Keşke’ler Geç
Perşembe, 11 Aralık 2008Hayat akıp giderken sevdiğimiz, istediğimiz ve zaten bizim olan şeylerin yanımızda olmadığını görürüz çoğu zaman. Öfkelenir, şikayet ederiz.
Ama nedense elimiz kolumuz bağlıdır. Beklide artık her şey için çok geç kalındığını anlarız…
Yaptıklarımız, söylediklerimiz, inandıklarımız hiçbir zaman bizden ayrılmayacak olan yegâne dostlarımız olarak kalacaktır.
Geçmişe ne zaman dönüp baksak onları görürüz, sanki hep yanımızdadırlar.
Sessizce alınan bir nefes gibi…
Düşünürüz belki, “bunu neden yaptım”, “niye söyledim”, “bunlar niye oldu” diye…
Ve o nefret edilesi kelime gelir ardından :
“KEŞKE”…
Bu kelimeden sonra ne söylenecek söz kalır, ne yapılacak şey.
Elden bir şey gelmez artık. Yapılan yapılmıştır, söylenen söylenmiş.
Giden gitmiştir. Belki de hiç dönmemek üzere !…
Hata yaptığımızı biliyoruz. Ama “sadece biliyoruz”.
“Hata üstüne hata”.
En büyük sonucu da “geç kaldığımızı” anlıyoruz. (daha fazla…)




Her şeyin başlangıcı aşk.. Birine aşık oldu ve bu aşk onu yazar yaptı. Büyük bir aşkın meyvesi olarak 1977 baharında kırklareli’de doğdu. Kırklareli anadolu lisesine giderken gazetecilik mesleğine aşık oldu. Tıp okumaktansa, son dakika tercihi ile istanbul üniversitesi radyo televizyon bölümünü tercih etti. 17 yaşında geldiği istanbula aşık oldu. Dünyanın hemen hemen her şehrini görmesine rağmen, şehri istanbul’a hala aşık. 18 yaşında show tv spor servisinde iş hayatına başladı. İşine aşık oldu.spor muhabiri olarak görevine başladı. İki yıl sonra atv spor servisine geçti. İki yıl çalıştıktan sonra show tv’ye geri döndü. Maraton, televole, pazar keyfi programlarında muhabirlik yaptı. Çok insan tanıdı, dünyanın en güzel şehirlerini gezdi, iyi paralar kazandı. 



