Uzaklar
Cuma, 14 Kasım 2008Yeni tanımaya çalıştığım bu evin penceresinden gökyüzüne bakıp bakıp ağlıyorum.
Bayramlarda iki kuruşluk oraya buraya atılmış bayram şekerleri gibiyim.
O kadar çok ağlıyorumki pastırma sıcaklarında yağmur yağıyor yüzümün en hüzünlü yerine.
Bu aralar herkezin eline bir bavul tutuşturup hayatımın en uzak yerlerine gönderiyorum.
İsyan ediyorum herşeye tüm olanlara, kendime olanlara, sevgime ……. Bedenim yığın torbası oldu.Herkes gitti ama benim döküntülerim kaldı. Kimse beni yerden toplamadı öylece orda kaldım uzun bir süre.Sonra birden kalmak istedim bulunduğum noktadan. Yavaş yavaş ayağı kalktım. Bedenim çok yorgundu,ruhum heryerim kırılıyordu. Ama ayağı kalktım ve yürümeye başladım. Nereye gideceğimi bilmiyordum aslında gidecek pekte yerim yoktu derdimi dinliyecek pek insan yoktu. Dinleyenlerde çoktan usanmıştı bu halimden, çaresizliğimden sesimden. Biliyordum bunları bu yüzden biraz dolaşıp eve gidecektim o dört duvara sürekli bana baknlara gidecektim Bazen evde saatlerce oturudum karşımdaki duvara bakarak 





