‘istemiyorum’ olarak etiketlenmiş yazılar

Serozdan Egusoya Mektup(lar) - İstanbul

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

- Merhaba, pardon saatiniz kaç acaba?

- 7 ye çeyrek var.

- Teşekkür ederim.

Uzun bir yoldan gelmişti genç adam buluşma yerine.
Omuzlarında ayrılığın yükü vardı. Bu son görüşmeydi biliyordu.
Daha güneş doğmamışken kadıköy iskelesindeydi. (more…)

Yaprağın Kaderi Düşmektir

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Bir bankın üzerindeyim. Hiç olmadığım bir şehirde… Bulunmadığım, görmediğim manzaranın büyüsüne kapılmışım yine hayaller benle. Onlar beni hiç terk etmediler hemde hiç. Dalmışım martıların sesine rüzgârın uğultusuna kapılmışım, denizin derinliklerinde balık oluyorum bazen özgürlüğün dibine vuruyorum. Görmediğim denizin görmediğim zemininde yüzüyorum En dipteyim şimdi vurgun yiyiyorum Vücudum kanıyor. Suyun tüm temizliğin duruluğunu bozuyorum akan kanla, oluk oluk kan kirletiyor denizimi yine ben yapıyorum En yakın sensin derler ya, en yakın ruh sensin, en yakın limansın gemilere… Hala bankın üzerindeyim. Hava çok soğudu, üşüdüğümü hissediyorum. Bulunmadığım şehrin bulunmadığım rüzgârıyla… Tek tek geçiyor insanlar, daha yeni fark ediyorum bazı şeyleri. Telaşlı tüm yollar, tüm kaldırımlar biraz onlara dalıyorum. Yine hayallerime dalmışım. (more…)

Yine Gece Yine Gündüz

Pazar, 29 Haziran 2008

Saati tam olarak kestiremiyorum yorgunum ve bitkin kendimden bezmiş gece bitmiş gibi gündüz daha tam yüzünü göstermemiş yatağımda uzanıyorum istemiyorum aslında yavaştan kalkıyorum yürüyecek pek halim yok pencerenin önüne gelip bi kürsü çekiyorum ouruyorum orada perdeden siyah bir tılsım aydınlanıyorr geceden kalma bir yıldız var bana bakıyor bende ona saati belirleyemiyorum pekte önemi yok diye düşünüyorum zamanı takmak çok saçma çünkü o seni ne bekler ne seni takar sürekli yol alır sen yol alsanda almasanda o seni hiç beğenmez seni sewmez arkasına bakmaz hep döner tüm saatler dakikalr saniyeler sonra bilmiyorum işte onlar birbirini kovalıya dursun bende böle otura durayım. (more…)

Enkaz Yığınları Altında

Pazar, 29 Haziran 2008

Beni yalnız bırakın. Kimseyi görmek,işitmek istemiyorum. Yapılacak ne kadar iş, gidilecek ne kadar yer varsa; tüm randevuları ortadan kaldırıyorum. Kendimle yalnız kalmak istiyorum. Beni,benden başkasının anlayamayacağı kendimle… Bir iç hesaplaşma bu. Bir muhakeme, bir iç çekişme. Bulunduğum yer, edindiğim konumdan hayata yeniden başlamak istiyorum. O yüzden beni yalnız bırakın. Bana;akıl, nasihat, öğüt vb. söylemlerde bulunmaya da kalkmayın. En büyük saygısızlığı yaparım size karşı. Onu başkasıyla gördüm. Sakın dokunmayın bana. Dost şefkati ile uzanan eliniz; içimdeki yanan ateşi körükleyecektir. Kapanmayan yaramı deşecektir. Bu yüzden, sakın dokunmayın. Delicesine, uğrunda ölürcesine sevdiğiniz bir insanı başkasının kollarında görmek, size nasıl bir acı yaşatır. Tahmin edin? (more…)