‘geldi’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar

Kendimde Yaşadığımsın

PerÅŸembe, 10 Temmuz 2008

Adresine düşecek binlerce cümlelerden yalnızca birine sığdırıp seslenmeyi öğrendim. Yazdığım bütün dizelerde, bütün satırlarda coşkun akan ırmaklar gibi geldiğim sensin. Sınırlar ötesinden, dağların ardından söylediğin sıcacık sözlerin göğüme düştüğünde, uzatırım elimi göğe; ellerime bulaşsın diye yüreğinin maviliği…

Sevmeyi bıraktığımsın iki yüreğin arasına, gücümün yettiği kadar alsınlar beni diye. Gözlerim uyku nedir unutsunlar diye gecelerde…
Bu bir ürperiş. Anlatsam şiir gibidir sözlerim; öyle bir sevdanın insafına kalır ki ömrüm, sessizce alıp başımı giderim bakışlarından.

(daha fazla…)

Suri ve İseyra

PerÅŸembe, 03 Temmuz 2008

Yine yaÄŸmur kahretsin.. Yetmiyor sanki gözlerimin ıslanması dünyaya. Bedenimi istiyor avucunda boÄŸmak için… Daha fazla tıkılıp kalamam dört duvar arasında… Çıkmalıyım, yaÄŸmurla yüzleÅŸmeli hayatla dalaÅŸmalı… Çünkü biliyorum bir yerlerde bekliyor olmalı. Beklesem mi acaba birkaç yüzyıl daha, ya da bilmem ki bir ÅŸahinin gözlerini kiralayıp birkaç asırlığına izlesem mi? ve o arasa benim yerime beni… Bulutların üstünde ıslanmadan da birkaç asır geçirebilir ve saklanılabilirim senden…Yine saçmalıyorum.. Bu yaÄŸmur benim asabımı bozuyor düşünemiyorum Åžuralar da bir yaÄŸmurluÄŸum olacaktı ama? Ah.. Åžimdi aklıma geldi, umutsuzca döndüğüm son yaÄŸmur da ıslatmıştım onu ve bahçede kuruması için bir dala bırakmıştım. Pencereden görebiliyorum. (daha fazla…)

Öylesine Bir Mektup

Pazar, 29 Haziran 2008

Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız. Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de…Çok baÅŸka bir ÅŸey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleÅŸtirir mi durup dururken? Gözlerine buÄŸu,diline sitem, yüreÄŸine burukluk, çöreklenir kalır mi asırlarca? GelmeyeceÄŸini bildiÄŸi mektup için, posta kutusunu hep ayni heyecanla açar mi? Dedim ye, baÅŸka bir ÅŸey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim su günlerde. Belki de en basta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaÅŸmasın diye, kimselerin bilmediÄŸi, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine… Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. PaylaÅŸamadım Yanlış yaptım. Sana ulasan yolları kaybettim diye bütün bu ÅŸaÅŸkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiÄŸini bilmediÄŸim duvarlara çarpmam, hiç görmediÄŸim çukurlarla boÄŸuÅŸmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduÄŸu dehlizlerin, acili duvarları gibiyim. (daha fazla…)

Etkilemek İçin Etkilendik

Cuma, 27 Haziran 2008

“vayy bee” dedim geçenlerde “amma da çok deÄŸiÅŸtirmiÅŸ teknoloji bizleri” Eskiden meyve kokulu defterlere hatıralar yazardık yıl sonlarında, oysa ÅŸimdi kimsenin umurunda bile deÄŸil.O hep klasikleÅŸmiÅŸ sözler olsa da (örneÄŸin; bana, bu kalbin kadar temiz sayfayı ayırdığın için çok teÅŸekkür ederim) yine de özlüyor insan o yazıları.. Annemle babam sık sık anlatır; eskilerden okulun yıl sonu günü herkes birbirinden ev adreslerini alırmış, okuldan çıktıktan sonra mektuplaÅŸalım,birbirimizi kaybetmeyelim diye.. Sonra zamanla beraber teknolojide ilerledi ve telefon daha yaygın hale geldi -ki on yaşında ki çocukların ellerinde bile bir cep telefonu var - telefonun yaygınlaÅŸmasıyla da bu kez arkadaÅŸlar, mezun olmadan önce telefon numaralarını almaya baÅŸladı birbirlerinden. (daha fazla…)

Haftaları Ömürlere Çevirmek

PerÅŸembe, 26 Haziran 2008

AÅŸk dediklerinde telaÅŸnıyordum. Çünkü ben cok aÅŸk acısı cektim bunu biliyordum nerden ne zaman gelecegi belli olmayan biri gelecek ve beni mutlu edecekti. O anlardan biri maç zamanı geldi bana seninle önceleri mesajlaşıyorduk ama hiç biri bunlar kadar güzel degildi. Birbirimize duygularımızı acmıştık o akÅŸam ve benim için o aksam diÄŸer akÅŸamlardan farklı olmuÅŸtu. Çünkü seninle artık daha yakındım. Uzak ÅŸehirlerde olabilirdik ama ikimizinde bildigi bir ÅŸey vardı o da kalpimizin birbirimiz için artığını biliyorduk. Günler benim için daha mutlu ve sevinç dolu geciyordu. Çünkü sen vardın benim için. Bitanem sana bir sey söyleyim mi. Ben bundan önce çok kiÅŸiye teklif ettim ama hiç biri senin verdigin cevapı vermemiÅŸ. O kelimeyi duymak için neler yapmamış ki ve o cevapı senden duydum iki kulagımın içinde artık o kelime calıyordu. evet evet… Bitanem bugün tam cıktıgınızdan beri bir hafta oldu. (daha fazla…)

Bu Kadar Sevebilirmisin

Pazar, 22 Haziran 2008

Bir otobüs durağında karşılaÅŸmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaÅŸmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaÅŸabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuÅŸacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda baÅŸardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmiÅŸti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, ÅŸehrin öbür ucundaki o duraÄŸa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra… Okullarını bitirince hemen evlendiler. (daha fazla…)

Aşkın Yangını

Cumartesi, 21 Haziran 2008

Okuldaki ilk günüm. Çok heyecanlıyım. Çünkü artık ben de üniversiteliyim. Yeni arkadaşlar, yeni dersler, yeni bir hayat beni bekliyor. Neşe dolu kişiliğimle sınıfın eğlence kaynağı olacağım biliyorum. Sınıfa girdim. Boş bir sıra bulup oturdum. Yanıma birisi geldi. Benim gibi uzun boylu ama benden gayet yakışıklı. Hem gözlüğü de yok. Kim bilir kaç tane sevgilisi vardır. Neyse canım banane. Belki de iyi bir çocuktur.
- Merhaba, ben Erdinç.
Afalladım.
- Hıı, merhaba ben de Özcan. Memnun oldum.
Derken çocukla samimiyeti artırdık. İyi bir çocuktu. Birlikte iyi anlaşıyorduk. EÄŸlenceli vakitler geçirdik. İlk günden bu kadar keyif alacağımı hiç sanmamıştım. Çok güzel kızlar var sınıfta. Ama bir tanesi var ki, beni adeta büyüledi. Ama ilk 1 ay hiç konuÅŸamadım bile kendisiyle. Utangaç birisine benziyor. Hıh, sanki ben çok farklıyım. Erdinç artık yanımda oturmuyor. (daha fazla…)

Rüzgar

PerÅŸembe, 19 Haziran 2008

Geriye baktığımda birçok insan girdi hayatıma, geldiler ve sonra aynen senin gibi çekip gittiler. Ama hiç biri senin gidişin kadar acı vermedi bana. Kim bilir belkide bu kadar sevmediğim sahiplenmediğimdendir.

Hoşçakal diyip gittin ya… Senden sonra pekte hoÅŸ kalmadı buralar. BaÅŸucumda senin gülüşün ve kulaklarımda o güzel sesin yok artık. Eskisi gibi tadım tuzumda kalmadı. Sabah kalkıp Günaydın bitanem diyememek inan bana çok acı veriyor.

(daha fazla…)

Münir Özkul

PerÅŸembe, 19 Haziran 2008

YaÅŸar Usta !..

Bak beyim, sana iki çift lafım var…

Koskoca adamsın, paran var, pulun var, binlerce kiÅŸi çalışıyor emrinde… Yakışırmı sana ekmekle oynamak..? Yakışırmı bunca günahsızı, çoluÄŸu çocuÄŸu kar’da kışta sokaÄŸa atmak, aç bırakmak..? Ama nasıl yakışmasın ki… Sen deÄŸilmisin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören, anlıyormusun beyim bu çocuklar bir birlerini seviyor.. Ama ben boÅŸuna konuÅŸuyorum, sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum.. Sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrika sahibi Saim Bey… Sen mi büyüksün… Hayır Ben büyüğüm, Ben YaÅŸar Usta, (daha fazla…)

41 sorgu. 0.771 Saniyede Olustu.