‘inden’ olarak etiketlenmiş yazılar

Yağmurlar Islak, Yangınlar Ateş

Perşembe, 24 Temmuz 2008

Neden biter ki herşey en sevilen yerinde…
Daha tamamlanmayan bi aşkın izleri var her yürekte…
Yarım kalan aşkların ,
yarım bırakanların
ve yarım bırakılanların kalpleri var
paramparça,ıslak ve titreyen…
Neden hatırlanır ki her yağmur yağdığında en sevilen…
“Yağmur Islak Mazeretler Yükledi Büyüyen Yangınıma”der şarkı sözleri…
“Ben Sana Yanarken Şimdi Sen Kimbilir Nerelerde üşüyorsun”
diye eşlik eder şairin dizeleri
Neden üşür ki insan ayrıldığında sevdiğinden (more…)

Ellerine Sağlık

Pazar, 29 Haziran 2008

Ne zaman anlayacaksın boynumun bükük halinin yer çekimine olan çaresizliğinden değil de ruhumun geri kalan nefeslerinin yetersiz olduğundan olduğunu…Her tren kalkışında geride kalan yarin neden bir heves el salladığını anladım…Neden trenini arkasından hala aynı özlemle el salladığını şimdi sindiriyor beynim.. Geride ben, kalan birkaç yenik nefesim bir de cephem var.. Sen gittin.. Bütün tabularımı geri aldım hayattan.. Ödünç verdiğimi biliyordum almam sanmışım kandırmışım kendimi.. Ne sitemim fayda ediyor akıp giden zamana ne de gözyaşlarım çare oluyor.. Tatminkar bir ev ödevi lazım şimdi bana..Ruhumu bu sefer alet etmeyeceğim acizliğime..Sıradan kırmızı bir gece değil bu.. (more…)

Elindekilerle Yetinmek

Cuma, 20 Haziran 2008

Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş.
Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş. Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.
(more…)

Dokun Bana Serserim

Çarşamba, 18 Haziran 2008

“Şimdi söyleyeceklerimi yuttum ,
Yüreğim konuşsun harf harf…”

Ey dudaklarına sirayet etmiş son(ları)baharı silemediğim, Sen beni yüreğimin cümlelerini sıvamış dudaklarımı “ suskunluğa” teyemmüm etmekle suçlamaktasın ? Yoksa gözlerindeki hayat rengini yüreğimdeki ölümle süslenmekle mi itham etmektesin ? Belki de beni çoktan gitti bilmektesin belki de başka yüreğin terini silmekte görmektesin. Beni nerde kimin huzurunda el pençe divan durmuş düşünsen de ben aynı yerdeyim. Suskunum ya, içindekileri okur gibiyim… (more…)

Hayatın Ucundan Tutarsan Bırakma

Salı, 17 Haziran 2008

Birbirlerini severek evlenmişlerdi. Altı yıllık birliktelikleri evlilikle noktalanmıştı. Yedi yıldır da evliydiler,
iki yaşındaki küçük Ceren leri ile mutluydular… Aslında kadın mutluluk rolü oynuyordu. Yaşadığı hayat onu boğuyordu, sanki içinde saatli bir bomba vardı , bir patlasa herkesi yakacaktı. Mutsuzdu ama nedenini bir türlü bilemiyordu. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre çalışmış ama kocasının farklı yerlere çıkan tayinleri yüzünden bir türlü sürekli bir işi olamamıştı.  Mimardı ama 3 yıldır evde oturuyordu, evde geçen her boş gününü hayatından koparılmış boş bir sayfa olarak görüyor ve hiç bir şey onu mutlu edemiyordu.. Kocası derseniz bir dediğini iki etmiyordu, hayattan isteyebileceği her şey onunken, mutlu olması için gerekli her şeye sahipken o mutsuzdu.. (more…)

Dört Duvar, İki Gün ve Sen

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. (more…)

Hayal-et

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Yaralarım var!
Benliğimde açılmış, kanayan yaralar..
Gönlümde kırıklıklar..
Öyle ki adim atmaya çekiniyor insan, olur da kırıklardan birisi beni de keser diye.
Bedenim bitkin.
Ruhum yorgun..
Aklim bin bir düşüncenin kendi kösesinden avazı çıktığı kadar bağırdığı bir pazar yeri sanki.
Öyle çaresizim ki!
Derdime takacak bir ad bile bulamıyorum. (more…)

En Kötü Yemek

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Mutfağımın soğuk mermeri üzerine yeni pişirdiğim sıcak yemeği koyarken aklıma geldi de hayatımızda ne kadar çok çeşit yemek var.Mezelerden tutun tatlılara,sebzelerden tutun çorbalara.. binlerce çeşit yemek; kültürler farklı tarifler farklı.Ama binbir çeşit isimde bile aynı yemekleri öğrendik. Bazen en güzel yemekleri yapabilmek için takvim sayfalarının arkasına,gazete köşelerine baktık.Bazen de yıllarca ” yemek tariflerim ” diye not ettiğimiz defterleri paylaştık birbirlerimizle… (more…)

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Pazar, 15 Haziran 2008

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir
ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur…
Aşkta yarın yoktur sevgili.
Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. (more…)

41 sorgu. 2.917 Saniyede Olustu.