‘genç edebiyatcılar’ olarak etiketlenmiş yazılar

Düşler Caddesi (Bölüm 1)

Perşembe, 25 Eylül 2008

Gece gündüzü doğuruyor, gündüz geceyi. Zaman bir ritüel gibi aynı rutinde devam ediyordu akışına. Ta ki, Yusuf’un gözleri bir çift zümrüdü yeşile değene kadar… Artık gece, her gün yeni bir umutla doğurduğu gününü doğurmaz olmuştu Yusuf’un dünyasında. Ağır bir uykuda gibiydi. İçine düştüğü gözlerin, hayalinde yaşıyordu ve uyanırsa bir daha aynı düşü göremeyeceğinin korkusuyla hiç uyanmak istemiyordu. Bir hayalden ibaretti gördüğü zümrüdü yeşil gözlerin sahibi. Ne ismi vardı zihninde yankılanan. Ne kim olduğuna dair bir iz… Birkaç gün önce iş dönüşü evine giden ıssız caddenin kaldırımlarında rastlamıştı, bir anda günü geceye çeviren aşkın siluetine. Tanrı’nın yeryüzüne gönderdiği bir melek miydi? Yoksa sonbahar rüzgârlarıyla kaldırıma savrulmuş bir yaprak mı? Ya da bir düştü bu. Düşler Caddesinde gördüğü bir düş. Uyanacak ve her şey silinecekti. Uyanmamalıydı o halde. Uyuyabildiği kadar uyumalıydı aynı düşün içinde. Uyanırsa geldiği gibi gidecekti geldiği yere; yıllar sonra yüreğini yeniden canlandıran gözlerin sahibi. Yusuf artık unutulmaya yüz tutan duyguları yeniden yaşıyordu. (daha fazla…)

Baştan Başlayalım

Perşembe, 26 Haziran 2008

Bir süre önce “Kaliteli Müşteri Hizmeti” dediğim şeyle ilk elden deneyimim oldu. Toronto’da soğuk bir Cumartesi günüydü.

Hafta sonu, anne babanın boşanmış olduğu diğer ailelerde olduğu gibi, çocuklarımın annelerini ziyarete gitmeleri ile başladı. Karım Kate ile başbaşa bir hafta sonu geçirecektik. Cumartesi bir eğlenme ve huzur bulma günüydü. Geç kalktık ve gün boyu yapılan her şey hoş bir şekilde üç-dört yıldızı ünlü bir otele gittik. Restoranda çalışanlar çok cana yakındalar. Kate kızartma türü bir şey istedi ve isteğini yemek gediğinde gerçek macera başladı. (daha fazla…)

isimsiz

Pazartesi, 02 Haziran 2008

Cam içerden buğulanmıyor olsaydı eğer eminim sen dışardan biri olarak görebilecektin bendeki yansımanı. Bir şey var sanacaktın bende ve o şey var olacaktı. Kendimi isimsiz asılsız kimliklere bulayıp fikrini almak zorunda kalmayacaktım belki. Belki sürmeyecektim onları merhem diye umutsuz aşk yaralarıma. Kandırmak seni… Senin sen olmadığına inandırmak seni… Zordu benim ben olmadığıma inandırmaktan ve bu yüzden her seferinde yine ben oluyordum bir başına kendi elimde kalan.

Halbuki çok gerçekti başta aramızdaki ufak sis, daha camlar örülmemişti tenlerden ve sen gelip geçiyor, delip geçiyordun o sis gibi ciğerlerimden. Bazen bir şarkı tadında dokunurken en kırılgan yanlarıma sanıyordum ki düşsem hani kırılmam. KIRILDIM… (daha fazla…)

Bir Genç Kızın Hikayesi

Pazar, 01 Haziran 2008

Yeni ders yılı dönemi başlamış, genç kız okulun ilk günü heyecan içinde yola koyulmuştu. O’nun için okul, baskıcı ailenin özgürlüğünü kısıtlayamadığı, tüm sorunları unutturan bir kaçış yolu ve ayrı bir dünyaydı. Okul döneminde hafta sonu tatillerinin bile gelmesini istemezken, o koca sıkıcı yaz dönemine dayanmak ne kadar da zor gelmişti. En çok da en yakın arkadaşları Müjde ve Meltem’ i özlemişti. Önceki yıl ders seçimlerinin farklı olması nedeniyle Müjde ‘yle sınıfları ayrılmıştı. Yine de ders aralarında hemen birbirlerinin sınıflarına koşarlardı. Okul kapısına geldiğinde onlarca arkadaşı O‘nu kapıda bekliyordu. Hep sevilen ve aranan biriydi. Kapıda uzun uzun kucaklaştılar. Kalabalıkta tanımadığı bir erkek dikkatini çekti, Müjde hemen okula yeni gelen sınıf arkadaşıyla O’nu tanıştırdı. (daha fazla…)

Bana Yetti Bir Gün

Çarşamba, 28 Mayıs 2008

Yine içeriğini anlayamadığım bir kavram olmaktan çıkmayan, hayatıma mıh gibi kazınan.. Neyin zamanı diyerek başlamalardan sıkıldım.. Sevmenin alışmanın anlamanın nasıl zamanı olur ki? Benim hayatımda siyah beyaz kadar belirgin olmak zorunda her şey.. Bir anda karar vermek güç ama gerek alt yapının oluşumu gerekse devamı için önce özveri.. Zaman kimseyi kimseye kabullendiremiyor. Şöyle upuzun bir gezinti yaptığımda geçmişimde kalan zamanlarıma ne kadar da haklı olduğumu bir kez daha anlamamak güç değil. Salt sevişlerim salt dostluklarım (daha fazla…)

Merhaba Bebek

Salı, 20 Mayıs 2008

Merhaba Bebeğim….
Biliyorum sen bunları anlamıyacak kadar küçüksün…Daha dünyaya merhaba bile demedin ama bilki bunları hissedebilecek kadar beni anlıyosundur çünkü ben senin Babanım.. Ben hep düşünürdüm dünyaya gelirken babam neler düşündü ne düşledi o heyecanı nasıldı şimdi anlıyorum babamı çünkü bende baba oluyorum… negüzel sözcük değilmi baba … Evet Kızım Bu satırlarım Sana, Seni her düşündüğüm anda içimden kalbimden geçen duygular hepsi benim düşüncelerim benim yüreğim… (daha fazla…)

Korkma

Perşembe, 15 Mayıs 2008

Kına çalınmış gökyüzüne, tuğla tozu renginde kızılca kıyamet sanki… Akşam ezanı da okunuyor ama günlerden cuma değil ki! O korku filmlerindeki salıncağa binen kız çocuğu gibiyim. Huzursuz, tedirgin, ürkek…

Kulağımda eskimiş bir ezgi, içimi cızlatırcasına… Umut diye sakladığım günler dudak büker bana çalan her notada… Çok mu zor yüreğim çiçeklerini tekrar açmak? Tüm gücünle savaş aç şu paranoyaklığına… Boş ver yesin bitirsin beynini örümcek kuşkular, şu içini kemiren kuşkular. Biliyorum çok zor. Sen yine de çiçeğini sula, o derin çizgilere inat, o yaşanmamışlıklara inat, o hayal kırıklıklarına inat… Dinleme beyninde ki aç kurtları, dinletme. Yorgun düştüğün o gece yarılarında yorma kendini, izin ver gözyaşlarının intiharına, tuzuyla içinin yarasına bas, acıdan kavrulsun korkma! (daha fazla…)

Hayaller

Çarşamba, 14 Mayıs 2008

Hayal…
Hayaller…
Hayallerim…

Hani gözlerinizi kapatıp olmasını istediğiniz şeyler için kurduğumuz, olmayacağını hiç hesaba katmadığımız o pembe düşler vardır ya. Pembe panjurlu evlerin ve bahçesinde çocukların koşturduğu, yoksulluğun sokaklarda kol gezmediği, kimsenin ağlamadığı ya da ağlatmak için bir sebep aramadığı, kavgasız, gürültüsüz, düşmansız, riyasız, gerçek olmayan gerçek bir hayattır yaşanamayan. İçki şişesinin dibine vurup kör kütük sarhoş olduğunuz andır. (daha fazla…)

Kum Taneleri

Pazartesi, 12 Mayıs 2008

Bu gün ki yazımı tüm kirlerden, seslerden, öfkelerden çok uzakta; denizin kumları azarladığı, rüzgârın her şeyi susturup dize getirdiği eşsiz bir koy’dan yazıyorum. Bu koy’un bir adı var ama ne olduğunun şuanda bir önemi yok. Benim gizli saklı köşelerimden biri.
Bana ait…
Bana özel…
Mekân ve zaman tanımayan ben; deniz ile karşı karşıya kaldığım anda çaresizce mavi suların esaretine ruhumu teslim etmekten kurtaramıyorum
(daha fazla…)

41 sorgu. 0.585 Saniyede Olustu.