‘heyecan’ olarak etiketlenmiş yazılar

Bir Garip Heyecan Kaplıyor Bedenimi

Pazar, 03 Ağustos 2008

Susuz şehrimde canıma su katana ithafla….

Gülüm, gül yüzlüm, yarınlarım… Sana bir ömür vaadediyorum. Beni ben yapan bu ömrü sana adıyorum. Ve saatin kaç olduğunu bilmeden seni düşünüyorum yine. Zaman kavramı yok artık gecelerimde. Gündüzlerimi sorma hiç. Her dertten ötürü sana sığınıyorum. Sesine saklıyorum hayatın çilesini. Bana kalan senden başkası değil. Sevgimi anlatmaya yetmiyor lügatımdaki kelimeler. Seni nasıl istediğimi anlatamıyor. Ve ben boşver işliğe inat yaşıyorum senle hayatı doyasıya, hiç ölmemecesine. Kaderime inat yırtıyorum geceleri. Ve bir sigara daha yakıyorum sahipsiz gecelere. Bir yudum daha alıyorum elimdeki alkolden.  Bir anda gözlerin gelip duruyor gecelerimde. Yarınıma umut oluyor. Geleceğim diyorum sonra, geleceğim diyorum sana. Ve bembeyaz düşler kaplıyor bir anda etrafımı. Bir garip heyecan kaplıyor bedenimi… (more…)

İnsan Neyi Tercih Etmeli

Pazartesi, 30 Haziran 2008

İnsan neyi tercih etmeli bir yol ayrımında… Heyecanı mı, huzuru mu ? Sadakati mi, merakı mı? Beyin dinginliğini mi, kalp çarpıntılarını mı ? Bir karmaşa arasında bir üçüncü yol yaratamaz mı acaba ? Ya da iki yol arasından bir patika için ilk adımlarını atamaz mı ? Ve böylece ardından gelecekler için, yani o yol ayrımında kararsızlaşacaklar için, ufak da olsa bir yol gösteremez mi? Aslında güneşin hep doğudan doğduğunu değil, dünyanın döndüğü gerçeğini savunamaz mı birileri de? Bir sabah daha şafaklaşırken pencerelerimizde, “Güneş doğdu” lu cümleler istemiyorum artık. “Dünya güneşe erişti” denmesidir tercihim. Bir çok tabunun yıkılmasıdır tarafım. Biliyorum böylelerine toplumda “anarşist” deniyor fakat eğer anarşistse tabu olmayan, işte ben oyum… (more…)

Gırtlağımdaki Vidanjör

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Hayatta başınıza en kötü ne gelmiş olabilir ki ? bir kaç kere dayak yiyip üzerinizde sigara söndürülmüş,parmağınız kapıya sıkışıp tırnağınız düşmüş, annenizin babanızı dövüşüne tanık olmuş,çocukken tacize uğramış,en sevdiğiniz hayvan öldürülmüş bağırsakları kafasına dolanmış, oral sex’e zorlanmış, iç çamaşırlarınıza geceden kalma spermler bırakılmış yada grup sex partisinde makatınız da bisexsüelliği hissetmiş olabilirsiniz.Yani tüm homosapiens acılarınız damaklarınızda tortu bırakmış olabilir…

İNTİHAR…. Marihuana’nın verdiği dünyadan mahrum bırakmak kendini ya da halissünasyonların bitişi.
(more…)

Öylesine Bir Mektup

Pazar, 29 Haziran 2008

Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız. Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de…Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mi asırlarca? Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep ayni heyecanla açar mi? Dedim ye, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim su günlerde. Belki de en basta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine… Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım Yanlış yaptım. Sana ulasan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acili duvarları gibiyim. (more…)

Aşkın Yangını

Cumartesi, 21 Haziran 2008

Okuldaki ilk günüm. Çok heyecanlıyım. Çünkü artık ben de üniversiteliyim. Yeni arkadaşlar, yeni dersler, yeni bir hayat beni bekliyor. Neşe dolu kişiliğimle sınıfın eğlence kaynağı olacağım biliyorum. Sınıfa girdim. Boş bir sıra bulup oturdum. Yanıma birisi geldi. Benim gibi uzun boylu ama benden gayet yakışıklı. Hem gözlüğü de yok. Kim bilir kaç tane sevgilisi vardır. Neyse canım banane. Belki de iyi bir çocuktur.
- Merhaba, ben Erdinç.
Afalladım.
- Hıı, merhaba ben de Özcan. Memnun oldum.
Derken çocukla samimiyeti artırdık. İyi bir çocuktu. Birlikte iyi anlaşıyorduk. Eğlenceli vakitler geçirdik. İlk günden bu kadar keyif alacağımı hiç sanmamıştım. Çok güzel kızlar var sınıfta. Ama bir tanesi var ki, beni adeta büyüledi. Ama ilk 1 ay hiç konuşamadım bile kendisiyle. Utangaç birisine benziyor. Hıh, sanki ben çok farklıyım. Erdinç artık yanımda oturmuyor. (more…)

Hayatın Ucundan Tutarsan Bırakma

Salı, 17 Haziran 2008

Birbirlerini severek evlenmişlerdi. Altı yıllık birliktelikleri evlilikle noktalanmıştı. Yedi yıldır da evliydiler,
iki yaşındaki küçük Ceren leri ile mutluydular… Aslında kadın mutluluk rolü oynuyordu. Yaşadığı hayat onu boğuyordu, sanki içinde saatli bir bomba vardı , bir patlasa herkesi yakacaktı. Mutsuzdu ama nedenini bir türlü bilemiyordu. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre çalışmış ama kocasının farklı yerlere çıkan tayinleri yüzünden bir türlü sürekli bir işi olamamıştı.  Mimardı ama 3 yıldır evde oturuyordu, evde geçen her boş gününü hayatından koparılmış boş bir sayfa olarak görüyor ve hiç bir şey onu mutlu edemiyordu.. Kocası derseniz bir dediğini iki etmiyordu, hayattan isteyebileceği her şey onunken, mutlu olması için gerekli her şeye sahipken o mutsuzdu.. (more…)

Bir Tek Seni Unutamam

Pazar, 15 Haziran 2008

Şimdi sen gideceksin ve ben arkandan bakakalacağım. Dur diyemeyeceğim, sesim çıkmayacak. Susuşlarımda saklı kalacak duygularım ne kötü… Söz geçiremeyeceğim göz yaşlarıma akacak. Saklayacağım görmeyesin diye, beceremeyeceğim. “Ağlama” diyeceksin bana, seni dinlemeyeceğim. İçimde biriken ne varsa gözlerimden taşacak dışarı. Dokunmak isteyeceksin, başımı geri çekeceğim öfkeyle. Kızgınım gidişine çünkü, öfkem bir dağ gibi büyük. Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden farkında değilsin. (more…)

Yıllar Sonra Bir Gün

Cuma, 13 Haziran 2008

Yıllar Sonra Bir Gün
Huzur evinin kapısından hızlı adımlarla giren ve halinden 60-70 yaşlarında olduğu anlaşılan kadın, girişteki danışmadan bir şeyler sorar.
Danışma memuruyla aralarında geçen ve kısa süren konuşmadan sonra aradığı şeye bir an önce kavuşma heyecanıyla olsa gerek daha bir hızlı adımlarla merdivenlere yönelir.
Kapı numaralarına bakarak ilerlemektedir koridorda. (more…)

Son Mektup

Salı, 03 Haziran 2008

Bir tanem…

Bir mektup daha yazıyorum.
Hiç gönderilmeyecek, okunmayacak bir mektup daha.
Diğerlerinin arasında kaybolup gitmeye mahkûm bir mektup daha.

Ama bundan sonra bir mektup daha yazacak olsam da, o sana hitaben yazılmayacak.

Bu sana son yazışım..
Seni son özleyişim… (more…)


38 sorgu. 0.847 Saniyede Olustu.