‘Denemeler’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

Kendimde Yaşadığımsın

PerÅŸembe, 10 Temmuz 2008

Adresine düşecek binlerce cümlelerden yalnızca birine sığdırıp seslenmeyi öğrendim. Yazdığım bütün dizelerde, bütün satırlarda coşkun akan ırmaklar gibi geldiğim sensin. Sınırlar ötesinden, dağların ardından söylediğin sıcacık sözlerin göğüme düştüğünde, uzatırım elimi göğe; ellerime bulaşsın diye yüreğinin maviliği…

Sevmeyi bıraktığımsın iki yüreğin arasına, gücümün yettiği kadar alsınlar beni diye. Gözlerim uyku nedir unutsunlar diye gecelerde…
Bu bir ürperiş. Anlatsam şiir gibidir sözlerim; öyle bir sevdanın insafına kalır ki ömrüm, sessizce alıp başımı giderim bakışlarından.

(daha fazla…)

Devrik Cümle

Salı, 08 Temmuz 2008

Adı konamayan suskunluların sevinç bozma sahnesine dönmesiydi yalnızlık, hiçbir şey bilmediğini bilmek, bilmediğine fütursuzca yürümek bilge susmuydu, arkası revan günlerin kanrevan boşluğunda boğazıma doladım kinimi… Aşk yalnız yaratılmamıştı cana, karaya çalan düşlerin hüzün sıtması onda hep vardı… Zihnime ilişen biçarelikten sıyrılamadım İleyha, kapımı kapadığım acının, boşluğunda içime ve sahipliği yapacağını hesaba katamadım…

Aklıma sus, dilime pas, kaleme yas… Terk etmek yiğitliği korkaklığa salmaktı, şimdi hangimiz en cesurun en korkağıyız İleyha…

(daha fazla…)

Aşkın Yangını

Cumartesi, 21 Haziran 2008

Okuldaki ilk günüm. Çok heyecanlıyım. Çünkü artık ben de üniversiteliyim. Yeni arkadaşlar, yeni dersler, yeni bir hayat beni bekliyor. Neşe dolu kişiliğimle sınıfın eğlence kaynağı olacağım biliyorum. Sınıfa girdim. Boş bir sıra bulup oturdum. Yanıma birisi geldi. Benim gibi uzun boylu ama benden gayet yakışıklı. Hem gözlüğü de yok. Kim bilir kaç tane sevgilisi vardır. Neyse canım banane. Belki de iyi bir çocuktur.
- Merhaba, ben Erdinç.
Afalladım.
- Hıı, merhaba ben de Özcan. Memnun oldum.
Derken çocukla samimiyeti artırdık. İyi bir çocuktu. Birlikte iyi anlaşıyorduk. EÄŸlenceli vakitler geçirdik. İlk günden bu kadar keyif alacağımı hiç sanmamıştım. Çok güzel kızlar var sınıfta. Ama bir tanesi var ki, beni adeta büyüledi. Ama ilk 1 ay hiç konuÅŸamadım bile kendisiyle. Utangaç birisine benziyor. Hıh, sanki ben çok farklıyım. Erdinç artık yanımda oturmuyor. (daha fazla…)

Korkma

Perşembe, 15 Mayıs 2008

Kına çalınmış gökyüzüne, tuğla tozu renginde kızılca kıyamet sanki… Akşam ezanı da okunuyor ama günlerden cuma değil ki! O korku filmlerindeki salıncağa binen kız çocuğu gibiyim. Huzursuz, tedirgin, ürkek…

Kulağımda eskimiÅŸ bir ezgi, içimi cızlatırcasına… Umut diye sakladığım günler dudak büker bana çalan her notada… Çok mu zor yüreÄŸim çiçeklerini tekrar açmak? Tüm gücünle savaÅŸ aç ÅŸu paranoyaklığına… BoÅŸ ver yesin bitirsin beynini örümcek kuÅŸkular, ÅŸu içini kemiren kuÅŸkular. Biliyorum çok zor. Sen yine de çiçeÄŸini sula, o derin çizgilere inat, o yaÅŸanmamışlıklara inat, o hayal kırıklıklarına inat… Dinleme beyninde ki aç kurtları, dinletme. Yorgun düştüğün o gece yarılarında yorma kendini, izin ver gözyaÅŸlarının intiharına, tuzuyla içinin yarasına bas, acıdan kavrulsun korkma! (daha fazla…)

Hayaller

Çarşamba, 14 Mayıs 2008

Hayal…
Hayaller…
Hayallerim…

Hani gözlerinizi kapatıp olmasını istediÄŸiniz ÅŸeyler için kurduÄŸumuz, olmayacağını hiç hesaba katmadığımız o pembe düşler vardır ya. Pembe panjurlu evlerin ve bahçesinde çocukların koÅŸturduÄŸu, yoksulluÄŸun sokaklarda kol gezmediÄŸi, kimsenin aÄŸlamadığı ya da aÄŸlatmak için bir sebep aramadığı, kavgasız, gürültüsüz, düşmansız, riyasız, gerçek olmayan gerçek bir hayattır yaÅŸanamayan. İçki ÅŸiÅŸesinin dibine vurup kör kütük sarhoÅŸ olduÄŸunuz andır. (daha fazla…)

Unutulan Kapı

Salı, 13 Mayıs 2008

Ölüm: Dört gözle beklediğin halde gelmeyip te sonra beklemekten vazgeçip hayatla barıştığın an birdenbire beklenmedik sürprizler yapmaya bayılan…. şey..

Ne ölümden korkan birisiyim, ne de hayatı her şeye rağmen yaşamaya değer görüyorum.Hiç kaçmadım ölümden; ona yakın olduğumu hissettiğim an bile..

Onun soÄŸuÄŸunda titremeyi ben seçtim, bilerek; ama aslında istemeden gittim kapısına. O da istememiÅŸti beni o gün.. (daha fazla…)

Kum Taneleri

Pazartesi, 12 Mayıs 2008

Bu gün ki yazımı tüm kirlerden, seslerden, öfkelerden çok uzakta; denizin kumları azarladığı, rüzgârın her şeyi susturup dize getirdiği eşsiz bir koy’dan yazıyorum. Bu koy’un bir adı var ama ne olduğunun şuanda bir önemi yok. Benim gizli saklı köşelerimden biri.
Bana ait…
Bana özel…
Mekân ve zaman tanımayan ben; deniz ile karşı karşıya kaldığım anda çaresizce mavi suların esaretine ruhumu teslim etmekten kurtaramıyorum
(daha fazla…)

SavaÅŸ

Pazartesi, 12 Mayıs 2008

Gergin tuttuğu okunu yanağının üstündeki bir noktadan saldı. Ok ice bir ıslık çalarak havada ilerledi ve hedefi vurdu. Miğferin kurtamadığı hedef ufak bir kan gölünün ortasına düştü.

Etrafına bakındı. Her yerde kan ve çelik vardı. Elleri kana bulanmıştı. Savaşın dehÅŸetini yaşıyordu. Eline ilk kılıç aldığı günkü gibi hisseti kendini birden. Burnu koku almıyordu, elleri yayı hissetmiyordu, gözü görmüyordu, konuÅŸamıyordu tek yapabildiÄŸi öldürmekti. İşte ilk savaşının dehÅŸeti Adnul’u böylesine dehÅŸete düşürmüştü. (daha fazla…)

Sıkıntı

Cuma, 09 Mayıs 2008

Sıkıcı hayatında bir deÄŸiÅŸiklik yoktu. Sıkıcı,monoton,aynı. Attığı her adım, yaptığı her konuÅŸma, ettiÄŸi her laf, sigarasından aldığı her nefes; aslında daha önce yapmış olduÄŸu bir ÅŸeydi. Önemli birÅŸeyde deÄŸil. Bir hiç. Koca bir sıfır. DinlediÄŸi müzik bile aynıydı. Hiç bir deÄŸiÅŸiklik yok. İç geçirerek fortmantodan ceketini alarak dışarı çıktı. Yürüdüğü yollar, gördüğü yüzler, bindiÄŸi otobüs aynıydı. Birkaç kadeh içkiden sonra kendini eski arkadaÅŸlarında birnin evinin önünde buluyor. Bu yakınlarda geldiÄŸini hatırlıyor. Hep gelirdi zaten. Zili çalıp kapının açılmasını bekliyor. Mekanik bir ses ile kapı açılılıyor. Her zaman aynı ses… Asansöre biniyor,geçen hafta bindiÄŸi asansör… Sekizinci kata basıyor.Kapı kapanmak üzereyken biri araya bir Uykusuz sokuyor. Sensörlü kapı tekrar açılıyor. (daha fazla…)

38 sorgu. 0.594 Saniyede Olustu.