‘hangi’ olarak etiketlenmiş yazılar

Birileri Bize Çok Acı Getirdiler

Cuma, 01 Ağustos 2008

Yaşadıklarımız hangisi yanımızda,
Nerelerdeyiz kendimi hiç kimseyi bulamıyorum.
Ya lanet gecenin içindeyim ya yüzü temiz görünen gündüzün içindeyim,
Kendini okadar saklamış ki güneş,güneş ışınları gözümü alıyor…..
İnsanlar hangi kuytudan bana gülüyor hani neredesiniz?
Hepinizi tanıyorum biliyorum,geçmişi geleceği….
Hiç saklanmayın tertemiz güneşime,o kadar siyahsınz ki ondan daha parlaksınız şimdi.
Bakmıyorum,görmüyorum bunu yapmak istemiyorum….
Çekilin diyorum
Gecelerden korkar oldum şimdi güneş batınca siz dahada belirginleşiyorsunuz çünkü
Saf geceden korkar oldum….. (more…)

Bana Kalacak Bir Yer Bulun…

Pazar, 27 Temmuz 2008

Bana kalacak bir yer bulun.
Bu şehrin her bir yerinde onu aramaktan yorgun düştü bedenim.
Kimlere sormadım ki.
Ya da onu bulun getirin bana.
Ama gelişi farklı olmalı..
Ama önce kollarımdan tutun,düşmek üzereyim düşlerimin üzerine.
Yorgun düştü bedenim bir aşk rolünü oynamaktan.
Bir şey dememiştim,herhangi bir şey söylememiştim ki…
Ama gitti işte.
Kayboldu ortadan.
Şarkılarımız,türkülerimiz vardı. (more…)

Ölmeyi Bile Beceremedim

Salı, 22 Temmuz 2008

Büyük bir ses hatırlyorum bir de oluk oluk akan kanımı…Yerde süzülürken aşağıya doğru damla damla akarken,gözlerimin yavaştan kapanmasını,etraftan gelen sesleri…Ve sonra ilaç kokularının sindiği bir odada olduğumu zannediyorum.Gözlerimi henüz açamıyorum.Hangi taradtayım bilemiyorum.Sanki birileri benle konuşuyor yada aralarında konuşup,gülüşüyorlar.Onuda kestiremiyorum tam olarak.Ya siyah bir yerdeyim ya da beyaz bir yerdeyim,ya ağlıyorum ya gülüyorum….Henüz olanları da hatırlamıyorum ,nerde olduğumuda.Beynimin içinde durmadan dıt dıt dıt…. Sesleri geliyor.Sanırım gerçekten o odadayım ve yaşıyorum.Şimdi bazı şeyleri hatırlamak için kendimi zorluyorum .Bi kapı sesi duyuyorum birde ardından gelen bi kaç benim hakkında bilgisi olan kişiler geliyor…sanırım doktorlar.Yavaş yavaş gözlerimi aralıyorum etraf pek bulanık gibi her yer bembeyaz.Kolumda bi şeffaf boru ve içinden kan damlıyor bedenime…doyuruyor beni.

(more…)

Kenar Süsü

Pazar, 20 Temmuz 2008

Seni gösterdi saat, sustum.
Konuşmamla siniri bozan ben bu kez sustum.Sana sustum.
Sonra seni anlamaya çalıştım. Yaptıklarını, kurduğun cümleleri.
Ardı sıra kaprislerini. Anlamaya çalıştıkça boğuldum.
Nerden gelmiştin sen. Nereden çıkmıştın bu bahtı kara ömrümün son yıldızı gibi.
Ve hangi süslü cümle seni terk etti benden. Kime aldandın söyle. Kim çeldi aklını.

Neydi bende bulamadığın. Ne istedin de vermedim sana. Şimdi sen yaban kollarda, bensizliğine ağla.
(more…)

Bir Çay Bir Sigara Bir Serzeniş ve Bir Şair

Pazartesi, 14 Temmuz 2008

Sigara şairin altıncı parmağı gibidir derler…. ve “Neden olmasın, yeni yakılan bir sigarayla da anlatılabilir şiir” E.Cansever…

bir çay, bir sigara… dalıp gidiyorum…

ilk ve son kez bir kış günü görmüştüm… ve son’un ardından bir yaz başlangıcında… hiç değişmemiştin… yine aynı bakışların altına saklamıştın bütün hüzünlerini… bense yine aynı ben… bir çay, bir sigara… bir şair…. ve baştan ayağa “gece…”

bugün serzeniyorum… evet; yalnızlığımdan ilk defa bu kadar çok şikayet ediyorum… boş bir telefon hafızası, anlamsız bir kalabalık ve terkedilmiş bu şehir… hangi sokağından medet umabilirim artık?…
(more…)

ÖSS’nin Yolu Kars’tan Geçer mi?

Perşembe, 10 Temmuz 2008

Bir laf var ya hani kovayı denize de soksan aynı suyu alır, kuyuya da diye. Ben kova değilim.
Burası Kars Kağızman, aylardan Ocak. Evimiz karlar altında. Tek yiyeceğimiz patates ve tandır ekmeği tabii birde bol bol sütümüz var. Hepsi bu. Buralar da saat 18.00’den sonra hava kararıyor. Kararan hava ile beraber bastıran uyku, yanmayan lambalar, yapacak tek şeyin uyumak olduğunun tek kanıtı. Buralar da gün erken bitiyor. Uyumak zorundayız. Tam 17 yaşındayım. Türkçeyi okulda öğrendim ama bu yıl liseyi de bitiriyorum. Dayım yarın burada olacak. Üniversite sınavına İstanbul da gireceğim. Eğer kazanırsam da orada okuyacağım.  Ve beklenen gün geldi, İstanbul dayız. Sınavdan yarım saat önce sınıfıma girdim. Yanımda ki öğrenciyle konuşmaya başladım….. (more…)

Hayat Kötü Bir Şaka (İsterseniz Buradan Buyrun)

Pazartesi, 07 Temmuz 2008

Büyük yolun sonunda ne var? Gerçekler mi; yalanlar mı hayal kırıklığı mı; ne oluyor oralarda yolun bitim noktasında… Yol ayrımında hangi yöne gitmelim, sağım mı daha güvenilir yok yok sol tarafım hangi tarafa gitmeli… Hangi yol doğru yol, bunu hiçkimse neden bilemiyor.? Düşe düşe gidiyoruz o yollarda. Aniden yanımızdan kimin geçeceğinin bile kestiremiyoruz. Halbuki herkesle aynı anda yola çıkmıştık. Bizmi yolu bilemedik yoksa onlar mı kestirmeyi seçti. Şimdi ne desek o kadar maanasız ki hayat aslında tozlu mu tozlu taşlı mı taşlı iknceli mi işkenceli bir yol. Kimi en küçük taşta yere düşerken kimi neden hemen toparlanır bilmiyorum. Hayat bir de öyle acımasız ki hiç birşeyi aldırmıyor. Bazen yere düşersiniz heryeriniz kanrevan içinde ama en yakınınız bile yanınızdan tozu dumana katarak geçer; hiçbir yaranıza acınıza bakmadan. Aslında hep derler ya sağ gözün sol göze faydası yok işte bunuda anlıyoruz. Nekadar acıyor şimdi yaralarınız değil mi? Üstelik kimsede yok buralarda oralarda hayat kötü bir şaka belki de her an biri gelip ensenizden çıkarabilir. HİÇBİR GÖZYAŞIDA PARA ETMEZ ORALARDA BİKERE YAŞANIR HAYAT BU YÜZDEN NASIL YAŞAMALI VE HANGİ YOLU SEÇMELİSİZ. İsterseniz Buradan Buyurun

Ellerine Sağlık

Pazar, 29 Haziran 2008

Ne zaman anlayacaksın boynumun bükük halinin yer çekimine olan çaresizliğinden değil de ruhumun geri kalan nefeslerinin yetersiz olduğundan olduğunu…Her tren kalkışında geride kalan yarin neden bir heves el salladığını anladım…Neden trenini arkasından hala aynı özlemle el salladığını şimdi sindiriyor beynim.. Geride ben, kalan birkaç yenik nefesim bir de cephem var.. Sen gittin.. Bütün tabularımı geri aldım hayattan.. Ödünç verdiğimi biliyordum almam sanmışım kandırmışım kendimi.. Ne sitemim fayda ediyor akıp giden zamana ne de gözyaşlarım çare oluyor.. Tatminkar bir ev ödevi lazım şimdi bana..Ruhumu bu sefer alet etmeyeceğim acizliğime..Sıradan kırmızı bir gece değil bu.. (more…)

Acımın Soyadı

Pazar, 15 Haziran 2008

Acımın soyadını aradım durdum bunca zaman. Kimliğim eksik, Varoluşum yarım, Mutluluğum öksüz, Cinayetlerimse meçhul kaldı esaretimde. Parmak izimi gömdüm surlarına sevdanın, Ki çözülmeye inat yine ben örmüştüm duvarları. Savunmasızlığıma düşmemeliydi arsız duygularım. Kaçışlarımda kendimle yüzleştim gerçeklerin aynasında. Özgürlüğüm memleketim sınırlarınca gezindi zihnimde. Bu kentte kayboldum kimi zaman, kimi zamansa ufuktan ötesinde Uçuşan kuşları aradım, sürgündüm. Ne bir bayrağın hükmü geçerdi serseri adımlarıma, ne de dalga dalga hüznümü okşayan rüzgara hüküm geçirebilirdim. Paslı bir giyotin beceriksizliğinde düşledim ruhumun azadını. Korkak bir yaşamın yalnızlığında üşüyordum. Kalabalıklar arttırıyordu oysa yalnızlığımı. Türkülere tutundu gecelerim sonra…
(more…)