‘ili’ olarak etiketlenmiş yazılar

Hayat Kötü Bir Şaka (İsterseniz Buradan Buyrun)

Pazartesi, 07 Temmuz 2008

Büyük yolun sonunda ne var? Gerçekler mi; yalanlar mı hayal kırıklığı mı; ne oluyor oralarda yolun bitim noktasında… Yol ayrımında hangi yöne gitmelim, sağım mı daha güvenilir yok yok sol tarafım hangi tarafa gitmeli… Hangi yol doğru yol, bunu hiçkimse neden bilemiyor.? Düşe düşe gidiyoruz o yollarda. Aniden yanımızdan kimin geçeceğinin bile kestiremiyoruz. Halbuki herkesle aynı anda yola çıkmıştık. Bizmi yolu bilemedik yoksa onlar mı kestirmeyi seçti. Şimdi ne desek o kadar maanasız ki hayat aslında tozlu mu tozlu taşlı mı taşlı iknceli mi işkenceli bir yol. Kimi en küçük taşta yere düşerken kimi neden hemen toparlanır bilmiyorum. Hayat bir de öyle acımasız ki hiç birşeyi aldırmıyor. Bazen yere düşersiniz heryeriniz kanrevan içinde ama en yakınınız bile yanınızdan tozu dumana katarak geçer; hiçbir yaranıza acınıza bakmadan. Aslında hep derler ya sağ gözün sol göze faydası yok işte bunuda anlıyoruz. Nekadar acıyor şimdi yaralarınız değil mi? Üstelik kimsede yok buralarda oralarda hayat kötü bir şaka belki de her an biri gelip ensenizden çıkarabilir. HİÇBİR GÖZYAŞIDA PARA ETMEZ ORALARDA BİKERE YAŞANIR HAYAT BU YÜZDEN NASIL YAŞAMALI VE HANGİ YOLU SEÇMELİSİZ. İsterseniz Buradan Buyurun

Serozdan Egusoya Mektup(lar) - İstanbul

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

- Merhaba, pardon saatiniz kaç acaba?

- 7 ye çeyrek var.

- Teşekkür ederim.

Uzun bir yoldan gelmişti genç adam buluşma yerine.
Omuzlarında ayrılığın yükü vardı. Bu son görüşmeydi biliyordu.
Daha güneş doğmamışken kadıköy iskelesindeydi. (more…)

Dört Mevsim Aşk

Cuma, 20 Haziran 2008

Her ilişki bir bahçeye benzer. Eger yeserip gelismesi isteniyorsa, düzenli olarak su verilmelidir.Beklenmedik hava degisiklikleri kadar mevsimleri de dikkate alarak özel bakim gösterilmelidir.Yeni tohumlar ekilmeli ve yabani otlar ayiklanmalidir.Tipki bunun gibi, askin büyüsünü canli tutmak için de, mevsimlerini anlamali ve askin kendine özgü ihtiyaçlarini doyurmaliyiz.

(more…)

Tiger and the Snow - Kar ve Kaplan

Çarşamba, 18 Haziran 2008

Acaba aranızda benim gibi yıllarca o’nun geleceğini umut ederek bekledi, sizi bilmem ama ben hem rüyalarımda o’nu gördüm hemde o gelecek diye yüzlerce mektup yazdım onardım pas tutan yüreğimi şimdi çok iyiyim çünkü o var ve bırakmıyacağım asla…

(more…)

Bir Şubat

Salı, 17 Haziran 2008

Şu an 1 şubat akşamı ve rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, kardeşim, bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin. Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,….. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin. Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, (more…)

Dört Duvar, İki Gün ve Sen

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. (more…)

Hayal-et

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Yaralarım var!
Benliğimde açılmış, kanayan yaralar..
Gönlümde kırıklıklar..
Öyle ki adim atmaya çekiniyor insan, olur da kırıklardan birisi beni de keser diye.
Bedenim bitkin.
Ruhum yorgun..
Aklim bin bir düşüncenin kendi kösesinden avazı çıktığı kadar bağırdığı bir pazar yeri sanki.
Öyle çaresizim ki!
Derdime takacak bir ad bile bulamıyorum. (more…)

En Kötü Yemek

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Mutfağımın soğuk mermeri üzerine yeni pişirdiğim sıcak yemeği koyarken aklıma geldi de hayatımızda ne kadar çok çeşit yemek var.Mezelerden tutun tatlılara,sebzelerden tutun çorbalara.. binlerce çeşit yemek; kültürler farklı tarifler farklı.Ama binbir çeşit isimde bile aynı yemekleri öğrendik. Bazen en güzel yemekleri yapabilmek için takvim sayfalarının arkasına,gazete köşelerine baktık.Bazen de yıllarca ” yemek tariflerim ” diye not ettiğimiz defterleri paylaştık birbirlerimizle… (more…)

Acımın Soyadı

Pazar, 15 Haziran 2008

Acımın soyadını aradım durdum bunca zaman. Kimliğim eksik, Varoluşum yarım, Mutluluğum öksüz, Cinayetlerimse meçhul kaldı esaretimde. Parmak izimi gömdüm surlarına sevdanın, Ki çözülmeye inat yine ben örmüştüm duvarları. Savunmasızlığıma düşmemeliydi arsız duygularım. Kaçışlarımda kendimle yüzleştim gerçeklerin aynasında. Özgürlüğüm memleketim sınırlarınca gezindi zihnimde. Bu kentte kayboldum kimi zaman, kimi zamansa ufuktan ötesinde Uçuşan kuşları aradım, sürgündüm. Ne bir bayrağın hükmü geçerdi serseri adımlarıma, ne de dalga dalga hüznümü okşayan rüzgara hüküm geçirebilirdim. Paslı bir giyotin beceriksizliğinde düşledim ruhumun azadını. Korkak bir yaşamın yalnızlığında üşüyordum. Kalabalıklar arttırıyordu oysa yalnızlığımı. Türkülere tutundu gecelerim sonra…
(more…)