‘Kalk’ olarak etiketlenmiş yazılar

Çocuk Olasım Var

Salı, 02 Eylül 2008

Saatlerce uyumamak.Hem de sabaha kadar. Güzel bir duygu. Ötesinde biraz da yorucu. Şimdi saain 07:00 olmasını bekle sonra dışarı çık,gazete al ve haberler… Kim bilir yine nerl var gündem de.. Sonra sabah 10:00 gibi uyu.Akşam kalk işinin başına geç. Sonra sabahla ve yine gazete ve gündem. Günler devamlı böyle geçer mi bilmem ama dur deme vakti belki de geldi. Aslında memnun olmasına memnunum da bunların tek müsebbibi yine benim. İnsan bir şeylerin peşinde hayat boyu. Son günlerde bunu daha iyi gözlemliyebiliyorum. Bugün ilk defa İzmirime yağmur yağdı. Özlenilen duygulardan da bir tanesiydi tabii. Bir çok malzeme çıkar ya uağmurdan, bende çıkardım ve meyvesini de aldım. Saat kaç oldu hala şimşekler çakıyor gökyüzünde. Kimileri gelip,gök gürültüsünden korkuyorum.Uyuyamadım dese de hak vereceksin. Erkek değil hiçbiri. Narin, ince, kırılgan, kaprisli ve çocuk… (more…)

Yaprağın Kaderi Düşmektir

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Bir bankın üzerindeyim. Hiç olmadığım bir şehirde… Bulunmadığım, görmediğim manzaranın büyüsüne kapılmışım yine hayaller benle. Onlar beni hiç terk etmediler hemde hiç. Dalmışım martıların sesine rüzgârın uğultusuna kapılmışım, denizin derinliklerinde balık oluyorum bazen özgürlüğün dibine vuruyorum. Görmediğim denizin görmediğim zemininde yüzüyorum En dipteyim şimdi vurgun yiyiyorum Vücudum kanıyor. Suyun tüm temizliğin duruluğunu bozuyorum akan kanla, oluk oluk kan kirletiyor denizimi yine ben yapıyorum En yakın sensin derler ya, en yakın ruh sensin, en yakın limansın gemilere… Hala bankın üzerindeyim. Hava çok soğudu, üşüdüğümü hissediyorum. Bulunmadığım şehrin bulunmadığım rüzgârıyla… Tek tek geçiyor insanlar, daha yeni fark ediyorum bazı şeyleri. Telaşlı tüm yollar, tüm kaldırımlar biraz onlara dalıyorum. Yine hayallerime dalmışım. (more…)

Hayatın Ucundan Tutarsan Bırakma

Salı, 17 Haziran 2008

Birbirlerini severek evlenmişlerdi. Altı yıllık birliktelikleri evlilikle noktalanmıştı. Yedi yıldır da evliydiler,
iki yaşındaki küçük Ceren leri ile mutluydular… Aslında kadın mutluluk rolü oynuyordu. Yaşadığı hayat onu boğuyordu, sanki içinde saatli bir bomba vardı , bir patlasa herkesi yakacaktı. Mutsuzdu ama nedenini bir türlü bilemiyordu. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre çalışmış ama kocasının farklı yerlere çıkan tayinleri yüzünden bir türlü sürekli bir işi olamamıştı.  Mimardı ama 3 yıldır evde oturuyordu, evde geçen her boş gününü hayatından koparılmış boş bir sayfa olarak görüyor ve hiç bir şey onu mutlu edemiyordu.. Kocası derseniz bir dediğini iki etmiyordu, hayattan isteyebileceği her şey onunken, mutlu olması için gerekli her şeye sahipken o mutsuzdu.. (more…)

Dört Duvar, İki Gün ve Sen

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. (more…)

Sessiz Gemi - The Silent Cruiser

Cuma, 13 Haziran 2008

Sessiz Gemi
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! (more…)

Yıllar Sonra Bir Gün

Cuma, 13 Haziran 2008

Yıllar Sonra Bir Gün
Huzur evinin kapısından hızlı adımlarla giren ve halinden 60-70 yaşlarında olduğu anlaşılan kadın, girişteki danışmadan bir şeyler sorar.
Danışma memuruyla aralarında geçen ve kısa süren konuşmadan sonra aradığı şeye bir an önce kavuşma heyecanıyla olsa gerek daha bir hızlı adımlarla merdivenlere yönelir.
Kapı numaralarına bakarak ilerlemektedir koridorda. (more…)

Geri Gel Türkçe

Çarşamba, 11 Haziran 2008

( kendi dilimiz; ana dilimiz.. yani doğar doğmaz hayatımıza giren [ ilk ] dilimiz: Türkçe )

Biz emeklerken O da bizimle beraber dizlerinin üzerinde yürüyordu. Sonra biz yürümeye başladık O, ayağa kalkmaya ve biz bugün olanca hızımızla yaşamın son noktasına doğru koşuyoruz..ya Türkçe? O nerde?
Evet! Artık bizim için O, çok gerilerde.. Bizim nefessiz ” dil yarışına ” koştuğumuz yollarda O nefes larak her zaman bir daha,bir daha dinlenmek zorunda kaldı.Birkaç vefalı dost O’nu ellerinden tutup doğrulttu, yeniden cesaretini topladı ve daha hızlı yürümeye başladı bu kez bizlere yetişebilmek için.. (more…)

Sessiz Gemi’de Üç Yolcu

Salı, 10 Haziran 2008

Yahya kemal, Nihat Sami Banarlı ile “Sessiz Gemi” şiiri üzerine yaptıkları bir görüşmede bu geminin bir tabut olmadığını anlatmıştı. Bir tabut değildi bu gemi ama hiç yolcusu yokmuş gibi yol alıyordu. Aslında geminin bu yolculuğuna başından sonuna şahitlik etmiş üç yolcusu, kalkışta farkedilmiş olmasalar da anlattıklarıyla hem rıhtımda kalanların gözünden hem de yolcusu oldukları geminin güvertesinden bugüne ışık tutmaktadırlar. Günlerce siyah ufka bakanların nemli gözleri biraz olsun dinlenmeyi hak etmiştir artık.
(more…)

Hayal

Salı, 03 Haziran 2008

‘’O yok ama Hayal var…’’
Sabah öpülerek uyandırılıyorum.Öyle bir öpüş ki sıcaklığıyla içimi titretiyor.Kalkıp elimi yüzümü yıkıyorum. Odama geldiğimde ‘Günaydın Güzellik’ diyor Hayal bana…  Üzerimi değiştirip okula gidiyorum.Bütün gün Hayal’in özlemiyle geçiyor.Derslerden hiçbir şey anlamıyorum.Bedenim sınıfta aklım Hayal’de…Onu seviyorum…  Okul bitiyor.Otobüs durağına yürürken bir anda karşıma hayal çıkıyor.Elinde bir buket çiçek,gözleri gözlerimde…Öyle bir sarılıyor ki bana…Yerkürede sonsuz şiddette bir deprem oluyor.Aşkımız yeri göğü inletiyor…  Birlikte sahile gidiyoruz.Banklara oturup usulca denizi seyrediyoruz.Hiç konuşmuyoruz.Konuşmamak çok şey anlatıyor ikimize de. (more…)

39 sorgu. 2.812 Saniyede Olustu.