Her Bahar
Cuma, 22 AÄŸustos 2008Pas tutmuÅŸ merdiven demirleri, gecenin karanlığında kendini hissettirmek adına ellerimizi kirlenmiÅŸ bir sarıya boyuyor,gelecekte de varlığını sürdürecekmiÅŸ izlenimiyle aydınlığa kavuÅŸmayı beklercesine, tenimize iÅŸliyordu .Yarım kalmış basamakları çıktıkça, eski harabe evlerdeki gibi , kırılmaya hazır merdiven tahtalarının, adımlarla buluÅŸtuÄŸu an, çıkan ses,etin bıçakla kesilmesi anında iÅŸitilen gıcırdamalara benzer bir üslupla geliyordu kulağıma.Ve bir köşeye çekilip, usulca aÄŸlayan bir kız çocuÄŸunun sesi gibi , koridorun boÅŸluÄŸuna sesleniyordu sessizlik ÅŸarkısı. Uzun bir soluÄŸu andırıyordu rüzgârın çıkardığı ufak esintilerin birleÅŸmesi. Hüzün ile aÄŸlamayı kucaklaÅŸtıran çıtırtılar ve rüzgârın seviÅŸmesi hiç bu kadar göz önünde yaÅŸanmamıştı. İzledikçe acı çeken ruhlarımız, bedenden çıkmak için çığlıklar atıyor ve bir daha yaÅŸanmaması için bu acıyı karanlığa sürüklüyordu, çıldırmış bir gövdenin acımsı haliyle. (daha fazla…)




