‘Hikayeler’ olarak etiketlenmiş yazılar

Bir Genç Kızın Hikayesi

Pazar, 01 Haziran 2008

Yeni ders yılı dönemi başlamış, genç kız okulun ilk günü heyecan içinde yola koyulmuştu. O’nun için okul, baskıcı ailenin özgürlüğünü kısıtlayamadığı, tüm sorunları unutturan bir kaçış yolu ve ayrı bir dünyaydı. Okul döneminde hafta sonu tatillerinin bile gelmesini istemezken, o koca sıkıcı yaz dönemine dayanmak ne kadar da zor gelmişti. En çok da en yakın arkadaşları Müjde ve Meltem’ i özlemişti. Önceki yıl ders seçimlerinin farklı olması nedeniyle Müjde ‘yle sınıfları ayrılmıştı. Yine de ders aralarında hemen birbirlerinin sınıflarına koşarlardı. Okul kapısına geldiğinde onlarca arkadaşı O‘nu kapıda bekliyordu. Hep sevilen ve aranan biriydi. Kapıda uzun uzun kucaklaştılar. Kalabalıkta tanımadığı bir erkek dikkatini çekti, Müjde hemen okula yeni gelen sınıf arkadaşıyla O’nu tanıştırdı. (more…)

Sevdanın Çaresizliği

Cuma, 16 Mayıs 2008

Titrek bir mum aleviydi sevdalarımız. Elektriksiz akşamlarda birer ışık hüzmesi oldu karanlığımıza. Her gün biraz daha acıtıyordu senden ayrı mahzenlerde. Ölüm bile bazen çekilebilir bir işkence oluyordu. Hayata öyle bir bakış atmıştım ki hayat bile şaşırmıştı. Hatırlar mısın o, o ilk göz göze geldiğimiz kış gününü. Gökyüzünden bir pamuk gibi yağan karda pusmuş gözlerine bakarken yakalamıştın gözlerimi. Oracıkta bitivermişti her şey. Anlatıyordu aslında gözlerim sana her şeyi ama, ama sen dahasını istiyordun. Sanki inanmıyordun gözlerimin söylediklerine. Ama bilmediğin, gözlerimin söylediklerinin her şey olduğuydu.
Bir ölüm sessizliğine büründü gece. (more…)

Bir Bebeğin Yarım Kalan Mektubu

Cuma, 09 Mayıs 2008

5 Ekim:
Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var
olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.
Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya!
Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve
benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri
seveceğim.

(more…)

Kukla

Pazartesi, 28 Nisan 2008

Tanrı, bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil, anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır…Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim.Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. (more…)

Acele

Pazar, 20 Nisan 2008

Acelem vardı.
Üzerimde en iyi giysi, yemek odasına hışım gibi girdim. O gece bir toplantım vardı ve hazırlanmaya çalışıyordum. Dört yaşındaki kızım Gillian, Batı Yakasının Hikayesi filminin şarkılarından en sevdiği “Cool” ile dans ediyordu. (more…)

250 Dolar

Pazar, 20 Nisan 2008

Patron fabrikayı dolaşırken bakmış biri çıkış kapısına yakın bir yerde oturmuş gazete okuyor… Bir tur atıp aynı yere gelmiş. Bakmış adam aynı yerde bu defa etrafı seyretmekte. Fena halde öfkelenmiş, yanına gelip sormuş:
- Senin haftalığın ne kadar delikanlı?
- 250 dolar efendim…
Elini cebine atmış patron:
- Al şu 250 doları kaybol buradan. Bir daha da seni bu fabrikada görmeyeyim… (more…)

Armağan

Salı, 15 Nisan 2008

Elimde Jules Verne’in bilim kurgu klasiklerinden bir kitap var, postayla gönderilen kitabın ambalajı yerde, ayaklarımın dibinde. Kitabın ilk sayfasında, “Matt’e, Büyükbaban Loren, San Francisco” yazılı. 75 yaşındaki babam, 9 yaşındaki oğluma neden 511 sayfalık bir kitap gönderir? Armağanın düşünceli bir seçim olmaması beni rahatsız ediyor alelacele ve özensiz seçilmiş bir armağan. Fakat belki de babamın dokuz yaşındaki bir çocuğun nelerden hoşlanacağını tahmin etmesini ummak haksızlık olabilir. O zaman geçen ilkbaharda San Francisco’ya gidişimizi anımsıyorum. Babam Matt’i elinden tutup, hareket halindeki tramvaya atlayıp, caddedeki bir bozuk parayı göstermişti. (more…)

Hayal

Perşembe, 10 Nisan 2008

Bu dünyada bir zamanlar dünyayı tek kişi tarafından yönetiliyormuş.Yönetenler ise kendi fikirlerine göre yönetiyormuş ve bu yönetenleri kimse seçmiyormuş,babadan oğula da devir edilmiyomuş.Sadece doğarken:mesala ağlamayan bebek,doğar doğmazkonuşmak,gülmek….vs kısacası ilginç görünenler.Bunlar doğarken tespit edilr ve baştaki yönetici hakkın rahmetine kovuştuktan sonra başa geçermiş.Ve bu başa geçen yönetici kaç yaşında olursa olsun farketmiyormuş.
Bir gün yönetici diye Juan carlos adında bir genç geçmiş. (more…)

Kelebek

Pazartesi, 31 Mart 2008

Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında , küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi.
Adam , bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.

(more…)