‘günlük’ olarak etiketlenmiş yazılar

Gırtlağımdaki Vidanjör

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Hayatta başınıza en kötü ne gelmiş olabilir ki ? bir kaç kere dayak yiyip üzerinizde sigara söndürülmüş,parmağınız kapıya sıkışıp tırnağınız düşmüş, annenizin babanızı dövüşüne tanık olmuş,çocukken tacize uğramış,en sevdiğiniz hayvan öldürülmüş bağırsakları kafasına dolanmış, oral sex’e zorlanmış, iç çamaşırlarınıza geceden kalma spermler bırakılmış yada grup sex partisinde makatınız da bisexsüelliği hissetmiş olabilirsiniz.Yani tüm homosapiens acılarınız damaklarınızda tortu bırakmış olabilir…

İNTİHAR…. Marihuana’nın verdiği dünyadan mahrum bırakmak kendini ya da halissünasyonların bitişi.
(more…)

Özgürlük ve Özgünlük Üzerine

Perşembe, 26 Haziran 2008

Adı ‚Başkalarının Fikri’dir
Büyük saygıyla anılır.
Her şeye o karar verir.
Bazıları içinse Tanrının sesidir neredeyse.
Oysa donup kalmış fikirlere sadık kalınarak,
Ne tek bir zincir kırılabilmiş, ne de tek bir
İnsan ruhu özgürlüğüne kavuşturulabilmiştir.
(Mark Twain)

Özgürlük çok göreceli ve kişisel bir kavram olmasına rağmen, onu genel anlamda kendini ifade edebilme yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Yani özgürlük biraz da özgünlüktür. Sınırlaması ve anlatması neredeyse imkânsız bir kavram! Çoğu zaman uğruna kanlar döktüğümüz vazgeçilmezlik!
(more…)

Dört Duvar, İki Gün ve Sen

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. (more…)

Yıllar Sonra Bir Gün

Cuma, 13 Haziran 2008

Yıllar Sonra Bir Gün
Huzur evinin kapısından hızlı adımlarla giren ve halinden 60-70 yaşlarında olduğu anlaşılan kadın, girişteki danışmadan bir şeyler sorar.
Danışma memuruyla aralarında geçen ve kısa süren konuşmadan sonra aradığı şeye bir an önce kavuşma heyecanıyla olsa gerek daha bir hızlı adımlarla merdivenlere yönelir.
Kapı numaralarına bakarak ilerlemektedir koridorda. (more…)

Annemle Aramızdaki Bağ

Cuma, 06 Haziran 2008

Annemle aramızda, hiç konuşmadan sessizce kurduğumuz bir iletişim bağı vardır.
Bundan on dört yıl önce, annemden… en iyi arkadaşımdan… en yakın dostumda 800 mil uzakta, Indiana, Evansville’de yaşıyordum.
Bir sabah, sessiz sessiz düşünürken, birdenbire annemi arayıp, nasıl olduğunu sormam gerektiği duygusuna kapıldım. Önce biraz tereddüt ettim.
Annem dördüncü sınıf öğretmeni olduğu için, sabahın 5:15’inde onu aramak, onun günlük programını aksatabilir ve onu derse geç bırakabilirdi. Ama içimden bir ses annemi hemen aramamı söyledi. Annemle üç dakika kadar konuştuk ve bana iyi olduğunu söyledi.

Aynı gün daha sonraki saatlerde telefonum çaldı. Annemdi, bana sabahki telefonumun hayatını kurtardığını söyledi. Annemin işe gittiği yolda çok büyük, zincirleme bir kaza olmuş ve eğer annemi üç dakika kadar daha geç arasaymışım, annemin de o kazada yaralanması ya da ölmesi kaçınılmaz olacakmış.

Bundan sekiz yıl önce, ilk çocuğuma hamile kaldığımı anladım. Bebek 15 Mart’ta dünyaya gelecekti. Doktora bu tarihin benim tahminimden çok erken olduğunu söyledim. Bebek benim tahminlerime göre 29 Mart ile 3 Nisan arasında doğacaktı, çünkü o süre annemin bahar tatiliydi ve bebek doğduğu zaman annemin yanımda olmasını istiyordum. Doktor gülümseyerek tahmini tarihin mart ayı ortası olduğu konusunda ısrar etti. Bense sadece gülümsedim. Reid 30 Mart’ta dünyaya geldi. Annem ise 21 Mart’ta yanıma geldi.

Altı yıl önce tekrar hamile kaldım. Doktor bebeğin mart ayı sonuna doğru doğacağını söyledi. Ben, bu kez daha önce doğacağını, - tahmin ettiğiniz gibi – annemin tatilinin bu kez mart ayı başına rastladığını iddia ettim. Doktorla birbirimize bakıp gülümsedik. Breanne Mart’ın 8’ınde dünyaya geldi.

Bundan iki buçuk yıl önce, annem kansere yakalandı. Zamanla tüm enerjisini, iştahını ve konuşma yeteneğini yitirdi. Annemle Kuzey Carolina’da hafta sonunda birlikte olduktan sonra, Ortabatı’ya dönmem gerekiyordu. Annemin yatağının yanında diz çöktüm, elini tuttum ve ona, “Anneciğim, tekrar gelmemi ister misin?” diye sordum. Başını evet anlamında sallarken, gözlerini araladı.
(more…)

Son Mektup

Salı, 03 Haziran 2008

Bir tanem…

Bir mektup daha yazıyorum.
Hiç gönderilmeyecek, okunmayacak bir mektup daha.
Diğerlerinin arasında kaybolup gitmeye mahkûm bir mektup daha.

Ama bundan sonra bir mektup daha yazacak olsam da, o sana hitaben yazılmayacak.

Bu sana son yazışım..
Seni son özleyişim… (more…)

Mavi Gömlek

Çarşamba, 14 Mayıs 2008

Ben veda etmeyi pek beceremem.
Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor.
Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.? Senden hatırlamanı bile istemiyorum.,
sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!…
Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk,
coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık. Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık.
Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize. (more…)

Kış

Salı, 06 Mayıs 2008

Yaşlı bir odun sobasıyım ben odun dediysem inanmayın hiç odunla ısıtmadım ev halkını kömürlede pek tanışıklığım yoktur en çok eski kazak ve ayakkabıyla ısıtırım ama yakmayı en çok sevdiğim şey üç küçük çocuğun üzerinde kabira (kızarmış ekmek) yaparız umuduyla sokaktan topladıkları karton ve kırık tahta parçalarıdır o zaman daha bir zevkle yanarımumtlarına ortak olduğum için. Bir de her pazar akşamı balık yerler balıktan sonra üşümesinler diye atom karınca misali yanarım onlar elmalarını yerken anne soğuk mutfakta bulaşık yıkar. Mevsimlerden kış havada hüzün, yoksulluk ve hacışakir sabunun kokusu var en sevdiğim renk rutubet yeşili. Acının verdiği mutlulukla kal ve zaman’a inat büyüme… Canım kardeşim.

Gelişini Beklemekteyim

Pazartesi, 05 Mayıs 2008

Gelişini Beklemekteyim
Ne zaman geliceğini hissetmeyi

ve o an seni görmenin

telaşı içindeyim…

Suratını özledim.


39 sorgu. 0.432 Saniyede Olustu.