‘gözler’ olarak etiketlenmiş yazılar

Melankolia ve Ben Tümevarım Sen Gevher

Cumartesi, 05 Temmuz 2008

Bir yağmur damlası düştüğü zaman penceremize… Gidilesi uzaklar gözümüzün önündeyken, kırılan ışıkla beraber, daha da uzaklaşan bir kaç damla umut eskitiriz penceremizde… Her gün ekmekle beslediğim güvercinler için ekmekleri ıslatmama gerek kalmadı. Ben ekmekleri koydum, onlar ıslandılar. Lakin ne güvercinler geliyordu, ne de umutlar yitiyordu… Onca umudun arasına güvercinlerin gelme umudunu da ekledim, ve her damlada biraz daha eskittiğim, yittiğim bir hayata adadım… İnsanlar telaşla bir yerlere yetişmeye çalışırken sürekli bu kavurucu sıcaklıkta, pencerelerde keyiflenenleri de gördüm… Bir hayat telaşına düşmüş insanlar, ne yapacaklarını bilmeksizin sanki ve şuursuzca koşarlarken soruyorlar mıydı acaba kendinerine ; “Yağmurda koşan mı, yürüyen mi ıslanır?” diye. Ve her defasında “koşan” olmasına rağmen cevap, hep koşmayı mı seçiyorlardı? (daha fazla…)

Hoşça Kalın Sevgili Aşklarım

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Gözlerimin ışıltısına ayrı bir renk kattığınız için, hepinize ayrı ayrı teşekkür etmek istedim. Bana yaşattığınız bu doyumsuz zevki bir daha bulamayacağım ama gitmek zorundayım… vedalardan hoşlanmam, Mehmet iyi bilirsin, yüreğimde sus pus olmuş gözlerinize bakarken… Dayanamazdım hasretinize…  Lütfen, sizi çok sevdim evet. ama bakın sizi terk ediyorum. Bana kızmayın, sadece onunla birlikte bir hayat, istediğim…. Yoo ağlama Harun! Gözyaşına tahammülümün olmadığını bilirsin. Geçen yaz ayrıldığımızda kendini iyi tutmuştun. fark etmedim zannettin ama ben anladım. Dudaklarının büzüşmesi, ben giderken bile yerdeki bakışların… Sen hiç yere bakmazdın ki. Başın daima dik olmak zorundaydı. Kendini öyle iyi hissediyordun. neyse, anladım işte.. Neden gittiğimi hiç sormadınız??? O kadar acı olmasa gerek gidişim. Lütfen sadece birkaç gün… Benim için daha fazla üzülmeye değmez. Emin olun. (daha fazla…)

Suri ve İseyra

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Yine yağmur kahretsin.. Yetmiyor sanki gözlerimin ıslanması dünyaya. Bedenimi istiyor avucunda boğmak için… Daha fazla tıkılıp kalamam dört duvar arasında… Çıkmalıyım, yağmurla yüzleşmeli hayatla dalaşmalı… Çünkü biliyorum bir yerlerde bekliyor olmalı. Beklesem mi acaba birkaç yüzyıl daha, ya da bilmem ki bir şahinin gözlerini kiralayıp birkaç asırlığına izlesem mi? ve o arasa benim yerime beni… Bulutların üstünde ıslanmadan da birkaç asır geçirebilir ve saklanılabilirim senden…Yine saçmalıyorum.. Bu yağmur benim asabımı bozuyor düşünemiyorum Şuralar da bir yağmurluğum olacaktı ama? Ah.. Şimdi aklıma geldi, umutsuzca döndüğüm son yağmur da ıslatmıştım onu ve bahçede kuruması için bir dala bırakmıştım. Pencereden görebiliyorum. (daha fazla…)

Yaprağın Kaderi Düşmektir

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Bir bankın üzerindeyim. Hiç olmadığım bir şehirde… Bulunmadığım, görmediğim manzaranın büyüsüne kapılmışım yine hayaller benle. Onlar beni hiç terk etmediler hemde hiç. Dalmışım martıların sesine rüzgârın uğultusuna kapılmışım, denizin derinliklerinde balık oluyorum bazen özgürlüğün dibine vuruyorum. Görmediğim denizin görmediğim zemininde yüzüyorum En dipteyim şimdi vurgun yiyiyorum Vücudum kanıyor. Suyun tüm temizliğin duruluğunu bozuyorum akan kanla, oluk oluk kan kirletiyor denizimi yine ben yapıyorum En yakın sensin derler ya, en yakın ruh sensin, en yakın limansın gemilere… Hala bankın üzerindeyim. Hava çok soğudu, üşüdüğümü hissediyorum. Bulunmadığım şehrin bulunmadığım rüzgârıyla… Tek tek geçiyor insanlar, daha yeni fark ediyorum bazı şeyleri. Telaşlı tüm yollar, tüm kaldırımlar biraz onlara dalıyorum. Yine hayallerime dalmışım. (daha fazla…)

Kızın Yalnız Kaldı Anne

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Senin o kıyamadığın kızın ne tür sorunlarla uğraşıyor. duysan, a güzel kızım bu muydu derdin,derdin…Evet anne bu! düzenin böyle olmasını kaldıramıyorum. İnsanların bu denli egolarına hakim olmalarını, gerçek arkadaşlıkların olmadığını bilmeyi kabullenemiyorum. Kime anlattıysam derdimi, bir şey yapamazsın ki, değiştiremezsin diyorlar. Kızın bugün çok ağladı anne, belki sen yoktun yanında. varlığını hissedemediği için ağladı. sınıfın camından dünyaya baktı. çok üzüldü anne! yalnız kalmayı yediremiyor kendine… Sevdiğim çocuk beni sevmiyor anne. Konuşurken gözlerime bakmıyor. Her konuşmamızda, biraz daha yanında kalıyım, biraz daha varlığını hissedeyim diye, yanımdan bir an önce ayrılmak isteyen vücüdunu tutmakta zorlanıyorum. Çoğu zaman başarısız işlerde yapıyorum… (daha fazla…)

Keşke Herşey O An Gibi Olsaydı

Salı, 01 Temmuz 2008

(herkesten bir parça burada…)

Keşke her şey o an gibi olsa. O an gib sade ve temiz olsa Keşke her şey annemizin bir yaz sıcağında getirdiği soğuk limonata gibi olsa. Keşke herşey o an gibi sade temiz eğlenceli ve içimizi ferahlatıyor gibi olsa. Keşke hep küçük kalsaydık diyorum kendime her zaman öle masum kalsaydık. Keşke hep öle olsaydık ahhhh keşke. O küçük yaşımızda kalsaydık keşke. O zamanlar gibi sadece bir küçük oyuncak için ağlasaydık. Gözlerimiz sadece dışarı giden annemiz için yaşlansaydı. Haya bu kadar güzel olsaydı eskisi gibi olsaydı en eski bir gün gibi olsaydı. Hayat o kadar acımasız oldu ki şu sıralar. Hiçbirşey eskisi gibi kalmadı yaşamımızda. (daha fazla…)

Gırtlağımdaki Vidanjör

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Hayatta başınıza en kötü ne gelmiş olabilir ki ? bir kaç kere dayak yiyip üzerinizde sigara söndürülmüş,parmağınız kapıya sıkışıp tırnağınız düşmüş, annenizin babanızı dövüşüne tanık olmuş,çocukken tacize uğramış,en sevdiğiniz hayvan öldürülmüş bağırsakları kafasına dolanmış, oral sex’e zorlanmış, iç çamaşırlarınıza geceden kalma spermler bırakılmış yada grup sex partisinde makatınız da bisexsüelliği hissetmiş olabilirsiniz.Yani tüm homosapiens acılarınız damaklarınızda tortu bırakmış olabilir…

İNTİHAR…. Marihuana’nın verdiği dünyadan mahrum bırakmak kendini ya da halissünasyonların bitişi.
(daha fazla…)

Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin

Pazar, 29 Haziran 2008

Sen Allah’tan huzur istersin dualarında ve sana huzur değilde huzura ulaşman için bir secenek verilir, diyordu bir kitapta… Aslında tamda kitapta söylendiği gibi, mutluluk isteriz ve mutlu olmamız için bir fırsat verilir bize… Örneğini şu şekilde açıklayım dilerseniz; Adam fısıldadı, “Tanrım konuş benimle” ve bir kuş cıvıldadı ağaçta ama adam duymadı. Sonra adam bağırdı”Tanrım konuş benimle!” Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı ama adam dinlemedi onu. Adam etrafına bakındı ve “Tanrım seni görmeme izin ver” dedi. Ve bir yıldız parıldadı gökyüzünde. Ama adam farkına varmadı. (daha fazla…)

Öylesine Bir Mektup

Pazar, 29 Haziran 2008

Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız. Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de…Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mi asırlarca? Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep ayni heyecanla açar mi? Dedim ye, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim su günlerde. Belki de en basta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine… Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım Yanlış yaptım. Sana ulasan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acili duvarları gibiyim. (daha fazla…)

35 sorgu. 0.697 Saniyede Olustu.