‘kça’ olarak etiketlenmiş yazılar

Her Bahar

Cuma, 22 Ağustos 2008

Pas tutmuş merdiven demirleri, gecenin karanlığında kendini hissettirmek adına ellerimizi kirlenmiş bir sarıya boyuyor,gelecekte de varlığını sürdürecekmiş izlenimiyle aydınlığa kavuşmayı beklercesine, tenimize işliyordu .Yarım kalmış basamakları çıktıkça, eski harabe evlerdeki gibi , kırılmaya hazır merdiven tahtalarının, adımlarla buluştuğu an, çıkan ses,etin bıçakla kesilmesi anında işitilen gıcırdamalara benzer bir üslupla geliyordu kulağıma.Ve bir köşeye çekilip, usulca ağlayan bir kız çocuğunun sesi gibi , koridorun boşluğuna sesleniyordu sessizlik şarkısı. Uzun bir soluğu andırıyordu rüzgârın çıkardığı ufak esintilerin birleşmesi. Hüzün ile ağlamayı kucaklaştıran çıtırtılar ve rüzgârın sevişmesi hiç bu kadar göz önünde yaşanmamıştı. İzledikçe acı çeken ruhlarımız, bedenden çıkmak için çığlıklar atıyor ve bir daha yaşanmaması için bu acıyı karanlığa sürüklüyordu, çıldırmış bir gövdenin acımsı haliyle. (more…)

Kenar Süsü

Pazar, 20 Temmuz 2008

Seni gösterdi saat, sustum.
Konuşmamla siniri bozan ben bu kez sustum.Sana sustum.
Sonra seni anlamaya çalıştım. Yaptıklarını, kurduğun cümleleri.
Ardı sıra kaprislerini. Anlamaya çalıştıkça boğuldum.
Nerden gelmiştin sen. Nereden çıkmıştın bu bahtı kara ömrümün son yıldızı gibi.
Ve hangi süslü cümle seni terk etti benden. Kime aldandın söyle. Kim çeldi aklını.

Neydi bende bulamadığın. Ne istedin de vermedim sana. Şimdi sen yaban kollarda, bensizliğine ağla.
(more…)


35 sorgu. 0.263 Saniyede Olustu.