‘eden’ olarak etiketlenmiş yazılar

Cansuyum… Korkuyorum…

Pazartesi, 25 Ağustos 2008

Susuz şehrimde canıma su katana ithafla….

Korkuyorum bebeğim… Sana sahip olabilmek için katettğim onca yol var ki… Sana bu kadar aşık olacağımı nerden bilebilirdim. Seni bu kadar seveceğimi nasıl anlayabilirdim. Oysa sadece bir umuttu içimdeki seni örseleyen. Sana bu kadar ait olabileceğimi nerden bilebilirdim ki… Kendime şaşırıyorum biliyor musun. Bu kadar aşık olmama şaşırıyorum.  Oysa sadece “şimdi sen benim sevgilim olsan” la başlayan, “ sensiz bir hiçim” le devam eden bir sevdanın tam ortasındayım şimdi. Gözlerine baktığımda dahada aşık oluyorum her geçen saniye. Sen şimdi karşıma geçmiş “KORKUYORUM” diyorsun. Hayır cansuyum. Hayır ben korkuyorum asıl. Seni kaybetmekten korkuyorum. Senin kalbine dokunamamaktan korkuyorum. (more…)

Hayat

Çarşamba, 23 Temmuz 2008

Kimisinde nice hüzünler barındırır hayat, kimisinde nice mutluluklar. Sevda vardır kimisinde, nefret bazen gözlerinde. Güneş doğar her gün aynı yerden yeni bir hayata. Sevdaların filizlenir, gözlerinde gülümsediğin sevdiğin gelir aklına. Gün olur özümsediğin her şeyi yalan nakşeyler hayat…  Yinede yaşanası bir tecrübedir hayat. Acısına rağmen, derdine, kederine rağmen. Gün olur ölmek istersin, yitip gitmek istersin bu hayattan. Ama mutluluklar bırakmaz peşini yaşarsın yine olabildiğine, yaşayabildiğine kadar.  Bak neler gizli hayatta. İlk kez birinin gözlerinde gördün kendini. İlk kez birine bakarken titredi için. İlk kez bir başka tende buldun kendini. İlk kez bir başkası için endişelendin. Canı acıdığında yüreğinde hissettin o acıyı. Ağladığında beraber ağladın güldüğünde beraber. Her şeyi paylaştın; hüznü, mutluluğu, gözyaşını, merhameti, günahı, sevabı her şeyi paylaştın. Yeri geldi yüreğini… Başka yönü daha var hayatın. Birisi var o hayatta. Seni hiçbir zaman yalnız bırakmayan. Sırf sen uyuyamıyorsun diye uykusuz kalan. (more…)

İsimle Ateş Arasında

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Adı koyulmamış hiçbir şeyin gerçek anlamda var olduğuna ikna olamayan bir kalbin sahibiydim ben. Hayata kelimelerle hükmeden biriydim ben.Var olanla yok olan arasında fark bir isim. Onunla başlayan hayatımı, onun ismini bilmekle başlamak istedim.

Varlığına dair, nefti gölgeli bir tütsü-buhur dükkanında, bana gösterdiklerinin dışında, hiçbir bilgiye sahip değilken sevmiştim onu. Başka bir şeyi değil, ateşe düşeceği ana kadar hiçbir şeyi merak etmeyerek sevmeyi bilen kalbimin bütün sükûnetiyle sadece onun ismini merak ettim ben.

Gülün önce ilahi muhayyilede adının koyulduğunu, manasının sonradan yaratıldığını, bu dünyadaki suretinin ise en sonra geldiğini kavradığında imanı tamamlanan biriydim ben. Bunun başka yolunun olmadığını aklıma ancak böyle kabul ettirebilmiştim ben .Kolay olmamıştı ama yolculuğun suretten manaya doğru olduğunu öğrenmiştim ben. (more…)

Elindekilerle Yetinmek

Cuma, 20 Haziran 2008

Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş.
Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş. Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.
(more…)

Hayatın Ucundan Tutarsan Bırakma

Salı, 17 Haziran 2008

Birbirlerini severek evlenmişlerdi. Altı yıllık birliktelikleri evlilikle noktalanmıştı. Yedi yıldır da evliydiler,
iki yaşındaki küçük Ceren leri ile mutluydular… Aslında kadın mutluluk rolü oynuyordu. Yaşadığı hayat onu boğuyordu, sanki içinde saatli bir bomba vardı , bir patlasa herkesi yakacaktı. Mutsuzdu ama nedenini bir türlü bilemiyordu. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre çalışmış ama kocasının farklı yerlere çıkan tayinleri yüzünden bir türlü sürekli bir işi olamamıştı.  Mimardı ama 3 yıldır evde oturuyordu, evde geçen her boş gününü hayatından koparılmış boş bir sayfa olarak görüyor ve hiç bir şey onu mutlu edemiyordu.. Kocası derseniz bir dediğini iki etmiyordu, hayattan isteyebileceği her şey onunken, mutlu olması için gerekli her şeye sahipken o mutsuzdu.. (more…)

Dört Duvar, İki Gün ve Sen

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. (more…)

Hayal-et

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Yaralarım var!
Benliğimde açılmış, kanayan yaralar..
Gönlümde kırıklıklar..
Öyle ki adim atmaya çekiniyor insan, olur da kırıklardan birisi beni de keser diye.
Bedenim bitkin.
Ruhum yorgun..
Aklim bin bir düşüncenin kendi kösesinden avazı çıktığı kadar bağırdığı bir pazar yeri sanki.
Öyle çaresizim ki!
Derdime takacak bir ad bile bulamıyorum. (more…)

En Kötü Yemek

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Mutfağımın soğuk mermeri üzerine yeni pişirdiğim sıcak yemeği koyarken aklıma geldi de hayatımızda ne kadar çok çeşit yemek var.Mezelerden tutun tatlılara,sebzelerden tutun çorbalara.. binlerce çeşit yemek; kültürler farklı tarifler farklı.Ama binbir çeşit isimde bile aynı yemekleri öğrendik. Bazen en güzel yemekleri yapabilmek için takvim sayfalarının arkasına,gazete köşelerine baktık.Bazen de yıllarca ” yemek tariflerim ” diye not ettiğimiz defterleri paylaştık birbirlerimizle… (more…)

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Pazar, 15 Haziran 2008

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir
ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur…
Aşkta yarın yoktur sevgili.
Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. (more…)