‘günlük’ olarak etiketlenmiş yazılar

Annemle Aramızdaki Bağ

Cuma, 06 Haziran 2008

Annemle aramızda, hiç konuşmadan sessizce kurduğumuz bir iletişim bağı vardır.
Bundan on dört yıl önce, annemden… en iyi arkadaşımdan… en yakın dostumda 800 mil uzakta, Indiana, Evansville’de yaşıyordum.
Bir sabah, sessiz sessiz düşünürken, birdenbire annemi arayıp, nasıl olduğunu sormam gerektiği duygusuna kapıldım. Önce biraz tereddüt ettim.
Annem dördüncü sınıf öğretmeni olduğu için, sabahın 5:15’inde onu aramak, onun günlük programını aksatabilir ve onu derse geç bırakabilirdi. Ama içimden bir ses annemi hemen aramamı söyledi. Annemle üç dakika kadar konuştuk ve bana iyi olduğunu söyledi.

Aynı gün daha sonraki saatlerde telefonum çaldı. Annemdi, bana sabahki telefonumun hayatını kurtardığını söyledi. Annemin işe gittiği yolda çok büyük, zincirleme bir kaza olmuş ve eğer annemi üç dakika kadar daha geç arasaymışım, annemin de o kazada yaralanması ya da ölmesi kaçınılmaz olacakmış.

Bundan sekiz yıl önce, ilk çocuğuma hamile kaldığımı anladım. Bebek 15 Mart’ta dünyaya gelecekti. Doktora bu tarihin benim tahminimden çok erken olduğunu söyledim. Bebek benim tahminlerime göre 29 Mart ile 3 Nisan arasında doğacaktı, çünkü o süre annemin bahar tatiliydi ve bebek doğduğu zaman annemin yanımda olmasını istiyordum. Doktor gülümseyerek tahmini tarihin mart ayı ortası olduğu konusunda ısrar etti. Bense sadece gülümsedim. Reid 30 Mart’ta dünyaya geldi. Annem ise 21 Mart’ta yanıma geldi.

Altı yıl önce tekrar hamile kaldım. Doktor bebeğin mart ayı sonuna doğru doğacağını söyledi. Ben, bu kez daha önce doğacağını, - tahmin ettiğiniz gibi – annemin tatilinin bu kez mart ayı başına rastladığını iddia ettim. Doktorla birbirimize bakıp gülümsedik. Breanne Mart’ın 8’ınde dünyaya geldi.

Bundan iki buçuk yıl önce, annem kansere yakalandı. Zamanla tüm enerjisini, iştahını ve konuşma yeteneğini yitirdi. Annemle Kuzey Carolina’da hafta sonunda birlikte olduktan sonra, Ortabatı’ya dönmem gerekiyordu. Annemin yatağının yanında diz çöktüm, elini tuttum ve ona, “Anneciğim, tekrar gelmemi ister misin?” diye sordum. Başını evet anlamında sallarken, gözlerini araladı.
(more…)

Mavi Gömlek

Çarşamba, 14 Mayıs 2008

Ben veda etmeyi pek beceremem.
Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor.
Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.? Senden hatırlamanı bile istemiyorum.,
sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!…
Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk,
coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık. Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık.
Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize. (more…)

Kış

Salı, 06 Mayıs 2008

Yaşlı bir odun sobasıyım ben odun dediysem inanmayın hiç odunla ısıtmadım ev halkını kömürlede pek tanışıklığım yoktur en çok eski kazak ve ayakkabıyla ısıtırım ama yakmayı en çok sevdiğim şey üç küçük çocuğun üzerinde kabira (kızarmış ekmek) yaparız umuduyla sokaktan topladıkları karton ve kırık tahta parçalarıdır o zaman daha bir zevkle yanarımumtlarına ortak olduğum için. Bir de her pazar akşamı balık yerler balıktan sonra üşümesinler diye atom karınca misali yanarım onlar elmalarını yerken anne soğuk mutfakta bulaşık yıkar. Mevsimlerden kış havada hüzün, yoksulluk ve hacışakir sabunun kokusu var en sevdiğim renk rutubet yeşili. Acının verdiği mutlulukla kal ve zaman’a inat büyüme… Canım kardeşim.

Gelişini Beklemekteyim

Pazartesi, 05 Mayıs 2008

Gelişini Beklemekteyim
Ne zaman geliceğini hissetmeyi

ve o an seni görmenin

telaşı içindeyim…

Suratını özledim.

Yürüdükçe Çürüyen Sokaklar

Cumartesi, 03 Mayıs 2008

Yürüdükçe çürüyen sokaklar, özlemin açlığı, kıskançlığın son raddesi kasıp kavrulurken, hala bir ışık bir nokta,bir rüzgar,duyulan ince bir müzik umutları yeniden filizlendirir mi düşüncesi biraz ferahlık veriyordu. Onun gecesi kendi gecesi… karanlık zifiri karanlık. Aydınlanmayan aydınlanmayacak hep karanlık geceler… yalnızlık hüzün, soğuk geceler… orada olmak ulaşmak… hissetmek. Ama nasıl, niye sorular sorular anahtar kelimeyi mi bulmalı, anahtarı bulup kelimemi aramalı? Zaman her şeyin ilacıymış derler yaa niyekiiii? ilac zamanın ihtiyacı olamaz mı? hem niye ilaç ki? Hastalık mı var ortada… Yoğun trafık melankolik şarkılar, bayıltan yalnızlık. Şikayetin sahibi haklımı bilemiyorum. Kediler kuş peşinde, martılar balık, balıkçılar balık. (more…)

En Sihirli İki Sözcük

Pazartesi, 28 Nisan 2008

Yaşamımızı sürdürebilmemiz için ihtiyacımız olan en önemli şeylerden biri sevgi. Sevgiyi ifadenin en iyi yolu da iki sözcük … Seni Seviyorum.. Ama bir türlü rahatça çıkmaz ağzımızdan. Peki neden?
Sürekli birilerini sevme ihtiyacı duyarız. Sevildiğimizi duyabilmek, başka bir biçimiyle de ‘’onay’’ almak için elimizden geleni yaparız. Sonra da ‘’Bu kadar sevdiğim bir insan, bana nasıl böyle bir kötülük yapar’’ diye haksızlığa uğradığımızda acılar içinde kıvranırız. Her insanın sevgiliye, sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır. Sevgilisi tarafından eşi, annesi,babası, kardeşleri, iş arkadaşları ve çevresinde önemsediği insanlar tarafından sevildiğini hisseden kişi nasıl da ayaklarının üzerinde güçlü durur. (more…)

İhanetin Bedeli

Perşembe, 10 Nisan 2008

Hemen hemen her hikayede denk gelebileceğimiz bilge kişiler vardır, kahramanımız yaptığı hatayı gider bir bilgeye sorar ve aldığı cevap neticesinde bize son sözünü söyler ve hikaye ibret ve ders dolu bir hale gelir. Gerçi ben bu hikayelerden hoşlanan birisiyimdir, ister istemez bizlere bazı konuları öğütler…

Şimdi söylesem inanırmısınız bilmem ama benimde hayatımda iki bilge var bunlardan biri “Ayakkabı Tamircisi Ramazan Amca” bir diğeri ise benim ustam Bünyan Amca… (more…)

Bir Şizofrenin Günlüğü

Pazartesi, 07 Nisan 2008

Koşar adımlarla eve doğru ilerliyordu, bende arkasından. Hülya bir elinde küçük siyah çantası diğer elinde anahtar. benim bir metre kadar önümden hızla ilerliyordu. Hülya o an dikkatini çeken her şeye küfürler savuruyordu. Korna çalan arabalara, ayaklarına takılan taşlara, çantasının sallanan zincirine, saçlarını durmadan gözüne sokan rüzgâra, tokasının yanında olmayışına, kendisine, her şeye, herkese. Bahçe kapısını gürültüyle açıp daha doğrusu çarpıp binadan içeriye girdi. Girdiği bina dört katlı eski, duvarları rutubetten kabarıp dökülmüş, hafif loş ve daha kapıda burnu yakan bir küf kokusu karşılıyordu insanı. Hülya bir dakika sonra üçüncü kattaydı. Kapıyı açtı, elindeki çantayı da, anahtarı da duvara çarptı. yaklaşık iki dakika sonra elindemki izmariti kapının girişine atıp içeri girdim, kapıyı çarpmamla müthiç bir gürültü tüm evde yankılandı. Hülya ağlıyor eline ne geçerse fırlatıp kırıyordu.. (more…)

Aşk İyiki Var

Pazartesi, 31 Mart 2008

Bir kere bile aşık olmayan var mı? Böyle bir şey mümkün mü? Tabii ki değil… İnsan hayatta hiç olmazsa bir kez, deliler gibi aşık olabilme hissini yaşamalı…

İLK AŞK: Ne yaparsanız yapın, ilk aşkınızı unutmanız mümkün değildir. Yıllar sonra dönüp, “Ben ona nasıl aşık olmuştum acaba” diye pişmanlıkla karışık garip bir duygu da yaşayabilirsiniz… Olsun. O, size ilk aşkı tattırmış. En önemli yaşam tecrübelerinizden birini yaşatmıştır. Aranızda geçenler acı bile olsa, dönüp minnetle anacağınız biri hep var olacak… (more…)

40 sorgu. 4.180 Saniyede Olustu.
Film izle,Online izle,Online Film izle,Online Sinema,Turkce Filmler,Yabanci Film izle,Aksiyon Film,Macera FIlm,Animasyon Film,Duygusal Film izle, Online sinema izle, Full film izle,film izle,Vizyon Filmleri izle , Full izle,Turkce film izle,tam ekran film izle,sinesalon,izle,film,full,korku filmi izle, film Izle Dizi Izle Online Film Izle Indirmeden Film Izle Vizyon Filmler Direk Izle Netten Film Izle Canli Sinema Muzik Dinle Bedava Film Izle Film Indir Sinema Seyret Dizi Izle Tum Filmler Turk Filmi Izle Canli Film Izle Yabanci Filmler Turkce Filmler Filmizlesene Filim Izle Aninda Film Izle