‘nun’ olarak etiketlenmiş yazılar

Dört Duvar, İki Gün ve Sen

Pazartesi, 16 Haziran 2008

Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. (more…)

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Pazar, 15 Haziran 2008

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir
ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur…
Aşkta yarın yoktur sevgili.
Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. (more…)

Sessiz Gemi - The Silent Cruiser

Cuma, 13 Haziran 2008

Sessiz Gemi
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! (more…)

Yıllar Sonra Bir Gün

Cuma, 13 Haziran 2008

Yıllar Sonra Bir Gün
Huzur evinin kapısından hızlı adımlarla giren ve halinden 60-70 yaşlarında olduğu anlaşılan kadın, girişteki danışmadan bir şeyler sorar.
Danışma memuruyla aralarında geçen ve kısa süren konuşmadan sonra aradığı şeye bir an önce kavuşma heyecanıyla olsa gerek daha bir hızlı adımlarla merdivenlere yönelir.
Kapı numaralarına bakarak ilerlemektedir koridorda. (more…)

Ortaoyunu

Çarşamba, 11 Haziran 2008

ORTAOYUNU

1.ORTAOYUNUN KAYNAĞI
Orta Oyunu’nun, “Meydan oyunu” ve “Kol Oyunu” dan geçerek varmış olduğu son şekil; konuları, oyunların dramatik yapısı, oyun tarzı, komik unsûrları ve tipleri ile Karagöz’ün Perde’den meydan’a inmiş şeklinden ibârettir. Şükrü Elçin de Ortaoyununu aynı şekilde “Meddahın çok sanatkârlı şekli veya Karagöz’ün perdeden yere inmiş nev’i” olarak tanımlamaktadır. Meddah’ın çok sanatkârlı bir şekilde veya Karagöz’ün perdeden yere indirilmiş hali olarak tarif edebileceğimiz Ortaoyunun Türkiye’de eski kol oyunlarının temsili bir karakter alması ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. (more…)

Saraydaki Halk Tiyatrosu

Çarşamba, 11 Haziran 2008

HALK TİYATROSU
Halk tiyatrosu kavramı ülkemizde üzerinde çok tartışılmış olan kavramlardan biridir. Bu tartışmalarda ortaya konan düşünceler pek çok bakımdan farklı olmalarına rağmen, aralarında bazı ortak noktalar bulunduğu da gözlenmektedir. Bu tartışmalarda öncelikle üzerinde durulan konu, halk tiyatrosunun seyircisi sorunudur. Bir görüşe göre halk tiyatrosunu, “seyircisi halk olan tiyatro” şeklinde tanımlamak gerekir. Ancak bu noktada bir tartışma ortaya çıkmaktadır: Halk kimdir? Halkın belirli bir sınıf olmadığı üzerinde hemen herkes hemfikirdir. Ancak, hangi sınıfların halk sayılabileceği konusunda tartışmalar vardır. Bir görüşe göre halkı, “emekçi sınıflar” şeklinde tanımlamak doğrudur. (more…)

Annemle Aramızdaki Bağ

Cuma, 06 Haziran 2008

Annemle aramızda, hiç konuşmadan sessizce kurduğumuz bir iletişim bağı vardır.
Bundan on dört yıl önce, annemden… en iyi arkadaşımdan… en yakın dostumda 800 mil uzakta, Indiana, Evansville’de yaşıyordum.
Bir sabah, sessiz sessiz düşünürken, birdenbire annemi arayıp, nasıl olduğunu sormam gerektiği duygusuna kapıldım. Önce biraz tereddüt ettim.
Annem dördüncü sınıf öğretmeni olduğu için, sabahın 5:15’inde onu aramak, onun günlük programını aksatabilir ve onu derse geç bırakabilirdi. Ama içimden bir ses annemi hemen aramamı söyledi. Annemle üç dakika kadar konuştuk ve bana iyi olduğunu söyledi.

Aynı gün daha sonraki saatlerde telefonum çaldı. Annemdi, bana sabahki telefonumun hayatını kurtardığını söyledi. Annemin işe gittiği yolda çok büyük, zincirleme bir kaza olmuş ve eğer annemi üç dakika kadar daha geç arasaymışım, annemin de o kazada yaralanması ya da ölmesi kaçınılmaz olacakmış.

Bundan sekiz yıl önce, ilk çocuğuma hamile kaldığımı anladım. Bebek 15 Mart’ta dünyaya gelecekti. Doktora bu tarihin benim tahminimden çok erken olduğunu söyledim. Bebek benim tahminlerime göre 29 Mart ile 3 Nisan arasında doğacaktı, çünkü o süre annemin bahar tatiliydi ve bebek doğduğu zaman annemin yanımda olmasını istiyordum. Doktor gülümseyerek tahmini tarihin mart ayı ortası olduğu konusunda ısrar etti. Bense sadece gülümsedim. Reid 30 Mart’ta dünyaya geldi. Annem ise 21 Mart’ta yanıma geldi.

Altı yıl önce tekrar hamile kaldım. Doktor bebeğin mart ayı sonuna doğru doğacağını söyledi. Ben, bu kez daha önce doğacağını, - tahmin ettiğiniz gibi – annemin tatilinin bu kez mart ayı başına rastladığını iddia ettim. Doktorla birbirimize bakıp gülümsedik. Breanne Mart’ın 8’ınde dünyaya geldi.

Bundan iki buçuk yıl önce, annem kansere yakalandı. Zamanla tüm enerjisini, iştahını ve konuşma yeteneğini yitirdi. Annemle Kuzey Carolina’da hafta sonunda birlikte olduktan sonra, Ortabatı’ya dönmem gerekiyordu. Annemin yatağının yanında diz çöktüm, elini tuttum ve ona, “Anneciğim, tekrar gelmemi ister misin?” diye sordum. Başını evet anlamında sallarken, gözlerini araladı.
(more…)

Anka Kuşu

Cuma, 06 Haziran 2008

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş…

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler. (more…)

Rüyhan Duralı - Sevgiliye Aşk

Çarşamba, 04 Haziran 2008

Her şeyin başlangıcı aşk.. Birine aşık oldu ve bu aşk onu yazar yaptı. Büyük bir aşkın meyvesi olarak 1977 baharında kırklareli’de doğdu. Kırklareli anadolu lisesine giderken gazetecilik mesleğine aşık oldu. Tıp okumaktansa, son dakika tercihi ile istanbul üniversitesi radyo televizyon bölümünü tercih etti. 17 yaşında geldiği istanbula aşık oldu. Dünyanın hemen hemen her şehrini görmesine rağmen, şehri istanbul’a hala aşık. 18 yaşında show tv spor servisinde iş hayatına başladı. İşine aşık oldu.spor muhabiri olarak görevine başladı. İki yıl sonra atv spor servisine geçti. İki yıl çalıştıktan sonra show tv’ye geri döndü. Maraton, televole, pazar keyfi programlarında muhabirlik yaptı. Çok insan tanıdı, dünyanın en güzel şehirlerini gezdi, iyi paralar kazandı. (more…)

34 sorgu. 2.908 Saniyede Olustu.