‘eye’ olarak etiketlenmiş yazılar

Söyleyemediklerim

Pazartesi, 28 Temmuz 2008

Susuz şehrimde canıma su katana ithafla…

İçimde sakladığım ne varsa artık daha da yakıyor canımı bir bilsen. Sana söyleyememek, hep bir başkası gibi davranmak ne zor bilir misin? Sana bu kadar yakınken sana dokunamamak, gözlerine bakıp ta “SENİ SEVİYORUM” diyememek ne acıdır anlatsam anlayabilir misin? Uzun zamandır böyle hissetmemiştim aslına bakarsan kendimi. Ve bu kadar yalnız hissetmemiştim aynı zamanda. Biliyor musun aslına bakarsan memnunum da biraz bu halimden. Sevmek güzel şey. Platonikte olsa var olduğumun kanıtıdır sevdam. Karşılıksız olsa bile. Ve sana söyleyemediklerim boğazımda büyüyen bir yumru olmaya devam ediyor hala. Yanında otururken bile hasretim sana. (more…)

Başlıksız…

Salı, 15 Temmuz 2008

Bilinmeyeneydi yolculuğum. Çaresiz sürgünlerin girdabında. Amansız çığlıkların sessizliğinde… Ölümün bile sebep olamayacağı üzüntüler silsilesinde tanımıştım gözlerini. Hiç bitiremediğim yazımdın sen kırık aynamda yüzüme bakıp hala gözlerini gördüğüm tarifsiz sancılarımda. Senin için biriktirdiğim tüm satırlarım dile geldi sonunda amansız girdaplarda. Yok oluşumuydu bu yoksa çığlıklarımıydı sevdamın bilemiyorum. Bir cigara daha yaktım sensizliğin üstüne ve üfledim dumanını sessizliğin ciğerine ciğerine. Cızırtılı plağımda çalan bizim şarkımızı duyunca… Usulca süzülüvermiş yanağımdan sensiz geçen günlerimin acısı. Başka başka dünyalara akıvermiş yüreğim. Artık korkuyorum karanlıktan. Islak yollarda çaresiz yürüyorum amaçsız sabahlara doğru. Umuda olan inancıma bir darbe daha vuruyorum her geçen gün. Birer birer artırıyorum içtiğim biranın sayısını akşamları. Resmine her baktığımda bir avuç kan daha kaybediyorum yaşanmışlıklardan. Bu şehir her geçen gün daha çekilmez oluyor, beraber gezdiğimiz sokaklar üstüme üstüme geliyor, (more…)

Yangın Yeri

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

İçimde öyle bir derin hasret var ki tarifini yapamadığım. Her an sanki bir başka ecel alıp götürecekmiş gibi geliyor bazen. Öyle sıcak gözler var ki ömrümün ufuklarında, öyle derin bakıyorlar ki kimi zaman öleceğimi hissediyorum….  Derin bakışlar demişken aklıma geldin yine hüzünlü bir akşamüstü. Sessizce dağılırken alkol denizinde güneşin batışı gibi tepkisiz, etkisiz bir alacakaranlık çöktü bile omuzlarımın üstüne… Bazen içinden çıkamıyorum. Bazen de kendimi alamıyorum. Öyle bir hale geldi ki yüreğimdeki yangının amansız durakları kifayetsiz akşamların sabahına vurdum bile yarınları… Çaresiz bakışlarımın umarsız akşamlarında tanımışım sensiz günlerin çilesini. Bir bakmışım içindeyim senin olan yüreğin. Hayâsız bir sevinç kaplamış içimi. Haklı bir sevinç. Uçar adım inmişim merdivenlerden. Günümün anlamı olmamış, nefesimin anlamı olmamış ne gam… Gerçek olan nedir. Sana olan yangınım mı yoksa yangınımın sebebimi… İçim öyle kıpır kıpır ki senle anlamı nedir bilmiyorum. Sevda yaşamak istiyorum aşk yaşamak… Her şeyi gölgede bırakacak bana kendimi bile unutturacak aşk… İçimi dökmek istiyorum sonra sana. (more…)

Cansuyum

Salı, 08 Temmuz 2008

Öyle anlar olur ki serde, öyle güzellikler vardır ki yaşam denizinde uzanmak isterisin, onu yakalamak istersin ama çabaların boşadır… Sevdanı içinde yaşarsın, derdini içinde… Can suyundur içinde büyütüp yeşerttiğin. Beladır aynı zamanda. Ama bakmazsın ucuna bucağına. Seversin her şeye rağmen her düğüme, her engele rağmen. İçini kemirir belki, belki nefes aldırmaz, belki, belki bir boşluktur, ama yinede seversin hiç bir şey düşünmeden üstelik. İçten içe alır götürür seni uzak denizlerin gölgelerine. Hissedemediğin nedir, seni alıp götüren nedir diye düşünürken hayat yolunda bi bakmışsın gelmişsin bile hayatın dolambaçlı yollarına. Doğan güneşe inat yeniden doğacak umutların. Her saza ayrı bir nota olacak gülüşündeki ince ve derin Hazal. Yârin çıplak ayağında üşüdü şair, ekmeği tuza banar gibi sevdi bi başka şair her şey iyi hoştu ama eksik bir şeyler vardı hala… Huzur veren gözler artık bir başkasına aitti. Gülüşüne bir başkası âşıktı. Sen bir başkasının gözlerine bakar olmuştun. İçime işleyen her halin bir başka vücutta kedere elem olmuştu bile… Artık yapacak hiçbir şeyin olmadığı yerdeyiz. Yani sözün bittiği yerdeyiz… Can suyu, cana can katan su… Bir bebeğin ilk adımları ilk baba deyişi gibi, mutluluğun anahtarı gibi… Her daim…

Özgürlük ve Özgünlük Üzerine

Perşembe, 26 Haziran 2008

Adı ‚Başkalarının Fikri’dir
Büyük saygıyla anılır.
Her şeye o karar verir.
Bazıları içinse Tanrının sesidir neredeyse.
Oysa donup kalmış fikirlere sadık kalınarak,
Ne tek bir zincir kırılabilmiş, ne de tek bir
İnsan ruhu özgürlüğüne kavuşturulabilmiştir.
(Mark Twain)

Özgürlük çok göreceli ve kişisel bir kavram olmasına rağmen, onu genel anlamda kendini ifade edebilme yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Yani özgürlük biraz da özgünlüktür. Sınırlaması ve anlatması neredeyse imkânsız bir kavram! Çoğu zaman uğruna kanlar döktüğümüz vazgeçilmezlik!
(more…)