‘çocuk’ olarak etiketlenmiş yazılar

Çocuk Olasım Var

Salı, 02 Eylül 2008

Saatlerce uyumamak.Hem de sabaha kadar. Güzel bir duygu. Ötesinde biraz da yorucu. Şimdi saain 07:00 olmasını bekle sonra dışarı çık,gazete al ve haberler… Kim bilir yine nerl var gündem de.. Sonra sabah 10:00 gibi uyu.Akşam kalk işinin başına geç. Sonra sabahla ve yine gazete ve gündem. Günler devamlı böyle geçer mi bilmem ama dur deme vakti belki de geldi. Aslında memnun olmasına memnunum da bunların tek müsebbibi yine benim. İnsan bir şeylerin peşinde hayat boyu. Son günlerde bunu daha iyi gözlemliyebiliyorum. Bugün ilk defa İzmirime yağmur yağdı. Özlenilen duygulardan da bir tanesiydi tabii. Bir çok malzeme çıkar ya uağmurdan, bende çıkardım ve meyvesini de aldım. Saat kaç oldu hala şimşekler çakıyor gökyüzünde. Kimileri gelip,gök gürültüsünden korkuyorum.Uyuyamadım dese de hak vereceksin. Erkek değil hiçbiri. Narin, ince, kırılgan, kaprisli ve çocuk… (more…)

Şu Sivas’ın Yollarına…

Cumartesi, 16 Ağustos 2008

Uyandım !.. içimde tarifi mümkün olmayan bir telaş ve sevgi var, bağırmak geliyor içimden “Bugün Son Gün” şuursuzca can ve ten yakmaya alışkın güneş beynimi kemirirken adımlıyorum hayatı hayatıma ulaşmak için… Zaman deli gibi akmıyor işte, hep böyle olmadı mı zaten..? Herşey üst üste geldi, tüm aksilikler…neyseki izmir otogardayım (ohh) Sivas yolcusu kalmasın !.. Yasaklarına mahkum bir hayatın çöküntüsünü üzerinde taşıdığı belli olan bir ses, elindeki “Cumhuriyet” gazetesini kıvırmış bağırıyor! Sivas Yolcusu Kalmasın !.. Otobüsteyim ve kalkmasına artık ramak kaldı ve kalbim ve ellerim ve benliğim karıncalanıyor, Geliyorum yanına bekle beni dedim içimden… Nefes almak çok zor bu an’larda, sevdiğin anadoluda ve sen koşar adımlarla gitmek istiyorken o’na otobüs kalkmadı hala, Neyseki önümde oturan beyaz şapkalı ve en az iki çocuk büyütmek için çalıştığı belli olan nasırlı ellerinden birini kaldırdı ve nasırlanmış sesi ile “Hele hemşerim bir kolanya verde ferahlayalım” … Dedim açıl sivas ben geliyorum. Acı, öfke, hüzün, keder yada herneyse sizi sıkıntıya bulayan o an unutulur ve düşersiniz zamanın içine, Hareket ediyor otobüs itiş-kakış insan selini yarıyor yavaş yavaş…

(more…)

Alacağın Olsun

Salı, 29 Temmuz 2008

Neler yazacağımı bilmeden başlıyorum sözlerime.
Neler yaşayacağımı da bilmeden tabii.
Koca bir hayat var daha önümüzde.Çok uzun.Gençliğinin baharında tanıdım seni.Bir o kadar da bahar yaşattın bana.Müteşekkirim sana.Sen şımarık bir çocuk olmama hep izin verdin.Beni dinledin,yargılamadın.Sevdin beni bir anne şefkati gibi.Bütün şımarıklıklarımın müsebbibi sendin.Bu yüzden seni hiç unutmayabilirdim.Öyle de oldun.

Bakma şimdi ağladığıma.Geçer elbet.Hem bak,ağlarken gülümsüyorum da.Hani sen çok severdin ya.Bana gülümse diye komutlar verirdin.Hatta pamuk ellerini yüzüme yöneltir zorla güldürürdün.
(more…)

Devrik Cümle

Salı, 08 Temmuz 2008

Adı konamayan suskunluların sevinç bozma sahnesine dönmesiydi yalnızlık, hiçbir şey bilmediğini bilmek, bilmediğine fütursuzca yürümek bilge susmuydu, arkası revan günlerin kanrevan boşluğunda boğazıma doladım kinimi… Aşk yalnız yaratılmamıştı cana, karaya çalan düşlerin hüzün sıtması onda hep vardı… Zihnime ilişen biçarelikten sıyrılamadım İleyha, kapımı kapadığım acının, boşluğunda içime ve sahipliği yapacağını hesaba katamadım…

Aklıma sus, dilime pas, kaleme yas… Terk etmek yiğitliği korkaklığa salmaktı, şimdi hangimiz en cesurun en korkağıyız İleyha

(more…)

Melankolia ve Ben Tümevarım Sen Gevher

Cumartesi, 05 Temmuz 2008

Bir yağmur damlası düştüğü zaman penceremize… Gidilesi uzaklar gözümüzün önündeyken, kırılan ışıkla beraber, daha da uzaklaşan bir kaç damla umut eskitiriz penceremizde… Her gün ekmekle beslediğim güvercinler için ekmekleri ıslatmama gerek kalmadı. Ben ekmekleri koydum, onlar ıslandılar. Lakin ne güvercinler geliyordu, ne de umutlar yitiyordu… Onca umudun arasına güvercinlerin gelme umudunu da ekledim, ve her damlada biraz daha eskittiğim, yittiğim bir hayata adadım… İnsanlar telaşla bir yerlere yetişmeye çalışırken sürekli bu kavurucu sıcaklıkta, pencerelerde keyiflenenleri de gördüm… Bir hayat telaşına düşmüş insanlar, ne yapacaklarını bilmeksizin sanki ve şuursuzca koşarlarken soruyorlar mıydı acaba kendinerine ; “Yağmurda koşan mı, yürüyen mi ıslanır?” diye. Ve her defasında “koşan” olmasına rağmen cevap, hep koşmayı mı seçiyorlardı? (more…)

Kızın Yalnız Kaldı Anne

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Senin o kıyamadığın kızın ne tür sorunlarla uğraşıyor. duysan, a güzel kızım bu muydu derdin,derdin…Evet anne bu! düzenin böyle olmasını kaldıramıyorum. İnsanların bu denli egolarına hakim olmalarını, gerçek arkadaşlıkların olmadığını bilmeyi kabullenemiyorum. Kime anlattıysam derdimi, bir şey yapamazsın ki, değiştiremezsin diyorlar. Kızın bugün çok ağladı anne, belki sen yoktun yanında. varlığını hissedemediği için ağladı. sınıfın camından dünyaya baktı. çok üzüldü anne! yalnız kalmayı yediremiyor kendine… Sevdiğim çocuk beni sevmiyor anne. Konuşurken gözlerime bakmıyor. Her konuşmamızda, biraz daha yanında kalıyım, biraz daha varlığını hissedeyim diye, yanımdan bir an önce ayrılmak isteyen vücüdunu tutmakta zorlanıyorum. Çoğu zaman başarısız işlerde yapıyorum… (more…)

Gırtlağımdaki Vidanjör

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Hayatta başınıza en kötü ne gelmiş olabilir ki ? bir kaç kere dayak yiyip üzerinizde sigara söndürülmüş,parmağınız kapıya sıkışıp tırnağınız düşmüş, annenizin babanızı dövüşüne tanık olmuş,çocukken tacize uğramış,en sevdiğiniz hayvan öldürülmüş bağırsakları kafasına dolanmış, oral sex’e zorlanmış, iç çamaşırlarınıza geceden kalma spermler bırakılmış yada grup sex partisinde makatınız da bisexsüelliği hissetmiş olabilirsiniz.Yani tüm homosapiens acılarınız damaklarınızda tortu bırakmış olabilir…

İNTİHAR…. Marihuana’nın verdiği dünyadan mahrum bırakmak kendini ya da halissünasyonların bitişi.
(more…)

Etkilemek İçin Etkilendik

Cuma, 27 Haziran 2008

“vayy bee” dedim geçenlerde “amma da çok değiştirmiş teknoloji bizleri” Eskiden meyve kokulu defterlere hatıralar yazardık yıl sonlarında, oysa şimdi kimsenin umurunda bile değil.O hep klasikleşmiş sözler olsa da (örneğin; bana, bu kalbin kadar temiz sayfayı ayırdığın için çok teşekkür ederim) yine de özlüyor insan o yazıları.. Annemle babam sık sık anlatır; eskilerden okulun yıl sonu günü herkes birbirinden ev adreslerini alırmış, okuldan çıktıktan sonra mektuplaşalım,birbirimizi kaybetmeyelim diye.. Sonra zamanla beraber teknolojide ilerledi ve telefon daha yaygın hale geldi -ki on yaşında ki çocukların ellerinde bile bir cep telefonu var - telefonun yaygınlaşmasıyla da bu kez arkadaşlar, mezun olmadan önce telefon numaralarını almaya başladı birbirlerinden. (more…)

Bu Kadar Sevebilirmisin

Pazar, 22 Haziran 2008

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra… Okullarını bitirince hemen evlendiler. (more…)

51 sorgu. 3.078 Saniyede Olustu.