Koku : Bir Katilin Hikayesi
Pazar, 26 Ekim 2008Her gün okuldan çıktığımda yolum sinemadan geçerdi mutlaka. Sinemanın panosunda „Das Parfum“ posterine hep gözüm takılırdı ve film bizzat isminin kendi içinde zıtlık oluşturduğu için ilginç olduğunu düşünürdüm. Posterde güzel resmedilmiş bir kadın, gül yaprakları; yani koku hoşluğu temsil ederken, ardından bir katilin çıkması garip geliyordu bana. Filmi seyretmek ancak modası geçtikten sonra nasip oldu. Beğendim.. ben de herkes gibi çok etkilendim hikayeden. Hatta Barış’a söyledim ve izleyince o da ayni fikirdeydi. Böylece bu ortak yazıyı yazmaya karar verdik. Koku filminin aslı Alman yazar Patrick Süskind’in 80’lerde kaleme aldığı romana dayanıyor. Okumadığım için henüz bir kıyaslama yapamayacağım ama yaptığım araştırmalara göre hemen hemen herkes filmin, kitabı yanında çok basit düştüğünü yazmış. Daha önce denemelerde bulunulmuş olmasına rağmen filmi çekmek te 2006 yılında Tom Tykwer’e kısmet olmuş.
Sıfır dediğimde, 2007 yılında, Gökhan Yorgancıgil yönetmeliğinde çekilmiş, içinde psikoloji, sembolik, masal ve gizemi bir arada bulunduran; ayni zamanda bilimle mistisizmin karşı karşıya geldiği, yer yer aynı safa geçtiği bir tür dram filmi. Senaryo, gerçek bir hikâyeden esinlenerek Sekans Senaryo Grubu tarafından kaleme alınmış. Oktay Kaynarca, Damla Tokel, Görkem Yelten ve Hazım Körmükcü gibi tanıdık isimler kendilerine tam da oturan rollerde canlandırıyorlar karakterleri. Aslı (D. Tokel), Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisidir. İçine kapanık, az konuşan, sade giyimli, yani tutuk; fakültedeki ve çevresindeki herkesten ayrı olduğu belli olan (çizimleriyle örneğin), hocalarının gözünde önemli olan, çok ta kendi halinde bir kızdır. 





