iğrenç ve tiksindirici bir adam olsada haklılık payı var.

Ama o insanların tanıdıkları kişi ben değilim. Onları koskoca bir yalana inandırıyorum. Bu o kadar sık oluyor ki benliğimi kaybetmeye başladığımı hissediyorum… Ama sanırım bu tam bir yazı değil… Bu büyük ihtimal şu imdat çağrılarından biri olsa gerek. Belki de bir itiraf… (more…)

Bilgisayar

Cuma, 08 Ağustos 2008

Odayı aydınlatan ışığın kaynağına bakıyorum. Bir ekran. İçinde sayılar, yazılar ve bilgiler var. Sol köşede indilirmekte olan filmin bittiğini gösteren bir balon çıkıyor. “Twelve Monkeys”.

Oturuyorum. Önümde aşırı yazmaktan bazı harfleri silinmiş bir klavye var. Üstünü kir kaplamış bir mouse…

Üzeri envai çeşit fast food paketiyle dolu bir masa. Ekranın arka taraflarında bir Kola şişesi görür gibiyim. Onun yanında da birkaç hafta önce içtiğim nescafe fincanı var. Bu az aydınlanmış odada rahat koltukta ekranın etrafında çöplere bakarken her zaman sonra temizlerim şimdi zararı yok diye düşünürüm. Bu gidişle başka bir eve taşınana kadar çöpler aynı yerde kalacak. Parkenin üzerinde kırıntılar var, yere basınca fark ettim. Sanırım gofret tarzında birşey, artık anlamak mümkün değil.

Solumda yan yatmış bir su şişesi, ne zaman odama getirdiğimi hatırlamıyorum. Ama bildim bileli orada…

Belki de ben kendimi gerçek hayattan bu kadar soyutlamışımdır sadece, belkide sadecer ben günümün neredeyse tamamını bilgisayarda yada konsollarda geçiriyorum. Belkide sadece ben bunu yapıyorum ama umrumda değil. Son bir yılda aldığım kilolardan bana şişko diyebilirler, sürekli bilgisayar başında olduğumu duyunca bana garip garip bakabilirler, ama biliyorum sadece ben değilim. Orada dışarıda başkalarıda var benim gibi. Sadece ben değilim. Bu bağımlılığa sadece ben hapsolmadım. Başkalarıda var… Değil mi?

Söyleyemediklerim

Pazartesi, 28 Temmuz 2008

Susuz şehrimde canıma su katana ithafla…

İçimde sakladığım ne varsa artık daha da yakıyor canımı bir bilsen. Sana söyleyememek, hep bir başkası gibi davranmak ne zor bilir misin? Sana bu kadar yakınken sana dokunamamak, gözlerine bakıp ta “SENİ SEVİYORUM” diyememek ne acıdır anlatsam anlayabilir misin? Uzun zamandır böyle hissetmemiştim aslına bakarsan kendimi. Ve bu kadar yalnız hissetmemiştim aynı zamanda. Biliyor musun aslına bakarsan memnunum da biraz bu halimden. Sevmek güzel şey. Platonikte olsa var olduğumun kanıtıdır sevdam. Karşılıksız olsa bile. Ve sana söyleyemediklerim boğazımda büyüyen bir yumru olmaya devam ediyor hala. Yanında otururken bile hasretim sana. (more…)

Bir Şubat

Salı, 17 Haziran 2008

Şu an 1 şubat akşamı ve rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, kardeşim, bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin. Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,….. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin. Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, (more…)

Hayatın Ucundan Tutarsan Bırakma

Salı, 17 Haziran 2008

Birbirlerini severek evlenmişlerdi. Altı yıllık birliktelikleri evlilikle noktalanmıştı. Yedi yıldır da evliydiler,
iki yaşındaki küçük Ceren leri ile mutluydular… Aslında kadın mutluluk rolü oynuyordu. Yaşadığı hayat onu boğuyordu, sanki içinde saatli bir bomba vardı , bir patlasa herkesi yakacaktı. Mutsuzdu ama nedenini bir türlü bilemiyordu. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre çalışmış ama kocasının farklı yerlere çıkan tayinleri yüzünden bir türlü sürekli bir işi olamamıştı.  Mimardı ama 3 yıldır evde oturuyordu, evde geçen her boş gününü hayatından koparılmış boş bir sayfa olarak görüyor ve hiç bir şey onu mutlu edemiyordu.. Kocası derseniz bir dediğini iki etmiyordu, hayattan isteyebileceği her şey onunken, mutlu olması için gerekli her şeye sahipken o mutsuzdu.. (more…)

36 sorgu. 3.078 Saniyede Olustu.