‘olarak’ olarak etiketlenmiş yazılar

Güven

Çarşamba, 03 Eylül 2008

Ergenlik dönemini hayatımın miladı olarak kabul ederim. Çünkü o dönemde şuan olduğum kişiye dönüşmüştüm. Çocukken saf ve temiz duygularım vardı. Kanardım herkese, güvenirdim. İlkokulda herkesle arkadaş olur öğle yemeğimi paylaşırdım.

Ne olduysa lisede oldu. Birinci sınıf sanırım. İnsanlarla arama meshafe koymaya başladım. Onlara güvenmiyordum. Hiç kimseyle arkadaşlığımı fazla ilerletemiyordum. En azından benim tarafımda. Onlar büyük ihtimalle beni arkadaşları olarak görüyorlardı. Ama benim için değildi. Kendim ile hep Raistlin’e  benzediğimi söylenerek övünürdüm. Meğersem benzemiyormuşum. Benzemeye çalışıyormuşum. Kurnaz, kimseye güvenmeyen ve insanları kendi çıkarları için kullanan, kolayca yönlendirebilen biri. Şu anki kişiliğime çok uyuyor. Ama geçmişte ki halim ile Raistlin’in pek bir bağlantısı yok bunu şimdi idrak ediyorum. (more…)

30 Ağustos Zafer Bayramı

Cumartesi, 30 Ağustos 2008

GÜNÜN ANLAMI VE ÖNEMİ

Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu. Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919′da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919′da Ankara’ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920′de TBMM’yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı’nın merkezi Ankara oluyordu. TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. (more…)

Ölmeyi Bile Beceremedim

Salı, 22 Temmuz 2008

Büyük bir ses hatırlyorum bir de oluk oluk akan kanımı…Yerde süzülürken aşağıya doğru damla damla akarken,gözlerimin yavaştan kapanmasını,etraftan gelen sesleri…Ve sonra ilaç kokularının sindiği bir odada olduğumu zannediyorum.Gözlerimi henüz açamıyorum.Hangi taradtayım bilemiyorum.Sanki birileri benle konuşuyor yada aralarında konuşup,gülüşüyorlar.Onuda kestiremiyorum tam olarak.Ya siyah bir yerdeyim ya da beyaz bir yerdeyim,ya ağlıyorum ya gülüyorum….Henüz olanları da hatırlamıyorum ,nerde olduğumuda.Beynimin içinde durmadan dıt dıt dıt…. Sesleri geliyor.Sanırım gerçekten o odadayım ve yaşıyorum.Şimdi bazı şeyleri hatırlamak için kendimi zorluyorum .Bi kapı sesi duyuyorum birde ardından gelen bi kaç benim hakkında bilgisi olan kişiler geliyor…sanırım doktorlar.Yavaş yavaş gözlerimi aralıyorum etraf pek bulanık gibi her yer bembeyaz.Kolumda bi şeffaf boru ve içinden kan damlıyor bedenime…doyuruyor beni.

(more…)

Sıfır Dediğimde

Salı, 15 Temmuz 2008

Sıfır dediğimde, 2007 yılında, Gökhan Yorgancıgil yönetmeliğinde çekilmiş, içinde psikoloji, sembolik, masal ve gizemi bir arada bulunduran; ayni zamanda bilimle mistisizmin karşı karşıya geldiği, yer yer aynı safa geçtiği bir tür dram filmi. Senaryo, gerçek bir hikâyeden esinlenerek Sekans Senaryo Grubu tarafından kaleme alınmış. Oktay Kaynarca, Damla Tokel, Görkem Yelten ve Hazım Körmükcü gibi tanıdık isimler kendilerine tam da oturan rollerde canlandırıyorlar karakterleri. Aslı (D. Tokel), Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisidir. İçine kapanık, az konuşan, sade giyimli, yani tutuk; fakültedeki ve çevresindeki herkesten ayrı olduğu belli olan (çizimleriyle örneğin), hocalarının gözünde önemli olan, çok ta kendi halinde bir kızdır. (more…)

Yine Gece Yine Gündüz

Pazar, 29 Haziran 2008

Saati tam olarak kestiremiyorum yorgunum ve bitkin kendimden bezmiş gece bitmiş gibi gündüz daha tam yüzünü göstermemiş yatağımda uzanıyorum istemiyorum aslında yavaştan kalkıyorum yürüyecek pek halim yok pencerenin önüne gelip bi kürsü çekiyorum ouruyorum orada perdeden siyah bir tılsım aydınlanıyorr geceden kalma bir yıldız var bana bakıyor bende ona saati belirleyemiyorum pekte önemi yok diye düşünüyorum zamanı takmak çok saçma çünkü o seni ne bekler ne seni takar sürekli yol alır sen yol alsanda almasanda o seni hiç beğenmez seni sewmez arkasına bakmaz hep döner tüm saatler dakikalr saniyeler sonra bilmiyorum işte onlar birbirini kovalıya dursun bende böle otura durayım. (more…)

Ne Olmuş..?

Perşembe, 26 Haziran 2008

Öncelikle şunu ilk olarak belirteyim, paylaşıma sunacağım resimleri ben çekmedim ve bu resimlerdeki anlatımlar benim fikirlerim anlamınada gelmesin ve bunu unutmadan yorumlarsanız sevinirim…

Türkiyeyi çok özledim boyoz-gevrek-vapur-çay-barış-konservatuar bahçesi-cumhuriyet okulu bahçesi ve daha sayamadığım bir çok şey ama az kaldı geliyorum, gerçi fransa çok güzel bir yer fakat yaşanılmış güzel hatıralar çok daha ağır basıyor… Yaşasınnn !. 5 Temmuzda İzmir’deyim… sizlerle paylaşmak istediğin resimler bir sokak fotoğrafcısının albümünden muhtemelen, kim olduğunu bilmiyorum ama paylaşmak istiyorum, ne olmuş ?

(more…)

Hayat ve Mutluluk

Pazartesi, 23 Haziran 2008

Hayat aslında nedir. Sadece mutlu mesut yasamakmı.yoksa dert tasalarla dolu bir hayat sürmekmi?
Bence hayatın içinde sadece cirelerle bakmak degil. Hep mutlu olmayı hedef etmeyim. Mutlu olmak herkezin isteyecegi bir seydir. İşte hayat dedik Ya tam mutlu olmaya calıştıgın zaman araya hayat girmese.ama bi yönden de hayat insanı kendine getirir.ne yaptıgının ve ya yaptıklarnın farkına varırsın, Sonuc olarak hayatın cireler bazen mutlugu artırır.mutluluksa hayatın ne olabilcegini insana fark ettirir.

Dört Mevsim Aşk

Cuma, 20 Haziran 2008

Her ilişki bir bahçeye benzer. Eger yeserip gelismesi isteniyorsa, düzenli olarak su verilmelidir.Beklenmedik hava degisiklikleri kadar mevsimleri de dikkate alarak özel bakim gösterilmelidir.Yeni tohumlar ekilmeli ve yabani otlar ayiklanmalidir.Tipki bunun gibi, askin büyüsünü canli tutmak için de, mevsimlerini anlamali ve askin kendine özgü ihtiyaçlarini doyurmaliyiz.

(more…)

Münir Özkul

Perşembe, 19 Haziran 2008

Yaşar Usta !..

Bak beyim, sana iki çift lafım var…

Koskoca adamsın, paran var, pulun var, binlerce kişi çalışıyor emrinde… Yakışırmı sana ekmekle oynamak..? Yakışırmı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu kar’da kışta sokağa atmak, aç bırakmak..? Ama nasıl yakışmasın ki… Sen değilmisin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören, anlıyormusun beyim bu çocuklar bir birlerini seviyor.. Ama ben boşuna konuşuyorum, sevgiyi tanımayan adama sevgiyi anlatmaya çalışıyorum.. Sen büyük patron, milyarder, para babası, fabrika sahibi Saim Bey… Sen mi büyüksün… Hayır Ben büyüğüm, Ben Yaşar Usta, (more…)


42 sorgu. 0.403 Saniyede Olustu.