‘kurdu’ olarak etiketlenmiş yazılar

Remember - Sen Yaşat Beni - Christina Georgina Rossetti

Pazartesi, 21 Temmuz 2008

Remember

Remember me when I am gone away,
Gone far away into the silent land;
When you can no more hold me by the hand,
Nor I half turn to go yet turning stay.
Remember me when no more day by day
You tell me of our future that you plann’d:
Only remember me; you understand
It will be late to counsel then or pray.
Yet if you should forget me for a while
And afterwards remember, do not grieve:
For if the darkness and corruption leave
A vestige of the thoughts that once I had,
Better by far you should forget and smile
Than that you should remember and be sad.

Christina Rossetti (1830-1894)

(more…)

Kenar Süsü

Pazar, 20 Temmuz 2008

Seni gösterdi saat, sustum.
Konuşmamla siniri bozan ben bu kez sustum.Sana sustum.
Sonra seni anlamaya çalıştım. Yaptıklarını, kurduğun cümleleri.
Ardı sıra kaprislerini. Anlamaya çalıştıkça boğuldum.
Nerden gelmiştin sen. Nereden çıkmıştın bu bahtı kara ömrümün son yıldızı gibi.
Ve hangi süslü cümle seni terk etti benden. Kime aldandın söyle. Kim çeldi aklını.

Neydi bende bulamadığın. Ne istedin de vermedim sana. Şimdi sen yaban kollarda, bensizliğine ağla.
(more…)

Devrik Cümle

Salı, 08 Temmuz 2008

Adı konamayan suskunluların sevinç bozma sahnesine dönmesiydi yalnızlık, hiçbir şey bilmediğini bilmek, bilmediğine fütursuzca yürümek bilge susmuydu, arkası revan günlerin kanrevan boşluğunda boğazıma doladım kinimi… Aşk yalnız yaratılmamıştı cana, karaya çalan düşlerin hüzün sıtması onda hep vardı… Zihnime ilişen biçarelikten sıyrılamadım İleyha, kapımı kapadığım acının, boşluğunda içime ve sahipliği yapacağını hesaba katamadım…

Aklıma sus, dilime pas, kaleme yas… Terk etmek yiğitliği korkaklığa salmaktı, şimdi hangimiz en cesurun en korkağıyız İleyha

(more…)

Song Ağıt - Christina Georgina Rossetti - Çeviri Şiir

Pazartesi, 07 Temmuz 2008

Christina Georgina Rossetti
Ellen Alleyne-Pseydonym
(1830 – 1894)
Londra

Ailece sanatçılar. Babası Gabriele Rossetti de bir şairdi, üç kardeşi de. Kardeşlerinden Dante Gabriel Rossetti, şair olmasına rağmen ressamlığı ile ün yapmıştır. Kardeşi William Michael’in kurduğu Ön-Rafuelci akımın bir üyesi olan Rossetti, 19.yy Victoria dönemi İngiliz kadın şairlerin en önemlilerinden biridir. 12 yaşından sonra yazmaya başladı ve şiirleri, umutsuz aşk ve ölüm konularla örüldü. “After Death(Öldükten Sonra)” adlı şiirinde bir yatağa uzanıp yüzüne bir şal kapattıktan sonra gömülmeden önceki hallleri anlatmıştır.
(more…)

Dört Duvar, İki Gün ve Sen

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. (more…)

Saraydaki Halk Tiyatrosu

Çarşamba, 11 Haziran 2008

HALK TİYATROSU
Halk tiyatrosu kavramı ülkemizde üzerinde çok tartışılmış olan kavramlardan biridir. Bu tartışmalarda ortaya konan düşünceler pek çok bakımdan farklı olmalarına rağmen, aralarında bazı ortak noktalar bulunduğu da gözlenmektedir. Bu tartışmalarda öncelikle üzerinde durulan konu, halk tiyatrosunun seyircisi sorunudur. Bir görüşe göre halk tiyatrosunu, “seyircisi halk olan tiyatro” şeklinde tanımlamak gerekir. Ancak bu noktada bir tartışma ortaya çıkmaktadır: Halk kimdir? Halkın belirli bir sınıf olmadığı üzerinde hemen herkes hemfikirdir. Ancak, hangi sınıfların halk sayılabileceği konusunda tartışmalar vardır. Bir görüşe göre halkı, “emekçi sınıflar” şeklinde tanımlamak doğrudur. (more…)

Annemle Aramızdaki Bağ

Cuma, 06 Haziran 2008

Annemle aramızda, hiç konuşmadan sessizce kurduğumuz bir iletişim bağı vardır.
Bundan on dört yıl önce, annemden… en iyi arkadaşımdan… en yakın dostumda 800 mil uzakta, Indiana, Evansville’de yaşıyordum.
Bir sabah, sessiz sessiz düşünürken, birdenbire annemi arayıp, nasıl olduğunu sormam gerektiği duygusuna kapıldım. Önce biraz tereddüt ettim.
Annem dördüncü sınıf öğretmeni olduğu için, sabahın 5:15’inde onu aramak, onun günlük programını aksatabilir ve onu derse geç bırakabilirdi. Ama içimden bir ses annemi hemen aramamı söyledi. Annemle üç dakika kadar konuştuk ve bana iyi olduğunu söyledi.

Aynı gün daha sonraki saatlerde telefonum çaldı. Annemdi, bana sabahki telefonumun hayatını kurtardığını söyledi. Annemin işe gittiği yolda çok büyük, zincirleme bir kaza olmuş ve eğer annemi üç dakika kadar daha geç arasaymışım, annemin de o kazada yaralanması ya da ölmesi kaçınılmaz olacakmış.

Bundan sekiz yıl önce, ilk çocuğuma hamile kaldığımı anladım. Bebek 15 Mart’ta dünyaya gelecekti. Doktora bu tarihin benim tahminimden çok erken olduğunu söyledim. Bebek benim tahminlerime göre 29 Mart ile 3 Nisan arasında doğacaktı, çünkü o süre annemin bahar tatiliydi ve bebek doğduğu zaman annemin yanımda olmasını istiyordum. Doktor gülümseyerek tahmini tarihin mart ayı ortası olduğu konusunda ısrar etti. Bense sadece gülümsedim. Reid 30 Mart’ta dünyaya geldi. Annem ise 21 Mart’ta yanıma geldi.

Altı yıl önce tekrar hamile kaldım. Doktor bebeğin mart ayı sonuna doğru doğacağını söyledi. Ben, bu kez daha önce doğacağını, - tahmin ettiğiniz gibi – annemin tatilinin bu kez mart ayı başına rastladığını iddia ettim. Doktorla birbirimize bakıp gülümsedik. Breanne Mart’ın 8’ınde dünyaya geldi.

Bundan iki buçuk yıl önce, annem kansere yakalandı. Zamanla tüm enerjisini, iştahını ve konuşma yeteneğini yitirdi. Annemle Kuzey Carolina’da hafta sonunda birlikte olduktan sonra, Ortabatı’ya dönmem gerekiyordu. Annemin yatağının yanında diz çöktüm, elini tuttum ve ona, “Anneciğim, tekrar gelmemi ister misin?” diye sordum. Başını evet anlamında sallarken, gözlerini araladı.
(more…)

Rüyhan Duralı - Sevgiliye Aşk

Çarşamba, 04 Haziran 2008

Her şeyin başlangıcı aşk.. Birine aşık oldu ve bu aşk onu yazar yaptı. Büyük bir aşkın meyvesi olarak 1977 baharında kırklareli’de doğdu. Kırklareli anadolu lisesine giderken gazetecilik mesleğine aşık oldu. Tıp okumaktansa, son dakika tercihi ile istanbul üniversitesi radyo televizyon bölümünü tercih etti. 17 yaşında geldiği istanbula aşık oldu. Dünyanın hemen hemen her şehrini görmesine rağmen, şehri istanbul’a hala aşık. 18 yaşında show tv spor servisinde iş hayatına başladı. İşine aşık oldu.spor muhabiri olarak görevine başladı. İki yıl sonra atv spor servisine geçti. İki yıl çalıştıktan sonra show tv’ye geri döndü. Maraton, televole, pazar keyfi programlarında muhabirlik yaptı. Çok insan tanıdı, dünyanın en güzel şehirlerini gezdi, iyi paralar kazandı. (more…)

Bırakın Işığınız Yayılsın

Pazar, 01 Haziran 2008

Uzaklarda küçük bir kasabada genç bir adam kendi işini kurdu – bu, iki caddenin köşesinde bir perakendeciydi. Adam dürüst ve dost canlısıydı, insanlar onu seviyorlardı. Ondan alışveriş yapıyor ve arkadaşlarına onu tavsiye ediyorlardı. Adam bir yıl içinde, bir dükkandan, Amerika’nın bir ucundan diğerine uzanan bir zincir yarattı.

Bir gün hastalanıp hastaneye kaldırıldı. Doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı. Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara bir görev verdi: “İçinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketin başına geçecek. Hanginizin bunu hakettiğine karar vermek için, her birinize birer dolar vereceğim. Şimdi gidip bu dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız, ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı.”

Çocuklar bu kadar başarılı bir şirketi yönetme fırsatı karşısında heyecana kapıldılar. Üçü de şehre gidip parasını harcadı. Akşam geri döndüklerinde babaları sordu: “Birinci çocuğum, bir dolarınla ne yaptın?

Çocuk cevap verdi: “Arkadaşımın çiftliğine gittim, bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım. Sonra odadan dışarı çıktı, saman balyalarını getirdi, açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yeri indi ve babanın söylediği gibi, odayı bir uçtan öbürüne kadar dolduramadı. (more…)

44 sorgu. 3.333 Saniyede Olustu.