‘Dünya’ olarak etiketlenmiş yazılar

Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım

Pazartesi, 21 Temmuz 2008

Ayrılık ne biliyormusun..? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne tren bileti ceplerimizde, nede turna katarı gökyüzünde… Ayrılık; Sadece unutulmaktır !..

Kötü İnsan, karanlık insan… Dünya; Çıkardığı basit bir ses kaba bir hece bile hakim ve güçlü olmaktır onun için. Bu duygularla bir derinlik kazandığını sanar. Bu yüzden düşünmek bulutlardan haz almak kadar uzak, gereksiz ve boştur. Büyük babalarından ona kalan miras sadece tükenmektir. Her hareketine hikmetler kazandıran budala aynalar karşısında küçümsemenin bencilliği ile bakar kendisine… Onların inandığı tek şey yalandır. Onlar ancak yüksekte olunca yaşadıklarını anlarlar. Yalnızlık derin uykularına gelen ve hiç göremediği bir duygu olmuştur her zaman. Bİr ütopyası yoktur zaten ne olduğunuda bilemez. Kullandığı eşyalar bile ondan daha uzun ömürlüdür. (more…)

İsimle Ateş Arasında

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Adı koyulmamış hiçbir şeyin gerçek anlamda var olduğuna ikna olamayan bir kalbin sahibiydim ben. Hayata kelimelerle hükmeden biriydim ben.Var olanla yok olan arasında fark bir isim. Onunla başlayan hayatımı, onun ismini bilmekle başlamak istedim.

Varlığına dair, nefti gölgeli bir tütsü-buhur dükkanında, bana gösterdiklerinin dışında, hiçbir bilgiye sahip değilken sevmiştim onu. Başka bir şeyi değil, ateşe düşeceği ana kadar hiçbir şeyi merak etmeyerek sevmeyi bilen kalbimin bütün sükûnetiyle sadece onun ismini merak ettim ben.

Gülün önce ilahi muhayyilede adının koyulduğunu, manasının sonradan yaratıldığını, bu dünyadaki suretinin ise en sonra geldiğini kavradığında imanı tamamlanan biriydim ben. Bunun başka yolunun olmadığını aklıma ancak böyle kabul ettirebilmiştim ben .Kolay olmamıştı ama yolculuğun suretten manaya doğru olduğunu öğrenmiştim ben. (more…)

Kendimde Yaşadığımsın

Perşembe, 10 Temmuz 2008

kalemkurusuAdresine düşecek binlerce cümlelerden yalnızca birine sığdırıp seslenmeyi öğrendim. Yazdığım bütün dizelerde, bütün satırlarda coşkun akan ırmaklar gibi geldiğim sensin. Sınırlar ötesinden, dağların ardından söylediğin sıcacık sözlerin göğüme düştüğünde, uzatırım elimi göğe; ellerime bulaşsın diye yüreğinin maviliği…

Sevmeyi bıraktığımsın iki yüreğin arasına, gücümün yettiği kadar alsınlar beni diye. Gözlerim uyku nedir unutsunlar diye gecelerde…
Bu bir ürperiş. Anlatsam şiir gibidir sözlerim; öyle bir sevdanın insafına kalır ki ömrüm, sessizce alıp başımı giderim bakışlarından.

(more…)

Kızın Yalnız Kaldı Anne

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Senin o kıyamadığın kızın ne tür sorunlarla uğraşıyor. duysan, a güzel kızım bu muydu derdin,derdin…Evet anne bu! düzenin böyle olmasını kaldıramıyorum. İnsanların bu denli egolarına hakim olmalarını, gerçek arkadaşlıkların olmadığını bilmeyi kabullenemiyorum. Kime anlattıysam derdimi, bir şey yapamazsın ki, değiştiremezsin diyorlar. Kızın bugün çok ağladı anne, belki sen yoktun yanında. varlığını hissedemediği için ağladı. sınıfın camından dünyaya baktı. çok üzüldü anne! yalnız kalmayı yediremiyor kendine… Sevdiğim çocuk beni sevmiyor anne. Konuşurken gözlerime bakmıyor. Her konuşmamızda, biraz daha yanında kalıyım, biraz daha varlığını hissedeyim diye, yanımdan bir an önce ayrılmak isteyen vücüdunu tutmakta zorlanıyorum. Çoğu zaman başarısız işlerde yapıyorum… (more…)

Keşke Herşey O An Gibi Olsaydı

Salı, 01 Temmuz 2008

(herkesten bir parça burada…)

Keşke her şey o an gibi olsa. O an gib sade ve temiz olsa Keşke her şey annemizin bir yaz sıcağında getirdiği soğuk limonata gibi olsa. Keşke herşey o an gibi sade temiz eğlenceli ve içimizi ferahlatıyor gibi olsa. Keşke hep küçük kalsaydık diyorum kendime her zaman öle masum kalsaydık. Keşke hep öle olsaydık ahhhh keşke. O küçük yaşımızda kalsaydık keşke. O zamanlar gibi sadece bir küçük oyuncak için ağlasaydık. Gözlerimiz sadece dışarı giden annemiz için yaşlansaydı. Haya bu kadar güzel olsaydı eskisi gibi olsaydı en eski bir gün gibi olsaydı. Hayat o kadar acımasız oldu ki şu sıralar. Hiçbirşey eskisi gibi kalmadı yaşamımızda. (more…)

İnsan Neyi Tercih Etmeli

Pazartesi, 30 Haziran 2008

İnsan neyi tercih etmeli bir yol ayrımında… Heyecanı mı, huzuru mu ? Sadakati mi, merakı mı? Beyin dinginliğini mi, kalp çarpıntılarını mı ? Bir karmaşa arasında bir üçüncü yol yaratamaz mı acaba ? Ya da iki yol arasından bir patika için ilk adımlarını atamaz mı ? Ve böylece ardından gelecekler için, yani o yol ayrımında kararsızlaşacaklar için, ufak da olsa bir yol gösteremez mi? Aslında güneşin hep doğudan doğduğunu değil, dünyanın döndüğü gerçeğini savunamaz mı birileri de? Bir sabah daha şafaklaşırken pencerelerimizde, “Güneş doğdu” lu cümleler istemiyorum artık. “Dünya güneşe erişti” denmesidir tercihim. Bir çok tabunun yıkılmasıdır tarafım. Biliyorum böylelerine toplumda “anarşist” deniyor fakat eğer anarşistse tabu olmayan, işte ben oyum… (more…)

33 sorgu. 2.960 Saniyede Olustu.