‘heyecan’ olarak etiketlenmiş yazılar

Bırakın Işığınız Yayılsın

Pazar, 01 Haziran 2008

Uzaklarda küçük bir kasabada genç bir adam kendi işini kurdu – bu, iki caddenin köşesinde bir perakendeciydi. Adam dürüst ve dost canlısıydı, insanlar onu seviyorlardı. Ondan alışveriş yapıyor ve arkadaşlarına onu tavsiye ediyorlardı. Adam bir yıl içinde, bir dükkandan, Amerika’nın bir ucundan diğerine uzanan bir zincir yarattı.

Bir gün hastalanıp hastaneye kaldırıldı. Doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı. Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara bir görev verdi: “İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketin başına geçecek. Hanginizin bunu hakettiğine karar vermek için, her birinize birer dolar vereceğim. Şimdi gidip bu dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız, ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı.”

Çocuklar bu kadar başarılı bir şirketi yönetme fırsatı karşısında heyecana kapıldılar. Üçü de şehre gidip parasını harcadı. Akşam geri döndüklerinde babaları sordu: “Birinci çocuğum, bir dolarınla ne yaptın?

Çocuk cevap verdi: “Arkadaşımın çiftliğine gittim, bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım. Sonra odadan dışarı çıktı, saman balyalarını getirdi, açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yeri indi ve babanın söylediği gibi, odayı bir uçtan öbürüne kadar dolduramadı. (more…)

Bence Aşk

Pazar, 25 Mayıs 2008

İnsanlığın varoluşundan beri nice düşünürler, yazar-çizerler, sinemacılar aşkı anlamaya ve anlatmaya çalışmışlar; hepsi de kendince farklı yollar ve yöntemlerle.

Niye âşıklar gelmiş geçmiş, bazıları dillere düşmüş, kimimin adi hiç duyulmamış; kimi aşklar dizelere yansımış, bazen dillerden düşmeyen bir şarkı olmuş, bazen milyonların beğenisini kazanan bir tasvir, bir tablo, bir sahnede yer alarak iç çektirmiş izleyenlere.

Herkes kendince yaşıyor aşkı..
(more…)

Gercek Dünya

Salı, 20 Mayıs 2008

İlk heyecanı, ilk serüveniydi bu gönlümün.. Kendi kabuğunu kırmış, ilk kez merhaba demişti yeryüzüne sanki. Yeni şeyler görmek, onları tanımaya çalışmak mutlu ediyordu çocuk kalbimi. Daha her şey toz renklerde ve pamuk sekeri tadındayken rastladım ben ona. Daha ok yeniydim; o yerlilerden olmuş neredeyse.. Hoş bir gülüşü vardı. Bana gülümseyince mutlu oldum ve her şeyi o kadar yoğun hissetmeme rağmen tek kelime ifade edemedim. Bazen sözlere ne gerek var, gözler gönüllü bu isi üstlenirken..? Selamını bile gözlerim aldı.. Dudaklarımda bir gülücük halini aldı. Vücudumun biyokimyası bir anda öyle değişmiş olmalı ki, beyin olmadık emirler yollayıp duruyor, kolumu oynatacağı yerde bacağımı kaşıyor; (more…)

33 sorgu. 2.948 Saniyede Olustu.