Eguso Bir Gariptir Gözlerin Bu Akşam
Pazar, 19 Ekim 2008Bu akşam bir başka duydum bu ismi nedensiz. Daha önceleri benim kadar duygu yüklü bir aşk görmemenin şaşkınlığı içinde diniyordum arkadaşımı. Bir de baktım gözleri parlıyordu EGUSO derken. Sanki o eski türk filmlerindeki aşklar vardı ya hani sonu hep mutlu biten. Ama yok. Hayır. Ne yazıktır ki mutlu bitmemişti bu sevdanın sonu. Bir insan sevdiğini bu kadar güzel söyleyemezdi. Bu kadar sıcak anlatamazdı aslında ama. Bu kadar duygusallık belki fazla olsada bu akşam yinede güzel bir akşamın yeşil kokan mısralarında tanıdım EGUSO’yu. Bu aşkta buldum kendimi. Sanki kendimi anlatıyordu. O eski beni. O imkansızlık akşamlarımın çaresine uzanamamanın kahır dolu saatlerini tekrar yaşamıştım arkadaşımın gözlerinde. Biramdan bir yudum daha aldım, sigaramdan bir nefes daha… Kader birleştirmişti bile yollarımızı. Biz farkında olmasakta. Herşeye inat daha bir sıcak yaşamıştım ayrılığın acısını. Arkadaşımın ve benim sevdalarımızın çaresizliği yakmıştı omuzlarımızı. Soğutmaya çalışsakta içimizdeki küllerin sıcaklığını herşey boşa kürek sallamaktı. Çünkü gayet açıktı gözlerimizden adlarınız.
19.10.2008 01.39
Ne kadar yorgun düşmüşüm. Ne kadar dışarda dolaştım, kimleri gördüm, ne kadar gözyaşı döktümde hangü yollarda durup durup geldim hiç hatırlamıyorum. Şuan gözümü açtım ve sanırım büyüm bir uyku sonrası gözümü yeni yeni açıyorum. Kendime yeni geldiğim çok açıkta…. gerisini bilmiyorum. Geçmişi unuttum sanırım. Bittimi şimdi tüm acılarım acaba. Kendi kendimi mi avutuyorum. Yoksa isteklerim beynimi elle geçirebilirmi acaba. Okadar çok yoruldum ki bu rüzgarlarda tüm afetlerde sarsılıp toz duman olmaya. Okadar çok yıkandım ki tüm dünyanın pislikleriyle.Şimdi bu susuz dünyada yıkanacak, kendimi bulacak suum yok. Derseniz siz çiçekmisiniz…. yok hayır ama bir farkım var mı?acaba diye az düşünmedim. Onlarda yaşayıp gidiyor bende ama kim neyi yaşıyor hiç anlamadım ben. Bana birçok görev verildi değil mi? Birçok insanla baş etmem söylendi… herkese ayak uydurmam geretiğini, büyük bir tiyatrocu olmam gerektiği, bazen ufak yalan atmayı becerebilmeyi, bazen arkamı dönüp gitmeyi becerebilmeyi, bazen yakınlarımı bir seferde çıkarlarım için silebilmeyi, bunların nicesini… efendisini istediler beden.
Gothic deyince akla bir değil birden fazla kavram geliyor, şimdi gothic iskandinavdır, hayır hayır amerikandır, siyah saçla gothic olunur, gothic olmak için şatoda oturmak lazım falan gibi çıkarımlar biraz havada kalıyor. Gothic, sanatsal-kültürel açıdan bakacak olursak ortaçağda romanesk dönemi takiben ortaya çıkmış bir akımdır, alası da fransa’dadır, iskandinavya’da değil, kaldı ki goth denen kelime iskandinavyada yaşamakta olan o zamanlar ağırlıklı olarak danimarka kökenli nüfusu kapsamaz, tarihten vizigotları ve ostrogotları hatırlayalım. 




