‘gevher n.a.’ olarak etiketlenmiş yazılar

Özgürlük ve Özgünlük Üzerine

Perşembe, 26 Haziran 2008

Adı ‚Başkalarının Fikri’dir
Büyük saygıyla anılır.
Her şeye o karar verir.
Bazıları içinse Tanrının sesidir neredeyse.
Oysa donup kalmış fikirlere sadık kalınarak,
Ne tek bir zincir kırılabilmiş, ne de tek bir
İnsan ruhu özgürlüğüne kavuşturulabilmiştir.
(Mark Twain)

Özgürlük çok göreceli ve kişisel bir kavram olmasına rağmen, onu genel anlamda kendini ifade edebilme yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Yani özgürlük biraz da özgünlüktür. Sınırlaması ve anlatması neredeyse imkânsız bir kavram! Çoğu zaman uğruna kanlar döktüğümüz vazgeçilmezlik!
(more…)

Aşkların En Güzeli

Pazartesi, 23 Haziran 2008

Hayatıma renk katan aşkın sahibine…
Barış’a…

Siz hiç görmediğiniz birisinde aska rastladınız mı?
Ben hep yanımda olmayan birsini sevmenin nasıl olduğunu merak ettim.
Bir Kays olup ta Leyla’yı sevmenin ne demek olduğunu anlamaya çalıştım.
Şayet anlamak yeterli olsaydı, delilik deyip geçerdim. Metafizik denilen bir boyuta ulaşmak gerekiyordu bunu anlamak için ve ben simdi oranın yolcusuyum..
(more…)

Son Mektup

Salı, 03 Haziran 2008

Bir tanem…

Bir mektup daha yazıyorum.
Hiç gönderilmeyecek, okunmayacak bir mektup daha.
Diğerlerinin arasında kaybolup gitmeye mahkûm bir mektup daha.

Ama bundan sonra bir mektup daha yazacak olsam da, o sana hitaben yazılmayacak.

Bu sana son yazışım..
Seni son özleyişim… (more…)

Bence Aşk

Pazar, 25 Mayıs 2008

İnsanlığın varoluşundan beri nice düşünürler, yazar-çizerler, sinemacılar aşkı anlamaya ve anlatmaya çalışmışlar; hepsi de kendince farklı yollar ve yöntemlerle.

Niye âşıklar gelmiş geçmiş, bazıları dillere düşmüş, kimimin adi hiç duyulmamış; kimi aşklar dizelere yansımış, bazen dillerden düşmeyen bir şarkı olmuş, bazen milyonların beğenisini kazanan bir tasvir, bir tablo, bir sahnede yer alarak iç çektirmiş izleyenlere.

Herkes kendince yaşıyor aşkı..
(more…)

Gercek Dünya

Salı, 20 Mayıs 2008

İlk heyecanı, ilk serüveniydi bu gönlümün.. Kendi kabuğunu kırmış, ilk kez merhaba demişti yeryüzüne sanki. Yeni şeyler görmek, onları tanımaya çalışmak mutlu ediyordu çocuk kalbimi. Daha her şey toz renklerde ve pamuk sekeri tadındayken rastladım ben ona. Daha ok yeniydim; o yerlilerden olmuş neredeyse.. Hoş bir gülüşü vardı. Bana gülümseyince mutlu oldum ve her şeyi o kadar yoğun hissetmeme rağmen tek kelime ifade edemedim. Bazen sözlere ne gerek var, gözler gönüllü bu isi üstlenirken..? Selamını bile gözlerim aldı.. Dudaklarımda bir gülücük halini aldı. Vücudumun biyokimyası bir anda öyle değişmiş olmalı ki, beyin olmadık emirler yollayıp duruyor, kolumu oynatacağı yerde bacağımı kaşıyor; (more…)