‘kendi’ olarak etiketlenmiş yazılar

Vesaire Vesaire…

Çarşamba, 03 Eylül 2008

Hayat dediğin nedir ki ; vesaire vesaire…

Tunç Başaran sıradan bir hikayeyi bile izlenir hale getirmeyi başarmış.
Türk Sinemasının 2. kuşak yönetmenlerinden olan Tunç Başaran, komedi ve trajediyi kendi kabında harmanlayarak, elinde bulunan sıradan senaryoyu abartısız, olduğu gibi çekerek filmi izlenir hale getirmeyi başarmış. Bu sıradan senaryoyu Tunç Başaran değil de, başka bir yönetmen filmleştirseydi bu yazıyı yazacağımdan açıkçası pek emin olamazdım…
(more…)

Birileri Bize Çok Acı Getirdiler

Cuma, 01 Ağustos 2008

Yaşadıklarımız hangisi yanımızda,
Nerelerdeyiz kendimi hiç kimseyi bulamıyorum.
Ya lanet gecenin içindeyim ya yüzü temiz görünen gündüzün içindeyim,
Kendini okadar saklamış ki güneş,güneş ışınları gözümü alıyor…..
İnsanlar hangi kuytudan bana gülüyor hani neredesiniz?
Hepinizi tanıyorum biliyorum,geçmişi geleceği….
Hiç saklanmayın tertemiz güneşime,o kadar siyahsınz ki ondan daha parlaksınız şimdi.
Bakmıyorum,görmüyorum bunu yapmak istemiyorum….
Çekilin diyorum
Gecelerden korkar oldum şimdi güneş batınca siz dahada belirginleşiyorsunuz çünkü
Saf geceden korkar oldum….. (more…)

Yol Arkadaşım Nerdesin..? Ben Sana Küsüm Aslında

Cuma, 25 Temmuz 2008

Bazen tek bir cümle…..her şeyi anlamaya yetiyor.Yeni bir düşüncenin aslında hep beynimizde olan tonlarca kelimenin dışa vurumu bazen ne kadar kolay oluyor.Aniden radyoyu açarsınız evet en sevdiğiniz parçadır orda çalan.Ama bugüne kadar hiç böyle olmamışsınızdır.Hiç bu duygularla kalmadınız. Beklenmedik şeyler hep beklenmedik zamanlarda gelir…bu yüzden her an bir şey olacakmış gibiyim. Elime aldığım bir kitabın sadece tek bir kelimesiyle bazen uzunca yazılar yazabiliyorum. Hiç beğenmediğim bir müzikte oturup gözlerim kuruyuncaya kadar ağlayabiliyorum, hiç bakmadığım duvarda ki tabloya saatlerce dalabiliyorum. İnsan bazen kendini bile tanımlayamıyor… içindeki acıyı bilemiyor adlandıramıyor. İçinde bazen o kadar şiddetli şeyler oluyor ki….kavga mı,savaş mı bilemiyor insan. (more…)

İsimle Ateş Arasında

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Adı koyulmamış hiçbir şeyin gerçek anlamda var olduğuna ikna olamayan bir kalbin sahibiydim ben. Hayata kelimelerle hükmeden biriydim ben.Var olanla yok olan arasında fark bir isim. Onunla başlayan hayatımı, onun ismini bilmekle başlamak istedim.

Varlığına dair, nefti gölgeli bir tütsü-buhur dükkanında, bana gösterdiklerinin dışında, hiçbir bilgiye sahip değilken sevmiştim onu. Başka bir şeyi değil, ateşe düşeceği ana kadar hiçbir şeyi merak etmeyerek sevmeyi bilen kalbimin bütün sükûnetiyle sadece onun ismini merak ettim ben.

Gülün önce ilahi muhayyilede adının koyulduğunu, manasının sonradan yaratıldığını, bu dünyadaki suretinin ise en sonra geldiğini kavradığında imanı tamamlanan biriydim ben. Bunun başka yolunun olmadığını aklıma ancak böyle kabul ettirebilmiştim ben .Kolay olmamıştı ama yolculuğun suretten manaya doğru olduğunu öğrenmiştim ben. (more…)

Keşke İnsanlar Bu Kadar Etobur Olmasaydı

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Biyoloji şöyle der;canlılar olarak insanlar, hayvanlar ve bitkiler. Tam olarak öyle dediğinide hatırlamıyorum ama öyle kabul edersek de yanlış olmaz sanırım.Bitkiler zaten zararsız canlılar hiç sesleri çıkmaz bu yüzden çok severim.Hayvanlar onlar gibi değildirler biraz daha dikkatli olmamız gerek şu sıralar. Çünkü şu sıralar neredeyse insanlardan sonra en ölümcül ve sinsi o gruptan geliyor. Normal olarakta onlarda kendi aralarında ikiye hatta üçe ayrılıyorlar; etobur, otobor ve hem etobur hem otobor olanlar.Kendi ihtiyaçlarına göre yiyecek ararlar. Hayat zaten hep böyledir zaten bir ekosistem içindeyiz hepimiz.Ama üreticimiyiz,tüketicimiyiz bilinmez. Ve en en en enlerin en üstünde yatanlar insanlar… Ne sinsi ve hepsi etebordur. Tüm insanlar etoburdur hiçbiri ottan hoşlanmaz. (more…)

Teşekküler

Perşembe, 10 Temmuz 2008

O kadar iyi ve naziksin ki,insanlar kendi kalblerinden geçenlerin doğruluğunu tartışmamak için senden hoşlanmıyorlar,aslında o kadar basit ve yapıcı düşünüyosun ki, bu senin tüm hayat tarzına yansımış,ne bileyim, bitmek tükenmek bilmeyen bi enerji ve hep devam etmesi için bu döngünün ,bulunması ,cevablanması gereken doğrular,amaçlar,sebebler… yada aslında zaten hep orda olup,keşmekeş içinde bunu farketmeyen insanlara inat böyle sapasağlam durabilmek
(more…)

Ben…mişim ?

Çarşamba, 09 Temmuz 2008

Başkasına bakarken kendimi görmezmişim ,
Yoldan çıkmış onla gitmişim.
Kendimi kaybetmişim ama ortada buluşmuşuz,
Sonra tek darbeyi de ondan yiyip vurulmuşum.

Ben kimse değilmişim büyümeden yemek yemişim,
Fark etmeden susmuşum anlayamaz öküze benzermişim.
Bit yere varamaz hep aynı noktada düşermişim.
(more…)

Cam Şato

Salı, 08 Temmuz 2008

İlişkiler, camdan yapılmış şato gibidirler. Tamamlandığında alabildiğine ihtişamlı, tek darbeyle tuzla buz edilebilecek kadar hassas, yıkıldığında kırıklarını mesafelerce öteye fırlatabilecek kadar kuvvetli, dokunanı kanatacak kadar keskin ve tehlikelidir.

İnşa etmek sabırlı ustaların narin ellerinin işidir.

Dahası… her parçayı bulup yapıştırsan bile bir daha eskisi gibi gösterişli, saydam ve sağlam olmayacaktır.

Onun için şatonun içinde hareket ederken dikkatli olmalı!
Onun için sevgiliyi dış darbelere karşı zamanında korumalı!

İlişkiler biraz da mal-mülk sevdası gibidir. Herkes kendi şatosunun bakımıyla ilgilense ve yetinse ne kavgalara gerek var, ne yıkımlara..

Devrik Cümle

Salı, 08 Temmuz 2008

Adı konamayan suskunluların sevinç bozma sahnesine dönmesiydi yalnızlık, hiçbir şey bilmediğini bilmek, bilmediğine fütursuzca yürümek bilge susmuydu, arkası revan günlerin kanrevan boşluğunda boğazıma doladım kinimi… Aşk yalnız yaratılmamıştı cana, karaya çalan düşlerin hüzün sıtması onda hep vardı… Zihnime ilişen biçarelikten sıyrılamadım İleyha, kapımı kapadığım acının, boşluğunda içime ve sahipliği yapacağını hesaba katamadım…

Aklıma sus, dilime pas, kaleme yas… Terk etmek yiğitliği korkaklığa salmaktı, şimdi hangimiz en cesurun en korkağıyız İleyha

(more…)

44 sorgu. 2.827 Saniyede Olustu.