‘kuyu’ olarak etiketlenmiş yazılar

La-L Çığlıkları

Pazartesi, 14 Temmuz 2008

Yürek yakardı bazı sabahlar
Güneşin doğuşu, içimde aydınlanır bir an parıltıyla kaptırdığım gözlerimi, nefti çekilirdi.
Ve zaman vardı, hızına yetişemediğim, geçmişi ve geleceğiyle
Ve yaşanmışlık vardır unutamamacasına
Bir çift gülen göz arardı bilirdim, bir gamzeye esir olacak kadar severdi
Kaçak bir sevda düşerdi yüreğime
Hayaller heyecanlar pervasızca yol alırdı
Önü ardı, sağı solu, olmayan bir hülya, bir rüya, dalıp düştüğüm kör kuyu adeta…
(more…)

Hayatın Yüz Rengi

Pazar, 29 Haziran 2008

Hayatın neresinden baksak boş değil mi sürekli bardağın neresiniden bakıyoruz diye düşünüyorum hayat bu kadar boş mu yoksa biz yanlış taraftan mı bakıyoruz anlamıyorum çünkü eğer ömür o bardaktan ibaretse nerden baktığımız çok önemli hemde çok eğer altan bakıyorsak dolu sayılabilir ama eğer üsten bakıyorsak o zamanda kesinlikle boş denebilir . Ben bunun insanın umudu ve kendisiyle olduğunu düşünenlerdenim insan nasıl isterse öle olur . Büyük bi savaşın içindeyiz aslında kimin yeneceği kimin cephanesi kuvvetli bilemiyoruz kimin nasıl bi rol içinde olduğunu kimin kaç farklı yüzü olduğunu ve en önemlisi kimin savaşta ne renk boya süreceği yüzünü boyamadan da bayamış gibi yapanlar beyz sürüp yeşilin rolünü çalanlar ahh hayat ne dönemeçli bir yol nede boş inanın bu çok daha derin kuyu gibi çeker insanı bu yüzden yaşa ve unut en güzeli.

Kekeleyen Bir Aşk

Pazar, 22 Haziran 2008

Kekeleyen bir yaşamın hecesinden geliyorum sana,
Sesimdeki karıncalanmayı gövdemin nemiyle silerek…
Ve…Dünyayı tek bir renge boyamaktanda yorgun.
Derin ve dar bir yataktır geldiğim yer.
Kime biraz gülümsediysem, garip bir önlem
duygusuyla biryerlere gecikiyormuş gibi telaşlı arkasını dönüp gitti…

“KORKUNUN ve SEVGİSİZLİĞİN CUMHURİYETİNDE
AŞKIN KIRICI MEVSİMİYDİ YAŞADIĞIM”

(more…)

Artık Bensin

Cuma, 23 Kasım 2007

Sen; sustuğum yersin! Kelimelerin tükendiği, cümlelerin infaz beşiğinde kırk sancıyla gidip geldiği, sesime sus değdiği bir nefessin. İçimi kırbaçlayan ses tellerimin kalbime takılmış çengellerisin. Şimdi hayatıma  yazılmış dipsiz hesaplar var yangın yerinin telaşı içime düşen, kaybolan, bulunamayan ve aranan ne varsa  içimde ama darmadağın…ellerimi değdiğim yer kırılıyor ve kanıyor. Bende sancıyan bir şeyler var, yakamı bırakmıyor. Sen durduğum yersin ! Ardına bakmaya bile cesareti olmayan, sessizlikte at koşturan; gitmeyen ve dönmeyen bir  adressin. Adımlarına esir düşmüş bir yolcuyum ben; kimsesiz bir yolun orta yerine zamansız terkedilmiş bir yolcu… geceye inat adımlar çoğaltan, önünde arş boyu yollar uzayan. Gitmenin önemini yitirdiği, dönmenin bir  yemin gibi tövbelendiği; iki satır arasına sıkışmış bir yolcuyum ben ! (more…)