‘nun’ olarak etiketlenmiş yazılar

Orta Şekerli Düşler

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Önümdeki yol, sonuna kadar gitmediğim sürece,
bana geçmişin yansıttıkların dan fazlasını vaat etmeyecekti
Biliyordum.
Yine de bir umuttu beklide içimde ısrarla büyütmeye çalıştığım…
Bilmiyordum ne kahvenin yansımaları nede bir telvenin beni anlatabileceğini
Boş bir bakıştı sadece, biri çıkacaktı, işte sen buradasın telvelerin arasında ne kararmış ne aydınlanmış
Çelişkiler içinde olduğun yerde…
Bir şeyler arıyordum umutsuzca bir umut peşinde bir aydınlık görebilirdim belki
Görebilseydim inanabilir miydim? Bilmiyorum…
(more…)

Hayat Kötü Bir Şaka (İsterseniz Buradan Buyrun)

Pazartesi, 07 Temmuz 2008

Büyük yolun sonunda ne var? Gerçekler mi; yalanlar mı hayal kırıklığı mı; ne oluyor oralarda yolun bitim noktasında… Yol ayrımında hangi yöne gitmelim, sağım mı daha güvenilir yok yok sol tarafım hangi tarafa gitmeli… Hangi yol doğru yol, bunu hiçkimse neden bilemiyor.? Düşe düşe gidiyoruz o yollarda. Aniden yanımızdan kimin geçeceğinin bile kestiremiyoruz. Halbuki herkesle aynı anda yola çıkmıştık. Bizmi yolu bilemedik yoksa onlar mı kestirmeyi seçti. Şimdi ne desek o kadar maanasız ki hayat aslında tozlu mu tozlu taşlı mı taşlı iknceli mi işkenceli bir yol. Kimi en küçük taşta yere düşerken kimi neden hemen toparlanır bilmiyorum. Hayat bir de öyle acımasız ki hiç birşeyi aldırmıyor. Bazen yere düşersiniz heryeriniz kanrevan içinde ama en yakınınız bile yanınızdan tozu dumana katarak geçer; hiçbir yaranıza acınıza bakmadan. Aslında hep derler ya sağ gözün sol göze faydası yok işte bunuda anlıyoruz. Nekadar acıyor şimdi yaralarınız değil mi? Üstelik kimsede yok buralarda oralarda hayat kötü bir şaka belki de her an biri gelip ensenizden çıkarabilir. HİÇBİR GÖZYAŞIDA PARA ETMEZ ORALARDA BİKERE YAŞANIR HAYAT BU YÜZDEN NASIL YAŞAMALI VE HANGİ YOLU SEÇMELİSİZ. İsterseniz Buradan Buyurun

Hoşça Kalın Sevgili Aşklarım

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Gözlerimin ışıltısına ayrı bir renk kattığınız için, hepinize ayrı ayrı teşekkür etmek istedim. Bana yaşattığınız bu doyumsuz zevki bir daha bulamayacağım ama gitmek zorundayım… vedalardan hoşlanmam, Mehmet iyi bilirsin, yüreğimde sus pus olmuş gözlerinize bakarken… Dayanamazdım hasretinize…  Lütfen, sizi çok sevdim evet. ama bakın sizi terk ediyorum. Bana kızmayın, sadece onunla birlikte bir hayat, istediğim…. Yoo ağlama Harun! Gözyaşına tahammülümün olmadığını bilirsin. Geçen yaz ayrıldığımızda kendini iyi tutmuştun. fark etmedim zannettin ama ben anladım. Dudaklarının büzüşmesi, ben giderken bile yerdeki bakışların… Sen hiç yere bakmazdın ki. Başın daima dik olmak zorundaydı. Kendini öyle iyi hissediyordun. neyse, anladım işte.. Neden gittiğimi hiç sormadınız??? O kadar acı olmasa gerek gidişim. Lütfen sadece birkaç gün… Benim için daha fazla üzülmeye değmez. Emin olun. (more…)

Aşkların En Güzeli

Pazartesi, 23 Haziran 2008

Hayatıma renk katan aşkın sahibine…
Barış’a…

Siz hiç görmediğiniz birisinde aska rastladınız mı?
Ben hep yanımda olmayan birsini sevmenin nasıl olduğunu merak ettim.
Bir Kays olup ta Leyla’yı sevmenin ne demek olduğunu anlamaya çalıştım.
Şayet anlamak yeterli olsaydı, delilik deyip geçerdim. Metafizik denilen bir boyuta ulaşmak gerekiyordu bunu anlamak için ve ben simdi oranın yolcusuyum..
(more…)

Bu Kadar Sevebilirmisin

Pazar, 22 Haziran 2008

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra… Okullarını bitirince hemen evlendiler. (more…)

Elindekilerle Yetinmek

Cuma, 20 Haziran 2008

Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş.
Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş. Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.
(more…)

Münir Özkul

Perşembe, 19 Haziran 2008

Yaşar Usta !..

Bak beyim, sana iki çift lafım var…

Koskoca adamsın, paran var, pulun var, binlerce kişi çalışıyor emrinde… Yakışırmı sana ekmekle oynamak..? Yakışırmı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu kar’da kışta sokağa atmak, aç bırakmak..? Ama nasıl yakışmasın ki… Sen değilmisin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören, anlıyormusun beyim bu çocuklar bir birlerini seviyor.. Ama ben boşuna konuşuyorum, sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum.. Sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrika sahibi Saim Bey… Sen mi büyüksün… Hayır Ben büyüğüm, Ben Yaşar Usta, (more…)

Tiger and the Snow - Kar ve Kaplan

Çarşamba, 18 Haziran 2008

Acaba aranızda benim gibi yıllarca o’nun geleceğini umut ederek bekledi, sizi bilmem ama ben hem rüyalarımda o’nu gördüm hemde o gelecek diye yüzlerce mektup yazdım onardım pas tutan yüreğimi şimdi çok iyiyim çünkü o var ve bırakmıyacağım asla…

(more…)

Bir Şubat

Salı, 17 Haziran 2008

Şu an 1 şubat akşamı ve rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, kardeşim, bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin. Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,….. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin. Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, (more…)


38 sorgu. 0.510 Saniyede Olustu.