‘insanlar’ olarak etiketlenmiş yazılar

Teşekküler

Perşembe, 10 Temmuz 2008

O kadar iyi ve naziksin ki,insanlar kendi kalblerinden geçenlerin doğruluğunu tartışmamak için senden hoşlanmıyorlar,aslında o kadar basit ve yapıcı düşünüyosun ki, bu senin tüm hayat tarzına yansımış,ne bileyim, bitmek tükenmek bilmeyen bi enerji ve hep devam etmesi için bu döngünün ,bulunması ,cevablanması gereken doğrular,amaçlar,sebebler… yada aslında zaten hep orda olup,keşmekeş içinde bunu farketmeyen insanlara inat böyle sapasağlam durabilmek
(more…)

Suri ve İseyra

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Yine yağmur kahretsin.. Yetmiyor sanki gözlerimin ıslanması dünyaya. Bedenimi istiyor avucunda boğmak için… Daha fazla tıkılıp kalamam dört duvar arasında… Çıkmalıyım, yağmurla yüzleşmeli hayatla dalaşmalı… Çünkü biliyorum bir yerlerde bekliyor olmalı. Beklesem mi acaba birkaç yüzyıl daha, ya da bilmem ki bir şahinin gözlerini kiralayıp birkaç asırlığına izlesem mi? ve o arasa benim yerime beni… Bulutların üstünde ıslanmadan da birkaç asır geçirebilir ve saklanılabilirim senden…Yine saçmalıyorum.. Bu yağmur benim asabımı bozuyor düşünemiyorum Şuralar da bir yağmurluğum olacaktı ama? Ah.. Şimdi aklıma geldi, umutsuzca döndüğüm son yağmur da ıslatmıştım onu ve bahçede kuruması için bir dala bırakmıştım. Pencereden görebiliyorum. (more…)

Yaprağın Kaderi Düşmektir

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Bir bankın üzerindeyim. Hiç olmadığım bir şehirde… Bulunmadığım, görmediğim manzaranın büyüsüne kapılmışım yine hayaller benle. Onlar beni hiç terk etmediler hemde hiç. Dalmışım martıların sesine rüzgârın uğultusuna kapılmışım, denizin derinliklerinde balık oluyorum bazen özgürlüğün dibine vuruyorum. Görmediğim denizin görmediğim zemininde yüzüyorum En dipteyim şimdi vurgun yiyiyorum Vücudum kanıyor. Suyun tüm temizliğin duruluğunu bozuyorum akan kanla, oluk oluk kan kirletiyor denizimi yine ben yapıyorum En yakın sensin derler ya, en yakın ruh sensin, en yakın limansın gemilere… Hala bankın üzerindeyim. Hava çok soğudu, üşüdüğümü hissediyorum. Bulunmadığım şehrin bulunmadığım rüzgârıyla… Tek tek geçiyor insanlar, daha yeni fark ediyorum bazı şeyleri. Telaşlı tüm yollar, tüm kaldırımlar biraz onlara dalıyorum. Yine hayallerime dalmışım. (more…)

Son Beş Dakika (Bu Kez Anladım)

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Gecenin zifiri karanlığınd hiçbirşey bulamıyorum. Gündüzün göz alıcı aydınlığındada hiçbirşey bulamıyorum Zevk alacak şey yok artık. Eskiden bayılarak bikaçkere dinlediğim şarkıyı şimdi hiç dinlemez oldum. Eskiden beğendiğim siyah tşörtümü giymez hatta elime almaz oldum. Eskiden konuşmaktan zevk aldığım insanlar artık benle konuşmuyor bende onlarla. Eski dostlarım yok artık. Eskiden sabahın en erken saatlerinde gittiğim bir okulum ve şakalaşacağım bir okulum yok. Sıkılacağım bir ders kalmadı son 5 dk diye hocaları kandıramıyacağım artık. Eskiden koşarak gittiğim o yollar yok artık. Eskiden oynadığım lastik top; eskiden eskiden eskiden. Eskiden bir ben kaldım bir benim eski düşüncelerim. Aslında benden de bir şey kalamadı çünkü büyük bir enkaz altındayım bende altından kurtularak zor çıkmıştı düşüncelerim. Bu kez anladım kuru dallardan yapma bir köprüden geçiyorum. (more…)

Yine Gece Yine Gündüz

Pazar, 29 Haziran 2008

Saati tam olarak kestiremiyorum yorgunum ve bitkin kendimden bezmiş gece bitmiş gibi gündüz daha tam yüzünü göstermemiş yatağımda uzanıyorum istemiyorum aslında yavaştan kalkıyorum yürüyecek pek halim yok pencerenin önüne gelip bi kürsü çekiyorum ouruyorum orada perdeden siyah bir tılsım aydınlanıyorr geceden kalma bir yıldız var bana bakıyor bende ona saati belirleyemiyorum pekte önemi yok diye düşünüyorum zamanı takmak çok saçma çünkü o seni ne bekler ne seni takar sürekli yol alır sen yol alsanda almasanda o seni hiç beğenmez seni sewmez arkasına bakmaz hep döner tüm saatler dakikalr saniyeler sonra bilmiyorum işte onlar birbirini kovalıya dursun bende böle otura durayım. (more…)

Öylesine Bir Mektup

Pazar, 29 Haziran 2008

Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız. Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de…Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mi asırlarca? Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep ayni heyecanla açar mi? Dedim ye, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim su günlerde. Belki de en basta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine… Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım Yanlış yaptım. Sana ulasan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acili duvarları gibiyim. (more…)

Etkilemek İçin Etkilendik

Cuma, 27 Haziran 2008

“vayy bee” dedim geçenlerde “amma da çok değiştirmiş teknoloji bizleri” Eskiden meyve kokulu defterlere hatıralar yazardık yıl sonlarında, oysa şimdi kimsenin umurunda bile değil.O hep klasikleşmiş sözler olsa da (örneğin; bana, bu kalbin kadar temiz sayfayı ayırdığın için çok teşekkür ederim) yine de özlüyor insan o yazıları.. Annemle babam sık sık anlatır; eskilerden okulun yıl sonu günü herkes birbirinden ev adreslerini alırmış, okuldan çıktıktan sonra mektuplaşalım,birbirimizi kaybetmeyelim diye.. Sonra zamanla beraber teknolojide ilerledi ve telefon daha yaygın hale geldi -ki on yaşında ki çocukların ellerinde bile bir cep telefonu var - telefonun yaygınlaşmasıyla da bu kez arkadaşlar, mezun olmadan önce telefon numaralarını almaya başladı birbirlerinden. (more…)

Kekeleyen Bir Aşk

Pazar, 22 Haziran 2008

Kekeleyen bir yaşamın hecesinden geliyorum sana,
Sesimdeki karıncalanmayı gövdemin nemiyle silerek…
Ve…Dünyayı tek bir renge boyamaktanda yorgun.
Derin ve dar bir yataktır geldiğim yer.
Kime biraz gülümsediysem, garip bir önlem
duygusuyla biryerlere gecikiyormuş gibi telaşlı arkasını dönüp gitti…

“KORKUNUN ve SEVGİSİZLİĞİN CUMHURİYETİNDE
AŞKIN KIRICI MEVSİMİYDİ YAŞADIĞIM”

(more…)

Bu Kadar Sevebilirmisin

Pazar, 22 Haziran 2008

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra… Okullarını bitirince hemen evlendiler. (more…)

39 sorgu. 4.894 Saniyede Olustu.