‘Hem’ olarak etiketlenmiş yazılar

Serozdan Egusoya Mektup(lar) - İnkar Etme Yakıştı

Cuma, 18 Temmuz 2008

Ve bu sana son yazım eguso!Son mektup…
Ve sonrası hüzzamlı şarkıların içerisinde geçen kara bir yalnızlık.
Yalnızlığın içerisinde;gözyaşları,nefretler,dile gelmeyen ve gelemeyecek olan pişmanlık türküleri.
Kırmızıyı çok seversin sen.
Uykuyu da bilhassa.
Bu ayrılığın müsebbibi ben oldum,kabul ediyorum.
Biraz da sende mi vardı?
Ne yapsam içim acıyor işte,eksiği yok.
Birgün anlatırım bunları uzun uzun.Umarım iyisindir..
Ummaktan başka ne var çarem?
Bitâp bir halde ettiğim duaların ne yararı var?
(more…)

Keşke İnsanlar Bu Kadar Etobur Olmasaydı

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Biyoloji şöyle der;canlılar olarak insanlar, hayvanlar ve bitkiler. Tam olarak öyle dediğinide hatırlamıyorum ama öyle kabul edersek de yanlış olmaz sanırım.Bitkiler zaten zararsız canlılar hiç sesleri çıkmaz bu yüzden çok severim.Hayvanlar onlar gibi değildirler biraz daha dikkatli olmamız gerek şu sıralar. Çünkü şu sıralar neredeyse insanlardan sonra en ölümcül ve sinsi o gruptan geliyor. Normal olarakta onlarda kendi aralarında ikiye hatta üçe ayrılıyorlar; etobur, otobor ve hem etobur hem otobor olanlar.Kendi ihtiyaçlarına göre yiyecek ararlar. Hayat zaten hep böyledir zaten bir ekosistem içindeyiz hepimiz.Ama üreticimiyiz,tüketicimiyiz bilinmez. Ve en en en enlerin en üstünde yatanlar insanlar… Ne sinsi ve hepsi etebordur. Tüm insanlar etoburdur hiçbiri ottan hoşlanmaz. (more…)

Hayat Kötü Bir Şaka (İsterseniz Buradan Buyrun)

Pazartesi, 07 Temmuz 2008

Büyük yolun sonunda ne var? Gerçekler mi; yalanlar mı hayal kırıklığı mı; ne oluyor oralarda yolun bitim noktasında… Yol ayrımında hangi yöne gitmelim, sağım mı daha güvenilir yok yok sol tarafım hangi tarafa gitmeli… Hangi yol doğru yol, bunu hiçkimse neden bilemiyor.? Düşe düşe gidiyoruz o yollarda. Aniden yanımızdan kimin geçeceğinin bile kestiremiyoruz. Halbuki herkesle aynı anda yola çıkmıştık. Bizmi yolu bilemedik yoksa onlar mı kestirmeyi seçti. Şimdi ne desek o kadar maanasız ki hayat aslında tozlu mu tozlu taşlı mı taşlı iknceli mi işkenceli bir yol. Kimi en küçük taşta yere düşerken kimi neden hemen toparlanır bilmiyorum. Hayat bir de öyle acımasız ki hiç birşeyi aldırmıyor. Bazen yere düşersiniz heryeriniz kanrevan içinde ama en yakınınız bile yanınızdan tozu dumana katarak geçer; hiçbir yaranıza acınıza bakmadan. Aslında hep derler ya sağ gözün sol göze faydası yok işte bunuda anlıyoruz. Nekadar acıyor şimdi yaralarınız değil mi? Üstelik kimsede yok buralarda oralarda hayat kötü bir şaka belki de her an biri gelip ensenizden çıkarabilir. HİÇBİR GÖZYAŞIDA PARA ETMEZ ORALARDA BİKERE YAŞANIR HAYAT BU YÜZDEN NASIL YAŞAMALI VE HANGİ YOLU SEÇMELİSİZ. İsterseniz Buradan Buyurun

Keşke Herşey O An Gibi Olsaydı

Salı, 01 Temmuz 2008

(herkesten bir parça burada…)

Keşke her şey o an gibi olsa. O an gib sade ve temiz olsa Keşke her şey annemizin bir yaz sıcağında getirdiği soğuk limonata gibi olsa. Keşke herşey o an gibi sade temiz eğlenceli ve içimizi ferahlatıyor gibi olsa. Keşke hep küçük kalsaydık diyorum kendime her zaman öle masum kalsaydık. Keşke hep öle olsaydık ahhhh keşke. O küçük yaşımızda kalsaydık keşke. O zamanlar gibi sadece bir küçük oyuncak için ağlasaydık. Gözlerimiz sadece dışarı giden annemiz için yaşlansaydı. Haya bu kadar güzel olsaydı eskisi gibi olsaydı en eski bir gün gibi olsaydı. Hayat o kadar acımasız oldu ki şu sıralar. Hiçbirşey eskisi gibi kalmadı yaşamımızda. (more…)

Akşam Yıldızım

Salı, 01 Temmuz 2008

Bir yaz akşamıydı gene. Hayatın güzel yölerini düşünüyordum. İşte o düşüncelerim arasında akşam yıldızı gibi dogdun hayatıma. O an hayat bana su gibi akaar hale gelmişti. Belki sen yanımda degildin ama kalpinin bir yerinde olmakta güzel sevgilim. Kalpinin bir yerinde olmak işte benim kalpimin içinde bundan önce hiç biri olmamıştı ve bundan sonrada olmayacaktı. Sen benim geceme akşam yıldızı gibi dogdun ve o yıldız ne olursa olsun kaymayacak. Hep kalbinim bir yerinde duracak ki akşam karanlıgımda kayboldugumda sen bana yol gösteresin. Sevgilim sen benim hem hayat arkadasım hem yol göstericimsin. senin içinde bulunmadıgın dünyada artık bende yokum.Ve artık bunu söyleyim ki sen benim akşam yıldızısım…

İçeri Buyurmaz mısınız..?

Pazar, 29 Haziran 2008

Daha yazıya başlamadan,yazının başlığını attığınız oldu mu?Ya da kısa zaman zarfında başınıza gelecek olayları,düşeceğiniz konumları tahmin ettiğiniz oldu mu?Yürüdüğünüz yolun sonunun;çıkmaz,karanlık,çakıl taşlarıyla bezendiğini hayal ettiniz mi peki? Her sabah gözlerinizi yeni güne araladığınızda;sizi bekleyen onlarca yalanın,kâbusların beklediğini ama bunların her gün,her an karşınıza konduğunu gördünüz mü? Ben gördüm ve şahit oldum.Hem kendi adıma hem onların adına.  Beni bu filmin içine kimin surklase ettiğini bilmiyorum.Ya da bilmezlikten geliyorum. Film dedim ya, bana da başrol kimliğini vermişler.Birden fark etmedim bunu.Ya da fark edemedim. Zamanla anladım. Aslında, bu oyunu oynadıkça anladım bana verilen rolün;çok zor, yorucu ve aynı zamanda stresli olduğunu. (more…)

Ne Zor

Perşembe, 26 Haziran 2008

Sana beni anlatmak ne zor ey yar!
Sana seni anlatmak ve anlamak en zor olanı, ne zor ey yar;
Reddedilmiş umutlarımda, hani şu biriktirilen düşlerimde…

Şu yaşananların birine sabır, ikincisine sabır.
Birleşirlerse dahaların en dahası sabır.
Dayanmak ne zor Rabbim!
Sana gelememek bu inancımın içinde.
Elimin tersiyle itememek şu soluduğum havayı,
Her şeye rağmen diyebilmek yaşama, (more…)

Aşkın Yangını

Cumartesi, 21 Haziran 2008

Okuldaki ilk günüm. Çok heyecanlıyım. Çünkü artık ben de üniversiteliyim. Yeni arkadaşlar, yeni dersler, yeni bir hayat beni bekliyor. Neşe dolu kişiliğimle sınıfın eğlence kaynağı olacağım biliyorum. Sınıfa girdim. Boş bir sıra bulup oturdum. Yanıma birisi geldi. Benim gibi uzun boylu ama benden gayet yakışıklı. Hem gözlüğü de yok. Kim bilir kaç tane sevgilisi vardır. Neyse canım banane. Belki de iyi bir çocuktur.
- Merhaba, ben Erdinç.
Afalladım.
- Hıı, merhaba ben de Özcan. Memnun oldum.
Derken çocukla samimiyeti artırdık. İyi bir çocuktu. Birlikte iyi anlaşıyorduk. Eğlenceli vakitler geçirdik. İlk günden bu kadar keyif alacağımı hiç sanmamıştım. Çok güzel kızlar var sınıfta. Ama bir tanesi var ki, beni adeta büyüledi. Ama ilk 1 ay hiç konuşamadım bile kendisiyle. Utangaç birisine benziyor. Hıh, sanki ben çok farklıyım. Erdinç artık yanımda oturmuyor. (more…)

Dokun Bana Serserim

Çarşamba, 18 Haziran 2008

“Şimdi söyleyeceklerimi yuttum ,
Yüreğim konuşsun harf harf…”

Ey dudaklarına sirayet etmiş son(ları)baharı silemediğim, Sen beni yüreğimin cümlelerini sıvamış dudaklarımı “ suskunluğa” teyemmüm etmekle suçlamaktasın ? Yoksa gözlerindeki hayat rengini yüreğimdeki ölümle süslenmekle mi itham etmektesin ? Belki de beni çoktan gitti bilmektesin belki de başka yüreğin terini silmekte görmektesin. Beni nerde kimin huzurunda el pençe divan durmuş düşünsen de ben aynı yerdeyim. Suskunum ya, içindekileri okur gibiyim… (more…)