‘büyüme’ olarak etiketlenmiş yazılar

Ben…mişim ?

Çarşamba, 09 Temmuz 2008

Başkasına bakarken kendimi görmezmişim ,
Yoldan çıkmış onla gitmişim.
Kendimi kaybetmişim ama ortada buluşmuşuz,
Sonra tek darbeyi de ondan yiyip vurulmuşum.

Ben kimse değilmişim büyümeden yemek yemişim,
Fark etmeden susmuşum anlayamaz öküze benzermişim.
Bit yere varamaz hep aynı noktada düşermişim.
(more…)

Devrik Cümle

Salı, 08 Temmuz 2008

Adı konamayan suskunluların sevinç bozma sahnesine dönmesiydi yalnızlık, hiçbir şey bilmediğini bilmek, bilmediğine fütursuzca yürümek bilge susmuydu, arkası revan günlerin kanrevan boşluğunda boğazıma doladım kinimi… Aşk yalnız yaratılmamıştı cana, karaya çalan düşlerin hüzün sıtması onda hep vardı… Zihnime ilişen biçarelikten sıyrılamadım İleyha, kapımı kapadığım acının, boşluğunda içime ve sahipliği yapacağını hesaba katamadım…

Aklıma sus, dilime pas, kaleme yas… Terk etmek yiğitliği korkaklığa salmaktı, şimdi hangimiz en cesurun en korkağıyız İleyha

(more…)

Dört Duvar, İki Gün ve Sen

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. (more…)

Belki

Pazar, 01 Haziran 2008

Belki Tanrı yanlış insanlarla tanışmamızı istedi. Doğru insanı tanımadan önce, böylece en sonunda doğru insanla tanıştığımızda, bu hediyenin ne yüce olduğunu anlamamız için. Belki mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur. Fakat böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki, bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile. Belki en iyi arkadaşlık, sallanan bir koltukta beraber sallandığınız, tek bir kelime etmediğiniz ve giderken bunun hayatınızdaki en iyi sohbet olduğunu düşündüğünüz kişilerde saklıdır. (more…)

Kış

Salı, 06 Mayıs 2008

Yaşlı bir odun sobasıyım ben odun dediysem inanmayın hiç odunla ısıtmadım ev halkını kömürlede pek tanışıklığım yoktur en çok eski kazak ve ayakkabıyla ısıtırım ama yakmayı en çok sevdiğim şey üç küçük çocuğun üzerinde kabira (kızarmış ekmek) yaparız umuduyla sokaktan topladıkları karton ve kırık tahta parçalarıdır o zaman daha bir zevkle yanarımumtlarına ortak olduğum için. Bir de her pazar akşamı balık yerler balıktan sonra üşümesinler diye atom karınca misali yanarım onlar elmalarını yerken anne soğuk mutfakta bulaşık yıkar. Mevsimlerden kış havada hüzün, yoksulluk ve hacışakir sabunun kokusu var en sevdiğim renk rutubet yeşili. Acının verdiği mutlulukla kal ve zaman’a inat büyüme… Canım kardeşim.