‘gelen’ olarak etiketlenmiÅŸ yazılar
Giden Ben Olayım
Perşembe, 11 Aralık 2008
…öncesi olmalıydı.Ufacık ÅŸeylere kırılmaya alışkın olmamalıydık.İki tarafa aynı anda gelmiÅŸti bıkkınlık.Olmamalıydı ama böyle de gitmezdi.Son sözü kimin söylediÄŸi deÄŸildi önemli olan,zamanın verdiÄŸi kararı uygulamaya geçmeliydi kolları sıvazlayıp.Aynı anda gelen çift taraflı yorgunluk ayrılığın en temel nedeni sayılmazdı elbette…
Kimin gittiÄŸi kimin kaldığı farketmiyorki hiçbir ayrılıkta…bi taraf arkasına bakmadan gitmeye çalışırken diÄŸeri kabullenmeye çalışıyordu terkedilmiÅŸliÄŸi yada zafer saydığı yalnızlığın getirdiklerini…
Bırak giden ben olayım,ama sen sanmaki terk edilensin..
Sevgisiyle Sevdamı Alevlendiren Tek AÅŸk’a
PerÅŸembe, 27 Kasım 2008Sevgisiyle sevdamı alevlendiren tek aÅŸka; Soner SoydaÅŸ’a
kimbilir kaç deftere yazıldı aşkın
kaç ağaca kalp içinde kazındı adın
biliyor musun ki kaç yürek sevdi seni
o kaç yürekten biri bendim..
hatıralarla gelen acılar sevinçlerim
oldu senle
ismini anımsayarak değil özümseyerek
dilledim kalbime
kimseler bilmesin diye gizli gizli
sevdiÄŸim; sevgilim
o kaç yürekten biri bendim..
çok gözler ağladı içten içe belki
senin için
çok dil uzak kaldı belki senden
sözlerin için
kaç ten ayrı kaldı teninden
yâri için
o kaç yürekten biri bendim..
ey yüreğine kilit vurmuş
gizli sevdam!
görürsen bir gün bedenen
kabul etmeyen
ruhların kavuşmasını
hissedersen herhangi bedenden
çaktığını şimşeklerin
kaç kadının senin aşkın uğruna
yandığını duyarsan
o kaç yürekten biri bendim..
Olmamışlığın Derin Yalnızlığı
ÇarÅŸamba, 12 Kasım 2008Bir çığ gibi büyüsede yalnizlığım, umudun çıkmaz sokaklarında, acıtsada içimi yüreÄŸimdeki yangınlar, gözlerinde kaybolmak bile olsa yarına bıraktığım ezgiler, yinede amansiz hastalığın bir çukur gibi çeker bedenimi çorak topraklarına ve ben yine melankolik akÅŸamların tutarsız gülümsemeleriyle çınlatırım kulaklarını. YemyeÅŸil sevdalar barındırırken kuytularımda, söz yine gelir olmamışlıklarıma. Kenarı yırtılmıs bir fotograf gibi hüzünlü bazen, bazende bayramlıklarını giymiÅŸ bir çocuk kadar ÅŸen. Bitmeyen cümleler sonrasında, yine hüzün, yine ayrılık, yine gözyaşı. Her adımda daha bir yaklaÅŸmak sonrasında. Otobüsün buÄŸusuna ismini yazarken bulmak kendimi. Virane bir gecenin sabahında, yıkılmışlık duygusu ile uyanmak yine. Hayata olan inancın azalmasi, kendimden geçmem sonrasında, gözlerini gözlerimin önüne getirip. Her uyandığımda biraz daha umutsuzluk biraz daha aci, ve buna alışmışlığın verdiÄŸi gamsız iç çekiÅŸler. Olsun güzelim olsun… Böylede güzel yaÅŸamak. Acısına, kavuÅŸamamışlığa raÄŸmen… Yalnız resimler çiziyorum tualime beni benden alıp götüren sensiz resimler. BirbaÅŸka garip hayallere dalıyorum sonra. Bir rakı daha koyuyorum kadehime. Bir sigara daha yakıyorum ciÄŸerime. Kendimi çoktan unuttum. Sadece seni yaşıyorum saatlerimde. Ve ben seni sevidiÄŸimi farkediyorum daha da derin üstelik. Yalnızlık o kadar koymadı ki bana. (daha fazla…)
Atatürk Diyor ki;
Pazar, 09 Kasım 2008İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben deÄŸil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uÄŸraÅŸan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teÅŸebbüslerim, onların özlemini çektikleri ÅŸeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaÅŸaması ve baÅŸarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!
***
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.
***
Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine baÄŸlılık gerekir. (daha fazla…)
SensizliÄŸin Sen Hali
Pazar, 09 Kasım 2008YokluÄŸun, bıçak gibi ikiye bölüyor yaÅŸama dair bütün olasılıkları. Gül dermeÄŸi kurarken düşlerim ÅŸafağına, takılıp kaldı yüreÄŸim dikenlerin oltasında. Kelimeler tükendi dilimde. Cümleler, kurgusuz, kuralsız ve darmadağınık. Hükmü yok… Anlamı yok beklemenin. Çaresiz bekleyiÅŸlerin tavında demini aldı hasret ve alışmaya çabaladıkça alıştım. Alışmak hala acı çekmekse, alıştım yokluÄŸuna. Åžimdi sensizim. Acılarına alışmışlığım, yokluÄŸuna katlanmışlığımdır artık tek dayanağım. Sevdaya dair ne varsa, keÅŸkelerin kaygısıyla piÅŸmanlığı kusmakta ve yüreÄŸim hala sana gitme diyememenin kesiÄŸini kanamakta… Uyaksız duyguların, serbest hecelerinde mahkûm duygular müebbedindeyim. Kimliksiz bir haletin, ruh gurbetine sürüklediÄŸi zavallı bir benliÄŸim. Mahkûm benim. Gardiyan yine ben… Suçum sen, cezam ise sadece kendimim. Katlanamıyorum artık kendime. Kaprislerime dayanamıyorum artık… Kırık dökük bir kalbi hüküm giymiÅŸ, bıçak ağızlı bir yalnızlığa hapsolmuÅŸum sanki. Kıpırdayacak olsam, içimde bir yerler kesik yiyor ve küfürbaz isyanlar ayaklanıyor kurduÄŸum cümlelerde. Sonra gecenin koynuna başımı yaslayıp, duruyorum sessizliÄŸe kulak kesmiÅŸ bir bekleyiÅŸin yollarına. Bekledikçe sabrım daralıyor… Yollar uzuyor inadına. Ama ben, karanlığı didikliyorum fersiz gözlerimle. (daha fazla…)
Ben, Bedevi, AÅŸk - 2
PerÅŸembe, 06 Kasım 2008İçimde derin derin, ve sızım sızım bir volkan patlıyor…
GeçmiÅŸime, oluÅŸuma, doÄŸuÅŸuma ait içimdeki bütün sıcaklık, magmalaşıyor…
Nefes almakta zorlanıyorum, bir sıcak beni kendine çekiyor, terliyorum…
Gözlerimden akan yaÅŸlar, ter misali çatlaklarımdan sızarken vücuduma, kalbimi çatlatıyorum sana dair bir ÅŸeyler sızabilsin içime diye…
İliklerime kadar ıslaklığını hissettiÄŸim gözyaÅŸlarım, yakabilsin içimi diye, iliklerimi çözüyorum birer birer. Her düğmede düğümlenmiÅŸ sana dair bir anı elime batıyor, aldırmıyorum…
Bir kalede demliyorum acılarımı artık…
Demini çok koyuyorum hayatın ve şekerini az katıyorum.
(daha fazla…)
Rüya
Çarşamba, 30 Temmuz 2008Koca şehrin tek durağıydı geldiğin.
Koca ÅŸehrin tek bir “zindanı” vardı sana hapsedildiÄŸim…
Kaç kaldırım taşı saydım bir ay iki günde.
Kaç kez arşınladım yolları;
sensiz tutsaklığımdan senli zindanıma varan seferde.
Çıkar iki günden bir ayı
Kaldın iÅŸte elimde…
(daha fazla…)
Ölmeyi Bile Beceremedim
Salı, 22 Temmuz 2008
Büyük bir ses hatırlyorum bir de oluk oluk akan kanımı…Yerde süzülürken aşağıya doğru damla damla akarken,gözlerimin yavaştan kapanmasını,etraftan gelen sesleri…Ve sonra ilaç kokularının sindiği bir odada olduğumu zannediyorum.Gözlerimi henüz açamıyorum.Hangi taradtayım bilemiyorum.Sanki birileri benle konuşuyor yada aralarında konuşup,gülüşüyorlar.Onuda kestiremiyorum tam olarak.Ya siyah bir yerdeyim ya da beyaz bir yerdeyim,ya ağlıyorum ya gülüyorum….Henüz olanları da hatırlamıyorum ,nerde olduğumuda.Beynimin içinde durmadan dıt dıt dıt…. Sesleri geliyor.Sanırım gerçekten o odadayım ve yaşıyorum.Şimdi bazı şeyleri hatırlamak için kendimi zorluyorum .Bi kapı sesi duyuyorum birde ardından gelen bi kaç benim hakkında bilgisi olan kişiler geliyor…sanırım doktorlar.Yavaş yavaş gözlerimi aralıyorum etraf pek bulanık gibi her yer bembeyaz.Kolumda bi şeffaf boru ve içinden kan damlıyor bedenime…doyuruyor beni.




