‘oldu’ olarak etiketlenmiş yazılar

Bir Erkeğin Günlüğünden

Pazartesi, 01 Aralık 2008

Bugün yine bensiz uyandın bir sabaha daha. Ama eminim yine aynı huzursuzlukla uyandın. Canını sıkan yine bendim, biliyorum. Canını yine yakan… Ben bugün uyanamadım yine, dün gece yine uyuyamamış olduğumdan.Rahat bıraksalar beni,bi rahat bıraksalar ahh.. neler vermezdim koşup gelmek için seni ilk öptüğüm yere. Bir kez uzaktan görebilmek seni, yüzsüzlük yapıp yolundan döndürebilmek seni… Yapardım biliyorsun. Gözünde hep artsız bir çocuktum ben. Hep isterdim ve hep alırdım en güzel karşılıkları. Sen bilmezdin aslında bunların hiç birine değmeyeceğimi.Bebek gibi masumdun ve inanırdın dudağımdan dökülen tüm gerçek tüm yalan tüm tatlı kelimelere.Bir gidiyorum diyişime inanamadın. Çünkü demedim. Sen anladın. Ben bittim. Sonra da sen. Ve kum saati döndü olduğu yerde. Senden bana akan her aşk tanesi geri döndü yüzüme çarptı. Ve insanlar sadece zaman geçiyor sandı.Ben geçtim halbuki senin hayatından. Deldim geçtim biliyorum.Kaç gece uyuyamadığını biliyorum rüyalarına giremeyişimden.Kaç kez içip benim için ağladığını da beni engellemeyi unuttuğun zaman msn inden.Sen seni unuttuğumu sanırdın ;ama çoğu zaman hatırlardım seni hiç hak etmediğimi.Ve ağlardım.Bir sen göremezdin ağladığımı.Hele ki senin için.Duysan bilirdim erirdi yine yüreğinin duvarları ve koşup gelirdin bana.İstemedim. (more…)

Bitmez Bu Konu

Pazartesi, 01 Aralık 2008

Çok güzel bir hikaye yazamadım ama iyi filmleri buldum.
Erken yatmayı öğrenemedim ama güneşi gece kadar çok sevdim.
Bir şarkı yazamadım ama şarkılara eşlik ettim.
Güzel fotoğraf çekmeyi öğrenemedim ama bakmayı öğrendim.
Beni sevenler çok oldu ama birine aşık oldum.
Ney çalmayı öğrenemedim ama her duyduğumda ağladım.
Sigarayı bırakamadım ama azaltabildim.
Mükemmel yemek yapmayı öğrenemedim ama her defasında denedim.
Hiç bulaşık yıkamadım ama çok temizlik yaptım.
Roma’ya gidemedim ama kendime söz verdim.
Kahraman olmadım belki ama hiç bir zaman korkmadım.
Kalabalık beni içine aldı ama yalnızlığı çok sevdim.
Çok iyi bir dost değilimdir belki ama düşmanlık beslemedim.
Okyanuslar aşamadım ama denizin hep yanındaydım.
insanlar bir birlerine düşmanlar ama ben herkesi sevdim.
İbrahim Tatlısesi sevemedim ama hiç küfür etmedim.
Televizyonda film izledim ama müzikten vazgeçmedim.
Eskiyen eşyaları sevdim ama hiç pas tutmadım.

Ölmeyi çok istedim ama hiç beceremedim..

Sevgisiyle Sevdamı Alevlendiren Tek Aşk’a

Perşembe, 27 Kasım 2008

Sevgisiyle sevdamı alevlendiren tek aşka; Soner Soydaş’a
kimbilir kaç deftere yazıldı aşkın
kaç ağaca kalp içinde kazındı adın
biliyor musun ki kaç yürek sevdi seni
o kaç yürekten biri bendim..

hatıralarla gelen acılar sevinçlerim
oldu senle
ismini anımsayarak değil özümseyerek
dilledim kalbime
kimseler bilmesin diye gizli gizli
sevdiğim; sevgilim
o kaç yürekten biri bendim..

çok gözler ağladı içten içe belki
senin için
çok dil uzak kaldı belki senden
sözlerin için
kaç ten ayrı kaldı teninden
yâri için
o kaç yürekten biri bendim..

ey yüreğine kilit vurmuş
gizli sevdam!
görürsen bir gün bedenen
kabul etmeyen
ruhların kavuşmasını
hissedersen herhangi bedenden
çaktığını şimşeklerin
kaç kadının senin aşkın uğruna
yandığını duyarsan
o kaç yürekten biri bendim..

Sıkı Mutualizm

Cumartesi, 22 Kasım 2008

Gece çökmüş yine,bir ay ışığı sızar çökük masam. Tahtadan yapılmış gıcırdar üstünde uzun süredir oturuyorum. Elimde kalemim, dökülür düşlerim…. Ufak bir ışık benimler saatlere ilerler,aydınlatır yüzümü…. Penceremden gelen soğuk rüzgar,uçuşan kağıtlarım var. O kadar dağılmış ki etraf, yinede düzen dolu içerisi… Arka fonda gecenin siyahlığı. Herkes çoktan susmuş,lambalar sönmüş, gündüzde olduğu gibi yorganlar üstüne çekilmiş insanlar dolu şu ilerleyen saatlerde.Uyuyorlar gündüzdeki gibi… Tek fark karanlıkta ve bu biraz daha masumane.Gündüz herkes cicilerini giyer.Büyük bir mutualizm içinde,kimi gevşek kimi sıkı… Ama genelde gevşek bir mutualizm var.Birbirimizden aldığımızı alırız, bazen de veririz ayıp olmasın diye,sonra el sallarız herkese, her şeye… Kimi bulursak devam ederiz yolumuza.Aldığımızı alırız ya gerisi yalan dünyanın oyunu.Birde bu oyunda kendimizi en uyanık olan sanıyoruz kendimizi. Herkes gibi. Ama bir gün kafamıza kadar çektiğimiz yorganı indirince, herkesin silahını bize çevirdiğini görürüz. Etraf böyle oyunlarla dolu. Bazen de sıkı bir mutualizm içindeyiz.Yine birbirimizden karşılıklı yararlanırız.Zaten bunu olmaması imkansız gibi bir şey insanın olduğu her yerde bir çıkarcılık, bir kullanılma,bir yok etme oyunu aslında her türlü oyun vardır.Ama bu biraz daha acımasız…. Çünkü yararlandığından ayrı yaşayamıyorsun.O kadar bağlanıyorsun ki kopamıyorsun, kopunca ölüyorsun.ne kadar korkutucu değil mi?Kopmak istediğinde ise kendini sonsuzluğa itiyorsun.Sadece kendini değil,karşılıklı.Ne güzel geliyor değil mi? (more…)

Bu Kış İçin Arızalı 10 Film

Pazar, 09 Kasım 2008

Kış geldi ve gün ışığı direncini kaybedince insanların genelinde bir hüzün olur mevsimlik, bu zamanlarda işte en arızalı filmler nedense beni hep mutlu etmiştir, gerçi her zaman bu psikolojik yada anlamak için ekrana kitlenmeyi gerektiren filmlerden yana olmuşumdur… Bilmem belki de sorun bendedir (: Şimdi efendim öncelikle kış dedik ve bilirsiniz hüzün melankoli ve duygusallığın yoğun olduğu bir dönem, bazı dönemlerinde derin iç savaşların, beni kimse anlamıyorların bolca olduğu dönem… Romanların ve filmlerin yanı sıra radyo da çıkan şarkıya eşlik etmenin olduğu dönem… Sevgili ile sarılıpta ekrana kımıldamadan bakmanın hiç bir başka mutluluk ile değişmezliğini anladığınız dönem… Sarı yapraklar, yağmur, kar ve karanlık ….

Filmlere geçelim uzatmadan lafı… Dikkat bu filmler asla beğenilme kaygısı taşamayıp yapılacak yorumlara “hadi ordan” diyebilecek kadar kendini beğenmiştir …

Bunlar sevdiğim sorunlu filmler, ilerde başka kategorideki (gerilim-duygusal-fantastik) filmlerinde paylaşmayı istiyorum…

(more…)

Kuracak Yeni Bir Hikayem Yok

Cumartesi, 08 Kasım 2008

İzinsiz çalıştığım kaçıncı gün, hatırlamıyorum. Şimdiden kuru, boş bir kabuk gibiyim lakin mütemadiyen çalışıyor olmam bunun sebebi değil; aksine belki de durumu katlanılır kılıyor. Elde edemeyeceğim şeyleri istediğim zaman diğerlerine benzediğimi farkettim. hayatta tutunacak daha çok şeyim oluyor. gözlerini uzağa dikmek ve sahip olmayı istemek yani. Öteki türlüsü, sahip olduklarından memnun, belli bir rotada, sessiz sedasız akmak. o de beni mutsuz ediyordu yalan yok. Sana burada metafor mecaz cart curt kullanamayacağım. Az önce uyandım ve birazdan giyinip işe gidicem geç kalıyorum netekim. Metafora zaman yok yani… Elde edemeyeceğim demek kabalık oldu hem kendime, hem diğerlerine. Kendimi daha az zavallı hissediyorum bir süredir. Çünkü bağımlılıklarımdan kurtulmuş gibiyim. Sıkılmadan içine dahil olabildiğim, özünde çok sıkıcı; ama bir şekilde bu öldürücü sıkıcılık duvarını aşmış bulunduğum şeyler, beni bir şekilde “yaşayabilir” hale getirdi, bunun ne kadar kıymetli bir şey olduğunu anlatsam anlatamam cörnıl, anlayamaz inan çoğusu. Sıkıcı sıkıcı herşey sıkıcı ve sonunda sıkıcı olmayan bir şey bulduğunda onun özünü sömürene kadar kendinin yapmak istersin ama bir özlü sözümde de dediğim gibi insana “sahip olmak” bahşedilmemiş. Dolayısıyla olamazsın, sahip olamazsın, kalırsın gariban, hissedersin garip, zavallı da biraz. Böyle hissetmek berbat birşeydir cörnıl. Hareketli günler geçiriyorum. Kıymetli deneyimler ediniyorum gerçekten. Tanıdığım insanlar hayatın belki benim hiç geçemeyeceğim köşelerinden geçerek bulunduğumuz noktaya gelmiş, onları tanımak, aynı şeye parçadaşlık etmek güzel lakin gün neye gebe olduysa olsun ve dahi doğurduysa doğurmuş olsun, gece eve gelindiğinde başka filmler dönüyor. Ben bu dünyadan tat alamadım günce. Ben buralarda bir mutlu olmayı, ait hissetmeyi, “hah, tamam” demeyi, akışına kaptırmayı beceremedim. Bulamadım, ne kadar yaklaşırsam yaklaşayım hep bir kör nokta çıktı eve gelince. Huzursuzluk, öz-kindarlık, garibanlık bütün hasılatı, mahsülü aldı götürdü. geriye şimdiki gibi boş bir kabuk kaldı hep. Sonra bir hadis-i şerif okudum;
Allah bir kulu sevdi mi onu dünyadan korur, tıpkı hastanıza suyu yasakladığınız gibi.

Belki sahih, belki değil.

Böyle uyumaklara alıştım da böyle uyanmaktan hala nefret ediyorum cörnıl.

Biliyorum artık çok zor çok… Kuracak yeni bir hikayem yok :(

Teşekkürler

İçimde Vardı, Dibini Gör

Pazar, 02 Kasım 2008

İçim çok daraldı,keyfim kaçmış şekilde….Yapacak hiçbir şey yok.Yalnızım…sıkkınım.Düşünceli bir tavır belirtmelimi etrafa yoksa biraz salak numarası mı yapmak gerekiyor. Biraz deli olmak gerekiyor sanırım şu hayatta,biraz uçuk. En uçuk noktada olmak gerekiyor. Yoksa çekilmiyor be hocam. Yol uzun ya hani arada miğde bulantısı yaşıyor herkes, arada bir çalkalanıyoruz. Kiminde büyük bir sarsıntı.Kimler çöktü..İnanmıyorum sende mi gittin. İçimde kaldı bir dakika; hani sen bir numaraydın pardon siz hani kendinizi en yükseklere yakıştıran aman tanrım sizde mi…. İçimizde kalmasın be hocam yoksa çekilmiyor. Hahahahaha…..kulaklarında çınlıyor mu kahkahalarım.İnan bana senin o gün bana yaptığın kadar değil.Hani her şey karşılıklıydı ya,hani menfaat için yaşıyordun.Olmayınca hızlı bir şekilde tekmeyi basıyordun ya. Hani sen kimseyi takmazdın ya….Bak karşılık geliyor.Ne oldu sustun, bulamadın mı kendini, bu çok normal sen yoksun ki. Kaç tanesin farkında mısın.Herkese bir kişilik bürünen sen şimdi her kapıya gidip kendini topla.Tabi onlar seni tanırsa.Kim olduğunu bilmeden dibini gördün…..Çok yazık. (more…)

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

Çarşamba, 29 Ekim 2008

29 Ekim 1923 ülkemizde cumhuriyet yönetiminin ilan edildiği gündür. Bugün ulusal bayram günüdür. Her yıl cumhuriyet yönetiminin ilanını 28 - 29 Ekim günleri Cumhuriyet Bayramı olarak coşkun törenlerle kutlarız.

Cumhuriyet Yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey tarafından 1299′da Söğüt ‘de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padişah denirdi. Osmanlı Devletini altı yüz yirmi dört yılda, otuz altı padişah yönetti. Son padişah Sultan Vahdettin’dir.

Eskiden ülkelerde tek kişi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi. Oğulun küçük olması, deli olması yönetici olmaya engel sayılmazdı. Böyle tek kişinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz yönetimine mutlakiyet denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız tek bir kişidedir.

Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padişaha, şaha, krala yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları hakan, padişah, şah, kral tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimine Meşrutiyet denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Osmanlı Devletinde 1876 ve 1908 yıllarında iki kez meşrutiyet ilan edildi. (more…)

Bi Habersiz

Salı, 28 Ekim 2008

Güçlüydü. Bir kadından daha güçlü.
Biraz alçaktı ama ana yüreği gibi sıcaktı sevgisi.

Kendisini yalanlara inandırdı. Ve belki de bu yüzden yalnızlığının tek mahkum adayı idi.
Belki de hayatla dalaveresi bu yüzden denk düşmüyordu, terazinin küfelerine. Sırf bu yüzden;hızlı yaşadı, çabuk yaşlandı.

Saçlarında ki aklar tescilledi; tecrübelerini yalnızlıktan topladığını. Aşka adadı kendini. Yanlış seçimleri de oldu, kurunun yanında yaşı da yaktığı gibi.

Bir romanı vardı ki oku oku bitmezdi. Öykünün esas kızından farkı yoktu. Bir tanımlama yapılacaksaydı, susmalar anlatırdı onu.
(more…)

38 sorgu. 4.332 Saniyede Olustu.
Film izle,Online izle,Online Film izle,Online Sinema,Turkce Filmler,Yabanci Film izle,Aksiyon Film,Macera FIlm,Animasyon Film,Duygusal Film izle, Online sinema izle, Full film izle,film izle,Vizyon Filmleri izle , Full izle,Turkce film izle,tam ekran film izle,sinesalon,izle,film,full,korku filmi izle, film Izle Dizi Izle Online Film Izle Indirmeden Film Izle Vizyon Filmler Direk Izle Netten Film Izle Canli Sinema Muzik Dinle Bedava Film Izle Film Indir Sinema Seyret Dizi Izle Tum Filmler Turk Filmi Izle Canli Film Izle Yabanci Filmler Turkce Filmler Filmizlesene Filim Izle Aninda Film Izle