‘misali’ olarak etiketlenmiş yazılar

Ben Yapamıyorum

Pazar, 19 Ekim 2008

Zaman içinde nasıl şekil alacak bilmiyorum ve nereye doğru gidecek hiç bilmiyorum ama ben seninde dediğin gibi asla sensiz bir hayat istemiyorum. Diyorsun bana ya ayrılmak zorunda kalırsak… Ne acı! düşünmem bile ben, bu benim sana olan sevgimi zedeler sadece, bu düşüncenin yüzeyini bilmem ama özünde ayrılık vardır… Bu akşam yol uzun, hava karanlık daha da koyusundan, en siyahın, gözlerinin… Ben kendimi adadığım bu paslı coğrafyada, paslanmış bir paspallıkta yol almaya çalışırken, ayağıma çamur yerine geçmişimin zincirlerini vurmam, karlı havalarda işe yarasın diye… Sanadır olan bütün yollarda engel diye gördüğüm bütün yalan aşkları aştım..! Lakin ben ne kadar ilerlemeye çalışırsam çalışayım her kurak iklimde, bir terslik oluyor işte… Bir çocuk misali bayramdan sayıyorum senle geçen her günü… Ceplerime ev ev dolaştığım umutları şeker misali diziyom. Her defasında yeni bir umut verdiğin için, geçmişe dair bütün anıları çürük dişlerimde ezdim… Çürüttüğüm dişler anısına, biraz utangaçlıkla gülebildiğim gözlerinde, yansımamı görünce benden ait bir parça görüyorum. Gördüğüm parçaları yap-boz misali evirdim, çevirdim ve her nasıl olduysa her defasında yüzüne erdirdim… Bir Anadolu çatlaklığında, kurak iklim çocuğuyum. Anadolu’nun ortasında, kaybolmaya yüz tutmuş bir kasaba misali yaşadım. Kaybolduğum aşklar, yitireceğim, kavuşamayacağım sevdaların tellalıymış, anlayamadım. Ben her defasında babamın bir yılbaşı günü aldığı arabayı hırsla sürttüm toprak bayırlara… (more…)

Pamuk Toprak

Cumartesi, 18 Ekim 2008

Zihnim gittikçe kararıyor…

Ne zaman güneş doğsa, beynim bir ayna misali bütün ışıkları reddediyor. Bir başkaları, benden ötesi güneşlenirken sere serpe, ben karanlık kalıyorum hep.

Günışığım, seni o kadar çok özledim ki…

Beynimde biryerlede sakladığım bir parıltı duruyor hala sana dair, gözlerinden arta kalan. Her daim ve ne zaman içime bir sancı otursa, senin adınla başlarım dualarıma, ve kapalı bir sandık içine hapsettiğim gözlerini, bir yıldız diye asarım gökyüzüne. Baktıkça doyamadığım parıltıların anısına, ve senin anına, çimenler üstündeki son gecemiz anısına, ve işte ayrılığımızın acısına adarım tüm gözyaşlarımı. Ben ağladıkça çimenler ıslanır… Ve soğuk bir kış gecesi, güneş kendini bulutların ardından gösteremezken, ama gece güne ermişken, çiğ tutarlar. Ama bilirim, her çiğ damlası bir gün erir ve çimenlere hayat verir. Ne kadar umutsuz olsamda ben, elbet bir gün bütün çimenler yeşerir… (more…)

Masal

Pazar, 20 Temmuz 2008

Şimdi gittin
en çok istediğindi gitmek
ama eksik bıraktın
beni satırlar arasına bıraktın ve öylece gittin
sana kullanılmamış bi yarını getirmek isterdim
kimsenin bilmediği şiirlere yazmalıydım ismini
kimsenin dinlemediği şarkılarım olmalıydı sana ait
kimselerde bilmedi seni
(more…)

Dokun Bana Serserim

Çarşamba, 18 Haziran 2008

“Şimdi söyleyeceklerimi yuttum ,
Yüreğim konuşsun harf harf…”

Ey dudaklarına sirayet etmiş son(ları)baharı silemediğim, Sen beni yüreğimin cümlelerini sıvamış dudaklarımı “ suskunluğa” teyemmüm etmekle suçlamaktasın ? Yoksa gözlerindeki hayat rengini yüreğimdeki ölümle süslenmekle mi itham etmektesin ? Belki de beni çoktan gitti bilmektesin belki de başka yüreğin terini silmekte görmektesin. Beni nerde kimin huzurunda el pençe divan durmuş düşünsen de ben aynı yerdeyim. Suskunum ya, içindekileri okur gibiyim… (more…)

Dört Duvar, İki Gün ve Sen

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. (more…)

36 sorgu. 2.945 Saniyede Olustu.